1. CİLT

Hadis Tarihi, Bazı Hadis Meseleleri, Hz. Peygamber'in İlmi Yayma Tedbirleri

2. CİLT

Kur'ân ve Sünnete Sarılma, İtikaf', İhyâ'u'l-Mevat, Îlâ, İsim ve Künye, Kaplar, Ecel ve Emel, Ebeveyne İyilik

3. CİLT

Bey(Alım Satım),Cimrilik,Bina, Tefsir

4. CİLT

Kur'an'ın Tilaveti ve Kıraatı,Tevbe,Rüya, İflâs

5.CİLT

Ölümü Temenni, Teşekkür, Cihad, Cidal ve Mirâ, Hacc ve Umre

6. CİLT

Hidane,Hased, Hırs, Haya, Hulk(Huy), Korku, Alemin Yaradılışı, Hilafet ve İmamet, Hul, Dua

7. CİLT

Diyetler, Borç ve Ödeme Âdabı, Zebâih (Kesimler),Dünyanın ve Yeryüzündeki Bazı Yerlerin Zemmedilmesi,Rahmet, Rıfk, Rehin, Riya, Zekât,Zinet

8. CİLT

Sehavet ve Kerem, Sefer (Yolculuk) Âdâbı, Müsâbaka ve Atıcılık, Sual, Sihir ve Kehanet, İçecekler,Şirket, Şiir,Namaz,

9. CİLT

Oruç, Sabır

10. CİLT

Sıdk (Doğruluk), Sadaka ve Nafaka, Sıla-i Rahm, Sohbet, Mehir, Av, Allah'ın Sıfatları, Misafirlik (Ziyafet), , Taharet

11. CİLT

Yiyecekler, Tıb ve Rukye, Talâk (Boşanma), Zıhâr, İlim, Af ve Mağfiret, Âzad Etme

12. CİLT

İddet ve İstibra, Ariyet, Umrâ ve Rukba, Gazveler,Kıskançlık,Gadab (Öfke), Gasb,Gıybet ve Nemine,Musiki ve Eğlence, Gadr (Vefasızlık), Fezâil

13. CİLT

Feraiz ve Mevaris (Miraslar), Fitneler Hevalar ve İhtilaflar, Kader

14. CİLT

, Kaza (Dava) ve Hüküm, Katl, Kısas, Kasâme, Mudarabe, Kıssalar, Kıyamet, Kesb (Kazanç), Yalan

15. CİLT

Kebair, Libas (Giyecekler), Lukata (Bulutular), Lian, Lakît, Oyun ve Eğlence, Lanetleme ve Sövme, Mev'izeler, Muzaraa (Ziraî Ortaklık), Medh, Mizah ve Şakalaşma, Ölüm, Mescidler, Peygamberlik, Nikah

16. CİLT

Nikah, Nezr (Adak, Niyet ve İhlas, Nasîhat ve Meşveret, Nifak, Yıldızlar, Hicretler, Hediye, Hibe, Vasiyet, Vaad, Vekâlet, Vakıf, Yemin, İlaveler, Taharet, Namaz, Ezan

17. CİLT

Bu cild İbn Mace’nin Sünenine aittir. Mescidler ve Cemaatler, Namazı Eda ve Namazın Sünnetleri, Cenaze, Oruç, Zekat, Nikah (Evlenme), Talak, Kefaretler, Ticaretler, Ahkâm, Hibeler, Sadakalar, Rehinler, Şuf'a, Lukata (Buluntular), Köle Azad

    Hadis Ansiklopedisi | 16. CİLT

TAHARET BÖLÜMÜ - 1

* ABDEST VE GUSÜLDE KULLANILACAK SU MİKTARI

ـ86 ـ6073 ـ270ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ الْمُؤَمَّلِ بْنِ الصَّبَّاحِ، وَعَبَّادُ بْنُ الْوَلِىدِ؛ قَاَ: ثَنَا بَكْرُ بْنُ يَحْيىَ ابنِ زَبَّانَ. ثَنَا حِبَّانُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أبِي زِيَادٍ، عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ مُحَمّدِ بْنِ عَقِيلِ بْنِ أبِي طَالِبٍ، عَنْ أبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »يُجْزِئُ مِنَ الْوُضُوءِ مُدٌّ، وَمِنَ الْغُسْلِ صَاعٌ« فَقَالَ رَجُلٌ: َ يُجْزِئُنَا. فَقَالَ: قَدْ كَانَ يُجْزِئُ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنْكَ، وَأكْثَرُ شَعَراً. يَعْنِى النَّبِىَّ #.في الزوائد: إسناده ضعيف لضعف حبان ويزيد

.86. (270) (6073)- Abdullah İbnu Muhammed, babası tarikiyle dedesi Akil'den naklediyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Abdeste bir müdd, gusle de bir sa' su yeterlidir" buyurmuştu" dedi. Bunun üzerine orada bulunan bir zat Akil'e: "Bu kadar su bize yetmez" diye itiraz etti. Akil de: "Bu kadar  su senden daha hayırlı, saçı da senden daha  çok olan Zat'a yetti" diye cevap verdi. Burada kastettiği kimse Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) idi."

AÇIKLAMA:

Daha önce de belirtildiği üzere Hanefîlere göre bir sa' 4 müddür. Şu halde abdest alınan miktarın dört misli su ile boy abdesti alınabilmektedir. Fazlası israf sayılmalıdır.

* ABDESTSİZ NAMAZ MAKBUL DEGİL

ـ87 ـ6074 ـ273ـ حَدّثَنَا سَهْلُ بْنُ أبِي سَهْلٍ. ثَنَا أبُو زُهَيْرٍ، عَنْ مُحَمّدِ بْنِ إسْحَاقَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أبِي حَبِىبٍ، عَنْ سِنَانِ بْنِ سَعْدٍ،عَنْ أنَسِ بْنِ مَالِكٍ؛ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ # يَقُولُ: »َ يَقْبَلُ اللَّهُ صََةً بِغَيْرِ طُهُورٍ، وََ صَدَقَةً مِنْ غُلُولٍ«.في الزوائد: حديث أنس إسناده ضعيف لضعف التابعيّ. وقد تفرد يزيد بالرواية عنه فهو مجهول

.87. (273) (6074)- Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı şöyle derken işittim: "Allah, temizlik olmadan namazı, çalınan maldan da sadakayı kabul etmez."

