1. CİLT

Hadis Tarihi, Bazı Hadis Meseleleri, Hz. Peygamber'in İlmi Yayma Tedbirleri

2. CİLT

Kur'ân ve Sünnete Sarılma, İtikaf', İhyâ'u'l-Mevat, Îlâ, İsim ve Künye, Kaplar, Ecel ve Emel, Ebeveyne İyilik

3. CİLT

Bey(Alım Satım),Cimrilik,Bina, Tefsir

4. CİLT

Kur'an'ın Tilaveti ve Kıraatı,Tevbe,Rüya, İflâs

5.CİLT

Ölümü Temenni, Teşekkür, Cihad, Cidal ve Mirâ, Hacc ve Umre

6. CİLT

Hidane,Hased, Hırs, Haya, Hulk(Huy), Korku, Alemin Yaradılışı