* ABDESTİ MUHAFAZA

ـ88 ـ6075 ـ277ـ حَدّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمّدٍ. ثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أبِي الْجَعْدِ، عَنْ ثَوْبَانَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »اسْتَقِيمُوا وَلَنْ تُحْصُوا. وَاعْلَمُوا أنَّ خَيْرَ أعْمَالِكُمُ الصََّةَ. وََ يُحَافِظُ عَلَى الْوُضُوءِ إَّ مُوْمِنٌ«.في الزوائد: رجال إسناده ثقات أثبات. إ أن فيه انقطاعاً بين سالم وثوبان. ولكن أخرجه الدارميّ وابن حبان في صحيحه، من طريق ثوبان متص

.88. (277) (6075)- Hz. Sevban (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Her hususta dosdoğru istikamet üzere olun; meyletmeyin. Ama buna güç yetiremezsiniz. Öyleyse bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır. Kamil  mü'minden başkası abdesti (hakkı ile) muhafaza edemez."

ـ89 ـ6076 ـ279ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا ابْنُ أبِي مَرْيَمَ. ثَنَا يَحْيىَ بْنُ أيُّوبَ. حَدّثَنِي إسْحَاقَ ابْنُ أسِيدٍ، عَنْ أبِي حَفْص الدِّمَشْقِيّ، عَنْ أبِي أُمَامَةَ، يَرْفَعُ الْحَدِيثَ؛ قَالَ: »اسْتَقِيمُوا. وَنِعِمَّا إنِ اسْتَقَمْتُمْ. وَخَيْرُ أعْمَالِكُمُ الصََّةُ. وََ يُحَافِظُ عَلى الْوُضُوءِ اَِّ مُؤْمِنٌ«.               في الزوائد: إسناده ضعيف لضعف التابع.

89. (279) (6076)- Ebu Ümame (radıyallahu anh), Resulullah'tan naklen anlatmıştır: "İstikamet üzere olun! İstikamet üzere olsanız, bu ne iyidir! Amellerinizin en hayırlısı namazdır. Abdesti ancak kâmil mü'minler (hakkıyla) muhafaza ederler."

AÇIKLAMA:

Abdestin muhafaza edilmesini alimler iki şekilde anlamışlardır: 1- Namaz vakitlerinde abdestli olmak, namaza hazırlıklı bulunmak. 2- Namaz vaktinde ve dışında devamlı abdestli olmak.

Her iki manayı destekleyen rivayetler mevcuttur. Abdesti muhafazadan, "isbağ" yani birçok hadiste beyan edilen hakkını  vere vere alınan abdesti de  anlamamız mümkündür.

* TEMİZLİGİN SEVABI

ـ90 ـ6077 ـ284ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ النَّيْسَابُورِيُّ. ثَنَا أبُو الْوَلِىدِ، هِشَامُ بْنُ عَبْدَالْمَلِكِ. ثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ؛ أنَّ عَبْدَاللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ قَالَ: قِيلَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ! كَيْفَ تَعْرِفُ مَنْ لَمْ تَرَ مِنْ أُمَّتِكَ؟ قَالَ: »غُرٌّ مُحَجَّلُونَ. بُلقٌ مِنْ آثَارِ الْوُضُوءِ«.قَالَ أبُو الْحَسَنِ الْقَطَّانُ: حَدَّثَنَا أبُو حَاتِمٍ. ثَنَا أبُو الْوَلِىدِ. فَذَكَرَ مِثْلَهُ.في الزوائد: أصل هذا الحديث في الصحيحين من حديث أبي هريرة وحذيفة. وهذا حديث حسن. وحماد هو ابن سلمة. وعاصم هو ابن أبي النجود، كوفيّ صدوق، في حفظه شئ

.90. (284) (6077)- Abdullah İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü denildi. Ümmetinden, görmediğin kimseleri (kıyamet günü) nasıl tanıyacaksın?" Şu cevabı verdi: "Ümmetim, abdest sebebiyle alınlarında nur, kollarında nur, ayaklarında nur taşıyacaklar (bu nurla onları tanıyacağım)."

ـ91 ـ6078 ـ285ـ حَدّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إبْرَاهِيمَ. ثَنَا الْوَلِىدُ بْنُمُسْلِمٍ. ثَنَا ا‘وْزَاعِيُّ. ثَنَا يَحْيىَ ابْنَ أبِي كَثِيرٍ. حَدّثَنِي مُحَمّدُ بْنُ إبْرَاهِيمَ. حََدّثَنِي شَقِىقُ بْنُ سَلَمَةَ. حَدّثَنِي حُمْرَانُ مَوْلَىَ عُثْمَانَ ابْنِ عَفَّانَ؛ قَالَ: رَأيْتُ عُثْمَانَ بْنَ عَفّانَ قَاعِداً فِى الْمَقَاعِدِ. فَدَعَا بِوَضُوءٍ فَتَوَضَّأَ. ثُمَّ قَالَ: رَأيْتُ رَسُولَ اللَّهِ # فِي مَقْعَدي هَذَا تَوَضَّأَ مِثْلَ وُضُوئِي هَذا. ثُمَّ قَالَ: »مَنْ تَوَضَّأَ مِثْلَ وُضُوئِي هَذَا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ« وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »وََ تَغْتَرُّوا«.حَدّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ. ثَنَا عَبْدُالْحَمِيدِ بْنُ حَبِىبٍ. ثَنَا ا‘وْزَاعِيُّ. حَدّثَنِي يَحْيىَ. حَدّثَنِي مُحَمّدُ بْنُ إبْرَاهِيمَ. حَدّثَنِي عِيسىَ بْنُ طَلْحَةَ. حَدًّثَنِي حُمْرَانُ، عَنْ عُثْمَانَ، عَنِ النَّبِيَّ # نَحْوَهُ.في الزوائد: الحديث في مسلم خ قوله »و تغتروا«

91. (285) (6078)- Humran Mevla Osman İbni Affan (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Osman İbnu Affan'ı oturma yerlerine otururken gördüm. Abdest suyu istedi ve abdest aldı. Sonra da: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı oturduğum şu yerde oturmuş, benim şu abdestim gibi abdest aldığını gördüm. Abdestten sonra şöyle demişti: "Kim şu abdestim gibi abdest alırsa, geçmiş (küçük) günahları affedilir."

Resulullah sonra şunu ilave etti: "Sakın gurura düşmeyiniz."

*  MİSVAK

ـ92 ـ6079 ـ289ـ حَدّثََنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ. ثَنَا مُحَمّدُ بْنُ شُعَيْبٍ. ثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أبِي الْعَاتِكَةِ، عَنْ عَلِيِّ ابْنِ يَزِيدَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أبِي أُمَامَةَ؛ أنَّ رَسُولَ اللَّهِ # قَالَ: »تَسَوَّكُوا. فَإنَّ السِّوَاكَ مِطْهَرَةٌ لِلْفَمِ، مَرْضَاةٌ لِلرَّبِّ. مَا جَاءَنِي جِبْرِيلُ إَّ أوْصَانِي بِالسِّوَاكِ. حَتّى لَقَدْ خَشِيتُ أنْ يُفْرَضَ عَلَيَّ وَعَلَى أُمَّتِي. وَلَوَْ أنِّي أخَافُ أنْ أشُقَّ عَلَى أُمَّتِيلَفَرَضْتُهُ لَهُمْ. وَإنِّي ‘سْتَاكُ حَتّى لَقَدْ خَشِيتُ أنْ أُحْفِيَ مَقَادِمَ فَمِي«.في الزوائد: إسناده ضعيف

.92. (289) (6079)- Ebu Ümame (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Dişlerinizi misvaklayın. Çünkü misvak ağız için temizlik sebebidir, Allah'ın rızasına vesiledir. Cibril her gelişinde bana misvakı tavsiye etti; öyle ki bana ve ümmetime farz kılacağından  korktum. Ümmetime zorluk veririm diye endişe etmeseydim bunu onlara farz  kılardım. Ben öyle (ciddi) misvak kullanırım ki, öndeki dişlerimin (veya diş etlerimin) diplerinden kazınacağı endişesine kapılırım."

ـ93 ـ6080 ـ291ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ عَبْدِالْعَزِيزِ. ثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إبْرَاهِيمَ. ثَنَا بَحْرُ بْنُ كَنِيزٍ، عَنْ عُثْمَانَ ابْنِ سَاجٍ، عََنْ سَعِيد ِبْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أبِي طَالِبٍ؛ قَالَ: إنَّ أفْوَاهَكُمْ طُرُقٌ لِلْقُرآنِ. فَطَيِّبُوهَا بِالسِّوَاكِ.في الزوائد: إسناده ضعيف

.93. (291) (6080)- Hz. Ali (radıyallahu anh) buyurmuştur ki: "Muhakkak ki ağızlarınız Kur'an'ın yollarıdır, onları misvakla temizleyin."

* HELA DUASI

ـ94 ـ6081 ـ299ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا ابْنُ أبِي مَرْيَمَ. ثَنَا يَحْيىَ بْنُ أيُّوبَ، عَنْ عُبَيْدِاللَّهِ ابْنِ زَحْرٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أبِي أُمَامَةَ؛ أنَّ رَسُولَ اللَّهِ # قَالَ: »َ يَعْجِزْ أحَدُكُمْ، إذَا دَخَلَ مِرْفَقَهُ أنْ يَقُولَ: اللَّهُمَّ إنِّي أعُوذُ بِكَ مِنَ الرِّجْسِ النَّجَسِ، الْخَبِىثِ الْمُخْبِثِ، الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ«.قالَ أبُو الْحَسَنِ: وَحَدّثَنَا أبُو حَاتِمٍ. ثَنَا ابْنُ أبِيمَرْيَمَ. فَذَكَرَ نَحْوَهُ. وَلَمْ يَقُلْ فِي حَدِيثِهِ: مِنَ الرِّجْسِ النَّجَسِ. إنَّمَا قَالَ: مِنَ الْخَبِيثِ الْمُخْبِثِ، الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ.في الزوائد: إسناده ضعيف. قال ابن حبان: إذا اجتمع في إسناد خبرٍ عبيدُ اللَّهِ بن زحْر وعليّ بن يزيد والقاسم، فذاك مما عملته أيديهم ا هَ

.94. (299) (6081)- Ebu Ümame (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden biri, helaya girince sakın şu duayı okumaktan aciz olmasın: "Allahümme innî eûzu bike mine'rricsi'nnecesi elhabîsi'lmuhbisi, eşşeytani'rracîmi (Allahım, ben pis, necis, habis ve muhbis olan şeytan-ı racimden sana sığınırım."

ـ95 ـ6082 ـ301ـ حَدّثَنَا هَرُونُ بْنُ إسْحَاقَ. ثَنَا عَبْدُالرَّحْمَنِ الْمُحَارِبِيُّ، عَنْ إسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلمٍ، عَنِ الْحَسَنِ وَقَتَادَةَ، عَنْ أنَسِ بْنِ مَالِكٍ؛ قَالَ: كَانَ الْنَّبِيّ#، إذَا خَرَجَ مِنَ الْخََءِ قَالَ: »اَلْحَمْدُ للَّهِ الّذِي أذْهَبَ عَنِّي ا‘ذَى وَعَافَانِي«.)عن إسماعيل بن مسلم( في الزوائد: هو متفق على تضعيفه. والحديث بهذا اللفظ غير ثابت ا هَ

.95. (301) (6082)- Enes İbnu Malik anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) heladan çıkınca "Benden ezayı giderip afiyet veren Allah'a hamdolsun!" derdi."

* OTURARAK BEVL

ـ96 ـ6083 ـ308ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا عَبْدُالرَّزَّاقِ. ثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَبْدِالكَرِيمِ ابْنُ أبِي أُمَيَّةَ، عَنْ نَافِعٍ، عََنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ؛ قَالَ: رَآنِي رَسُولُ اللَّهِ # وَأنَا أبُولُ قَائِماً. فقَالَ: »يَا عُمَرُ! َ تَبُلْ قَائِماً« فَمَا بُلْتُ قَائِماً، بَعْدُ. )قوله عن عبدالكريم( في الزوائد: متفق على تضعيفه.

96. (308) (6083)- Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben ayakta akıtırken Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) beni gördü ve: "Ey Ömer! Ayakta akıtma!" buyurdu. Ondan sonra bir daha ayakta akıtmadım."

ـ97 ـ6084 ـ309ـ حَدّثَنَا يَحْيىَ بْنُ الْفَضْلِ. ثَنَا أبُو عَامِرٍ. ثَنَا عَدِيُّ بْنُ الْفَضْلِ، عَنْ عَلِيِِّ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ أبِي نَضْرََةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ؛ قَالَ: نَهىَ رَسُولُ اللَّهِ # أنْ يَبُولَ قَائِماً.سَمِعْتُ مُحَمّدَ بْنُ يَزِيدَ، أبَا عَبْدِاللَّهِ، يَقُولُ: سَمِعْتُ أحْمَدَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَخْزُومِيَّ يَقُولُ: قَالَ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ )في حدِيثِ عَائِشَةَ: أنَا رَأيْتُهُ يَبُولُ قَاعِداً( قَالَ: الرَّجُلُ أعْلَمُ بهذَا مِنْهَا.قَالَ أحْمَدُ بْنُ عَبْدِالرَّحْمَنِ: وَكانَ مِنْ شَأنِ الْعَربِ الْبَوْلُ قَائِماً. أَ تَرَاهُ، فِى حَدِيثِ عَبْدِالرَّحْمَنِ بْنِ حَسَنَةَ يَقُولُ: قَعَدَ يَبُولُ كَمَا تَبُولُ الْمَرْأةُ؟)ثَنَا عَدى بن الفضل( في الزوائد اتفقوا على ضعفه

.97. (309) (6084)- Hz. Cabir İbnu Abdillah anlatıyor "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ayakta akıtmayı  yasakladı. Muhammed İbnu Yezid Ebu Abdillah'ı dinledim, diyordu ki: "Ahmed İbnu Abdirrahman el-Mahzûmî'yi işittim, diyordu ki: "Süfyanu's-Sevrî, Hz. Aişe'den rivayet edilen "Ben Aleyhissalâtu vesselâm'ı ayakta akıtırken gördüm" hadisi hakkında: "Bu işi erkek, Hz. Aişe'den daha iyi bilir" dedi.

AÇIKLAMA:

Ayakta akıtma caiz mi değil mi münakaşa edilmiştir. Çünkü cevazına işaret eden rivayetler de vardır. Netice olarak şu söylenebilir: Hanefî ve Şafiî fakihler, şer'î bir mazeret olmadıkça  ayakta su dökmenin tenzihen mekruh olduğunu söylerler. Ancak Hz. Ömer, İbnu Ömer, Zeyd İbnu Sabit, Said İbnu'l-Müseyyeb, İbnu Sirin, İbrahim Nehaî, Şa'bî, Ahmed İbnu Hanbel ayakta akıtmanın mekruh olmadığına, caiz olduğuna hükmederler. İmam Malik de sıçrama endişesi yoksa mekruh değildir demiştir.

* HELA ADABI

ـ98 ـ6085 ـ317ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ رُمْحٍ الْمِصْرِيُّ. ثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أبِي حَبِيبٍ؛ أنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الْحَارِثِ بْنِ جَزْءٍ الزُّبَيْدِيِّ، يَقُولُ: أنَا أوَّلُ مَنْ سَمِعَ الْنَّبِيَّ # يَقُولُ: »َ يَبُولَنَّ أحَدُكُمْ مُسْتَقْبِلَ الْقِبْلَةِ« وَأنَا أوَّلُ مَنْ حَدّثَ النَّاسَ بذلِكَ.في الزوائد: إسناده صحيح. وحكم بصحته جماعة

.98. (317) (6085)- Abdullah İbnu'l-Haris İbni Cez' ez-Zübeydî anlatıyor: "Ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın: "Sizden kimse kıbleye dönük halde akıtmasın" sözünü ilk işiten kimseyim. Bunu insanlara ilk söyleyen de benim" dediğini işittim."

ـ99 ـ6086 ـ319ـ حَدّثَنَا أبُو بَكْرِ بْنُ أبِي شَيْبَةَ. ثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بَِلٍ. حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ يَحْيىَ الْمَازِنِيُّ، عَنْ أبِي زَيْدٍ مَوْلَى الثَّعْلَبِيِّنَ، عَنْ مَعْقِلِ بْنِ أبِي مَعْقِلٍ ا‘سَدِيِّ، وَقَدْ صَحِبَ النَّبيَّ #، قَالَ: نَهىَ رَسُولُ اللَّهِ # أنْ نَسْتَقْبِلَ الْقِبْلَتَيْنِ بِغَائِطٍ أوْ بِبَوْلٍ.قيل: أبو زيد مجهول الحال. فالحديث ضعيف به .

99. (319) (6086)- Ma'kıl İbnu Ebi Ma'kıl el-Esedî (radıyallahu anh) -ki Resulullah'a arkadaşlık yapmıştı- anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) büyük veya küçük abdest sırasında iki kıbleye yönelmemizi yasakladı."

ـ100 ـ6087 ـ320ـ حَدّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ. ثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمّدٍ. ثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ أبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِاللَّهِ. حَدًّثَنِي أبُو سَعِيدٍ الْخُدْرِيُّ؛ أنَّهُ شَهِدَ عَلى رَسُولِ اللَّهِ # أنَّهُ نَهىَ أنْ نَسْتَقْبِلَ الْقِبْلَةَ  بِغَائِطٍ أوْ بِبَوْلٍ.في الزوائد: هذا الحديث والحديث اŒتي، في إسنادهما ابن لهيعة.

100. (320) (6087)- Ebu Saidi'l-Hudrî (radıyallahu anh) anlattığına göre, kendisi, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın, büyük veya küçük abdest bozarken kıbleye  yönelmeyi yasakladığına şahid olmuştur."

ـ101 ـ6088 ـ321ـ قَالَ أبُو الْحَسَنِ بْنُ سَلَمَةَ: وَحَدًّثَنَا أبُو سَعْدٍ، عُمَيْرُ بْنُ مِرْدَاسٍ الدَّوْنَقِيُّ. ثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إبْرَاهِيمَ، أبُو يَحْيىَ الْبَصْرِيُّ. ثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ أبِي الزُّبيْرِ، عَنْ جَابِرٍ؛ أنَّهُ سَمِعَ أبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ يَقُولُ: إنَّ رَسُولَ اللَّهِ # نَهَانِي أنْ أشْرَبَ قَائِماً، وَأنْ أبُولَ مُسْتَقْبِلَ الْقِبْلَةِ.في الزوائد: في إسناده ابن لهيعة .

101. (321) (6088)- Hz. Cabir (radıyallahu anh), Ebu Saidi'l-Hudrî'nin: "Resulullah, beni ayakta, su içmekten ve kıbleye dönük olarak akıtmaktan yasakladı" dediğini işitmiştir.

ـ102 ـ6089 ـ324ـ حَدّثَنَا أبُو بَكْرِ بْنُ أبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيّ بْنُ مُحَمّدٍ. قَاَ. ثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ خَالِدِ بْنِ أبِي الصَّلْتِ، عَنْ عِرَاكِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ عَائِشَةَ؛ قَالَتْ: ذُكِرَ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ # قَوْمٌ يَكْرَهُونَ أنْ يَسْتَقْبِلُوا بِفُرُوجِهِمُ الْقِبْلَةَ. فَقَالَ: »أُرَاهُمْ قَدْ فَعَلُوهَا. اسْتَقْبِلُوا بِمَقْعَدَتِي الْقِبْلَةَ«.قَالَ أبُو الْحَسَنِ الْقَطَّان: حَدّثَنَا يَحْيىَ بْنُ عُبَيْدٍ. ثَنَا عَبْدُالْعَزِيزِ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ خَالِدٍ بْنِ أبِي الصَّلْتِ، مِثْلَهُ.قال النوويّ في المجموع: إسناده حسن، رجاله ثقات معروفون

.102. (324) (6089)- Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanında, fercleriyle kıbleye yönelmekten hoşlanmayan bazı kimseler zikredilmişti, şöyle buyurdular:

"Bunların öyle yaptıklarını sanıyorum. Benim abdest bozmak üzere oturduğum yeri kıbleye çevirin."

ـ103 ـ6090 ـ325ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ بَشَّارٍ. ثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ. ثَنَا أبِي؛ قَالَ: سَمِعْتُ مُحَمّدَ بْنَ إسْحَاقَ، عَنْ أبَانِ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ جَابِرٍ؛ قَالَ: نَهىَ رَسُولُ اللَّهِ # أنْ نَسْتَقْبِلَ الْقِبْلَةَ بِبَوْلٍ. فَرَأيْتُهُ، قَبْلَ أنْ يُقْبَضَ بِعَامٍ، يَسْتَقْبِلُهَا.َحَديث جابر هذا، قد حسّنه الترمذي

.103. (325) (5090)- Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), akıtırken kıbleye yönelmemizi yasaklamıştı. Ancak, vefatından bir yıl kadar önce ben onun kıbleye karşı  akıttığını gördüm."

AÇIKLAMA:

Şarihler gerek büyük, gerek küçük abdest bozarken kıbleye yönelme yasağının açık araziye mahsus olduğunu, ev içinde böyle bir yasağın olmadığını söylerler. Nitekim, mü'minleri bu hususta ikna için 102 numaralı hadiste görüldüğü üzere Aleyhissalâtu vesselâm, evdeki hela taşının kıble istikametine çevrilmesini söylemiştir."

* İSTİBRA

ـ104 ـ6091 ـ326ـ حَدّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمّدٍ. ثَنَا وَكِيعٌ ح وَحَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا أبُو نُعَيْمٍ، قَالَ: ثَنَا زَمْعَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ عِيسىَ بْنِ يَزْدَادَ الْيَمَانِيِّ، عَنْ أبِيهِ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »إذَا بَالَ أحَدُكُمْ فَلْيَنْتُرْ ذَكَرَهُ ثَثَ مَرَّاتٍ«. قَالَ أبُو الْحَسَنِ بْنُ سَلَمَةَ: حَدّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِالْعَزِيزِ. ثَنَا أبُو نُعَيْمٍ. ثَنَا زَمْعَةُ. فَذَكَرَ نَحْوَهُ.في الزوائد: يزداد ويقال له ازداد،  يصح له صحبة وزمعة ضعيف

.104. (326) (6091)- İsa İbnu Yezdad el-Yemânî babasından naklen  diyor ki: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Biriniz akıtınca, erkeklik uzvunu üç sefer çeksin."

AÇIKLAMA:

Bu tavsiye istibra için yapılmıştır. Yani küçük abdest bozduktan sonra idrar borusundaki akıntının kesilmesi gereklidir. Bu, şahsa, şahsın yaşına göre değişen usullerle tahakkuk eder.  Biraz beklemek, öksürmek, bir müddet yürümek, hadiste gelen tavsiyeye uymak, bu usullerden birkaçıdır. İstibra yapılmadan abdest alınır, sonra da bir sızıntı -az da olsa- meydana gelse abdest bozulur. İstibra ameliyesi daha  ziyade erkeklere mahsustur."

* YOLA ABDEST BOZULMAZ

ـ105 ـ6092 ـ328ـ حَدّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا عَبْدُاللَّهِ بْنُ وَهْبٍ. أخْبَرَنِي نَافِعُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ؛ أنَّ أبَا سَعِيدٍ الْحِمْيَرِيّ حَدّثَهُ، قَالَ: كَانَ مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ يَتَحَدَّثُ بِمَا لَمْ يَسْمَعْ أصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ # وَيَسْكُتُ عَمَّا سَمِعُوا. فَبَلَغَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو مَا يَتَحَدَّثُ بِهِ. فَقَالَ: واللَّهِ! مَا سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ # يَقُولُ هذَا. وَأوْشَك مُعَاذٌ أنْ يَفْتِنَكُمْ في الْخََءِ. فَبَلَغَ ذلِكَ مُعَاذاً. فَلَقِيَهُ. فَقَالَ مُعَاذٌ: يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍ! إنَّ التَّكْذِيبَ بِحَديثٍ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ # نِفَاقٌ، وإنّمَا إثْمُهُ عَلَى مَنْ قَالَهُ. لَقَدْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ # يَقُولُ: »اتَّقُوا الْمََعِنَ الثَّثَ: الْبَرَازَ فِي الْمَوَارِدِ، والظِّلِّ، وَقَارِعَةِ الطَّرِيقِ«.في الزوائد: إسناده ضعيف. ومتن الحديث قد أخرجه أبو داود من طريق آخر

.105. (328) (6092)- Ebu Said el-Hımyerî rahimehullah anlatıyor: "Muaz İbnu Cebel (radıyallahu anh), Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)' ın ashabınca işitilmemiş şeyler rivayet ediyor, onların işittiği (birçok) şeylerde de sükut edyordu. Abdullah İbnu Amr (radıyallahu anhümâ)'a onun  rivayet ettiği bir  hadis ulaşmıştı ki:

"Allah'a yemin olsun! Ben, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın bunu söylediğini işitmedim. Muaz'ın, kaza-i hacet  hususunda sizi yakında fitneye atmasından korkarım!" dedi. Onun bu sözü Muaz'a ulaştı (ve bir gün) Abdullah'la karşılaştı. Muaz:

"Ey Abdullah İbnu Ömer! Şurası muhakkak ki, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan gelen bir hadisi tekzib etmek nifaktır. Bunun günahı da bunu söyleyenedir. Ben, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini kesinlikle dinlemiştim: "Lanete  sebep olan şu üç şeyden kaçının: Suyun geldiği yollara, (halkın istifade ettiği) gölgelere, yolların üstüne abdest bozmak."

ـ106 ـ6093 ـ329ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا عَمْرُو بْنُ أبِي سَلَمَةَ، عَنْ زُهَيْرٍ؛ قَالَ: قَالَ سَالِمٌ: سَمِعْتُ الْحَسَنَ يَقُولُ: ثَنَا جَابِرُ بْنُ عِبْدِاللَّهِ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »إيَّاكُمْ وَالتَّعْرِيسَ عَلى جَوَادِّ الطَّرِيقِ، وَالصََّةَ عَلَيْهَا. فإنَّهَا مَأوَى الْحَيَّاتِ وَالسِّبَاعِ. وَقَضَاءَ الْحَاجَةِ عَلَيْهَا، فإنَّها مِنَ الْمََعِنِ«.في الزوائد: إسناده ضعيف

.106. (329) (6093)- Hz. Cabir İbnu Abdillah (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyururlar ki: "Geceleyin yolların üzerine yatmaktan, oralarda namaz  kılmaktan sakının. Çünkü yolların üstü yılanların ve vahşi hayvanların sığınağıdır.  Yoların üzerine abdest bozmaktan da sakının. Çünkü, bu lanet vesilesidir."

ـ107 ـ6094 ـ330ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا عَمْرُو بْنُ خَالِدٍ. ثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ قُرَّةَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أبِيهِ؛ أنَّ النَّبِيَّ # نَهىَ أنْ يُصَلَّي عَلى قَارِعَةِ الطَّرِيقِ، أوْ يُضْرَبَ الْخََءُ عَلَيْهَا، أوْ يُبَالَ فِيهَا.في الزوائد: إسناده ضعيف. ولكن المتن له شواهد صحيحة .

107. (330) (6094)- Salim (radıyallahu anh)  babasından naklen anlatıyor: "Resulullah  (aleyhissalâtu vesselâm) yol ortasında namaz kılmayı, oralarda büyük veya küçük abdest bozmayı yasakladı."

*  HELADA GÖZÜKMEMEK

ـ108 ـ6095 ـ332ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ عَبْدِاللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ. ثَنَا عَمْرُو بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ مُحَمّدِ بْنِ الْمُثَنَّى، عَنْ عَطَاءِ الْخُرَاسَانِيِّ، عَنْ أنَسٍ؛ قَالَ: كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ # فِي سَفَرٍ. فَتَنَحَّى لِحَاجَتِهِ، ثُمَّ جَاءَ فَدَعَا بِوَضُوءٍ فَتَوَضَّأَ.في الزوائد: إسناده ضعيف .

108. (332) (6095)- Hz.Enes İbnu Malik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir seferde Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile beraberdim. Abdest bozmak üzere uzaklaştı. Sonra geldi. Su istedi ve abdest aldı."

ـ109 ـ6096 ـ339ـ حَدّثَنَا عَلِيّ بْنُ مُحَمّدٍ. ثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ا‘عْمَشِ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ يَعْلىَ ابْنِ مُرَّةَ، عَنْ أبِيهِ؛ قَالَ: كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ # فِى سَفَرٍ. فَأرَادَ أنْ يَقْضِيَ حَاجَتَهُ. فَقَالَ لِي: »ائْتِ تِلْكَ ا‘شَاءَتَيْنِ« )قَالَ وِكِيعٌ: يَعْنِي النَّخْلَ الصِّغَارَ(. »فَقُلْ لَهُمَا: إنَّ رَسُولَ اللَّهِ # يَأمُرُكُمَا أنْ تَجْتَمِعََا«. فَاجْتَمَعَتَا. فَاسْتَتَرَ  بِهِمَا. فَقَضَى حَاجَتَهُ، ثُمَّ قَالَ لِي: »ائْتِهِمَا، فَقُلْ لَهُمَا: لِتَرْجِعْ كُلُّ وَاحِدَةٍ مِنْكُمَا إلى مَكَانِهَا« فَقُلْتُ لَهُمَا. فَرَجَعَتَا.في الزوائد: له شاهد من حديث أنس ومن حديث ابن عمر. رواهما الترمذي في الجامع

.109. (339) (6096)- Ya'la İbnu Mürre, babasından naklen anlatıyor: "Ben bir seferde Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'la beraberdim. Bir ara kazayı hacette bulunmak istedi. Bana dedi ki: "Şu iki bodur hurmayı bana getir ve onlara: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) sizin (sütre olmak üzere biraraya gelmenizi emrediyor!" de!" buyurdular. (Ben de dediğini yaptım), onlar hemen toplandılar. Aleyhissalâtu vesselâm onları sütre olarak kullanıp, kazayı hacetini yaptı. Sonra bana:

"Ağaçların yanlarına var ve onlara: "Herbiriniz eski yerine gitsin!" de!" buyurdular. Ben emri onlara ulaştırdım. Onlar da yerlerine döndüler."

ـ110 ـ6097 ـ341ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ عَقِيلِ بْنِ خُوَيْلِدٍ. حَدّثَنِي حَفْصُ بْنُ عَبْدِاللَّهِ. حَدّثَنِي إبْرَاهِيمُ ابْنُ طَهْمَانَ، عَنْ مُحَمّدِ بْنِ ذَكْوَانَ، عَنْ يَعْلَى بْنِ حَكِىمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ؛قَالَ: عَدَلَ رَسُولُ اللَّهِ # إلى الشِّعْبِ فَبَالَ. حَتّى أنِّي آوِى لَهُ مِنْ فَكِّ وَرِكَيْهِ حِينَ بَالَ.في الزوائد: إسناده ضعيف. قال البخاريّ: محمد بن ذكوان منكر الحديث. وذكره ابن حبان في الثقات ثم أعاده في الضعفاء. وقال: سقط احتجاج به. وضعفه النسائي والدارقطنيّ

.110. (341) (6097)- İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir defasında dağ  yoluna saparak küçük abdest bozdu. Abdest bozarken, (yere yaklaşarak nazarlara ve sıçrantılara karşı ihtiyat maksadıyla bacaklarını öyle açtı ki) uyluk kemikleri  yerlerinden ayrılacak diye içimden  ona acıma geçti."

* DURGUN SUYA AKITMAMALI

ـ111 ـ6098 ـ345ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا مُحَمّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ. ثَنَا يَحْيىَ بْنُ حَمْزَةَ. ثَنَا ابْنُ أبِي فَرْوَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »َ يَبُولَنَّ أحَدُُكُمْ فى الْمَاءِ النَّاقِعِ«.في الزوائد: إسناده ضعيف. ابن أبي فروة اسمه إسحاق. متفق على تركه. وأصله في الصحيحين بلفظ »الماء الدائم«

.111. (345) (6098)- İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden kimse (akar olmayan) durgun suya küçük  abdestini bozmasın."

AÇIKLAMA:

Nevevî'de gelen açıklamaya göre, su içerisine büyük veya küçük abdest bozmak, suyun durumuna göre haram veya mekruh hükmünü almaktadır: Su akıyor ve çok  ise mekruhtur, azsa muhtar görüşe göre haramdır. Su durgun ve çok ise yine haram değildir. Durgun ve az ise muhtar görüşe göre haramdır.

Suda büyük abdest bozmak da küçük abdest bozmak gibidir, suyu kirletme yönüyle aynı hükme tabidirler. Su dışında bir kaba abdest bozup suyun içine atmak da, suyun içine abdest bozma gibidir. Su kirlenmiş olur, bu kirlilikten haberi olmayanlar bunu kullanabileceğinden bu yasaklanmıştır. Usulcülere göre "yasaklama" haram ifade eder.

İslam'ın bu yasağına uyulduğu takdirde nehirler ve denizler kirlenmekten korunmuş olur. Az yukarıda (6089 numaralı hadiste) geçtiği üzere, suyun geçtiği yollar üzerine abdest bozmak dahi yasaklanmıştır. Bütün bu yasakları suların kirlenmeye karşı korunma tedbirleri olarak değerlendirmemiz gerekir."

Resulullah'ın hadislerinden hareketle, günümüzde ortaya çıkan kimyevî kirleticilere de yasağın teşmili gerekir. Bu yasaklara riayetsizlik bugün birçok kıyı ve körfezlerimizi, hatta kocaman Marmara denizimizi kirletmiştir."

* SİDİK SIÇRANTISI

ـ112 ـ6099 ـ348ـ حَدّثَنَا أبُو بَكْرِ بْنُ أبِي شَيْبَةَ. ثَنَا عَفَّانُ. ثَنَا أبُو عَوَانَةَ، عَنِ ا‘عْمَشِ، عَنْ أبِي صَالِحٍ، عَنْ أبِِي هُرَيْرَةَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »أكْثَرُ عَذَابِ الْقَبْرِ مِنَ الْبَوْلِ«.في الزوائد: إسناده صحيح، وله شواهد

.112. (348) (6099)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kabir azabının çoğu sidik sebebiyledir."

* BEVLEDENE (AKITANA) SELAM VERİLMEZ

ـ113 ـ6100 ـ351ـ حَدّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ. ثَنَا مَسْلَمَةُ بْنُ عَلِيّ. ثَنَا ا‘وْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيىَ بْنِ أبِي كَثِيرٍ، عَنْ أبِي سَلَمَةَ، عَنْ أبِي هُرَيْرَةَ؛ قَالَ: مَرَّ رَجُلٌ عَلَى الْنَّبِيِّ # وَهُوَ يَبُولُ. فَسَلَّمَ عَلَيْهِ، فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْهِ. فَلَمَّا فَرَغَ، ضَرَبَ بِكَفَّيْهِ ا‘رْضَ فَتَيَمَّمَ، ثُمَّ رَدَّ عَلَيْهِ السََّمَ.في الزوائد: إسناده ضعيف لضعف مسلمة بن عليّ.وقال البخاري: وأبو زرعة منكر الحديث.وقال الحاكم: يروي عن ا‘وزاعيّ وغيره، المنكرات والموضوعات.وقال السندىّ: لكن الحديث جاء من رواية أبى الجهيم وابن عمر. رواه أبو داود في باب التيمم.

113. (351) (6100)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam, Resulullah bevlederken, yanından geçti ve selam verdi. Aleyhissalâtu vesselâm, selamına karşılık vermedi. İşi bitince, ellerini yere vurup teyemmüm etti, sonra selama mukabelede bulundu."

ـ114 ـ6101 ـ352ـ حَدّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ. ثَنَا عِيسىَ بْنُ يُونُسَ، عَنْ هَاشِمِ بْنِ الْبَرِيدِ، عَنْ عَبْدِاللَّهِ ابْنِ مُحَمّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِاللَّهِ؛ أنَّ رَجًُ مَرَّ عَلَى النَّبِيِّ # وَهُوَ يَبُولُ. فَسَلَّمَ عَلَيْهِ. فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ #: »إذَا رَأيْتَنِي عَلى مِثْلِ هذِهِ الْحَالَةِ فََ تُسَلِّمْ عَليَّ. فَإنَّكَ إنْ فَعَلْتَ ذلِكَ، لَمْ أرُدَّ عَلَيْكَ«.في الزوائد: إسناده. فإن سويدا لم ينفرد به

.114. (352) (6101)- Hz. Cabir İbnu Abdillah (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah  (aleyhissalâtu vesselâm) küçük abdest bozmakta iken bir adam yanına geldi ve selam verdi. Resulullah ona: "Beni bu halde görünce selam verme! Zira sen bu durumda selam da versen ben senin selamına mukabele etmem!" buyurdular."

* SU İE İSTİNCA

ـ115 ـ6102 ـ355ـ حَدّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ. ثَنَا عُتْبَةُ بْنُ أبِي حَكِيمٍ. حَدّثَنِي طَلْحَةُ بْنُ نَافِعٍ، أبُو سُفْيَانَ. قَالَ: حَدّثَنِي أبُو أيُّوبَ ا‘نْصَارِيُّ، وَجَابِرُ بْنُ عَبْدِاللَّهِ، وَأنَسُ بْنُ مَالِكَ، أنَّ هذِهِ اŒيَةَ نَزَلَتْ: فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أنْ يَتَطَهَّرُوا وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُطَهِّرِينَ)ـ9 ! سورة التوبة! اŒية: ـ108( قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »يَا مَعْشَرَ ا‘نْصَارِ! إنَّ اللَّهَ قَدْ أثْنىَ عَلَيْكُمْ فِى الطُّهُورِ. فَمَا طُهُورُكُمْ؟ قَالُوا: نَتَوضَّأُ لِلصََّةِ وَنَغْتَسِلُ مِنَ الْجَنَابَةِ وَنَسْتَنْجِى بِالْمَاءِ. قَالَ: »فَهُوَ ذاكَ. فَعَلَيْكُمُوهُ«.في الزوائد: عتبة بن أبى حكيم، ضعيف. وطلحة لم يدرك أبا أيوب.

115. (355) (6102)- Ebu Süfyan (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bana Ebu Eyyub el-Ensarî, Cabir İbnu Abdillah, Enes İbnu Malik haber verdiler ki, Tevbe suresinin 108. ayeti -ki meal-i şerifi şöyledir: "Orada maddî ve manevî pisliklerden temizlenmeyi seven kimseler vardır. Allah da çokca temizlenenleri sever"- nazil olduğu vakit Resulullah: "Ey Ensar cemaati! Allah sizi temizlik hususunda övmektedir, (bu övgüye sebep olan) temizliğiniz nedir?" diye sordular. Onlar da:

"Biz namaz için abdest alırız, cünüblüğe karşı yıkanırız, su ile de istinca yaparız!" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm: "Övgü işte bunun için! Buna devam edin!" buyurdular."

ـ116 ـ6103 ـ356ـ حَدّثَنَا عَليُّ بْنُ مُحَمّدٍ. ثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ زَيْدٍ الْعَمِّيِّ، عَنْ أبِي الصِّدِّيقِ النَّاجِِي، عَنْ عَائِشَةَ؛ أنَّ النَّبِيَّ # كَانَ يَغْسِلُ مَقْعَدَتَهُ ثَثاً. قَالَ ابْنُ عُمَرَ: فَعَلْنَاهُ فَوَجَدْنَاهُ دَوَاءً وَطُهُوراً.قَالَ أبُو الْحَسَنِ بْنُ سَلَمَةَ. ثَنَا أبُو حَاتِمٍ، وَإبْرَاهِيمُ بْنُ سُلَيْمَانَ الْوَاسِطِيُّ. قَاَ: ثَنَا أبُو نُعَيْمٍ. ثَنَا شَرِيكٌ، نَحْوَهُ.في الزوائد: إسناده ضعيف لضعف زيد العميّ. وجابر الجعفيّ، وإن وثقه شعبة وسفيان الثوريّ، فقد كذبه أيوب السختيانيّ

.116. (356) (6103)- Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) demiştir ki: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) makadını üç sefer yıkardı." İbnu Ömer de şöyle demiştir: "Bunu biz de yaptık ve makadı su ile yıkamayı bir şifa ve temizlik vasıtası bulduk."

 AÇIKLAMA:

Bu hadisler, büyük abdest bozduktan sonra makadın su ile  yıkanmasını irşad buyurmaktadır. Önceki rivayette, bu hususa teşvik eden ayetin nüzul sebebi belirtilmektedir. Bazı rivayetlerde ayetin, takva üzere bina edilen  ilk mescidin kurulduğu yer olan Kuba halkı hakkında nazil olduğu tasrih edilir.

Büyük abdestten sonra makadın yıkanması farz değildir, ancak fevkalâde ehemmiyetle teşvik edilen bir sünnettir. Yıkanmaması namaza mani değildir.

 


Önceki Başlık: ASHABIN FAZİLETLERİ - 4
Sonraki Başlık: TAHARET BÖLÜMÜ - 2

Kütüb-i Sitte eseri AKÇAĞ BASIM YAYIM PAZARLAMA A.Ş. izniyle sitemize eklenmiştir. Kopyalama yapılamaz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Not:Arapça yazılarda, Lam elifler, lam ve elif şeklinde ayrı ayrı olarak görünüyor. Ayrıca başka hatalar da olabilir. Bu açıdan okuyucularımızın bunu dikkate almalarını istirham ederiz.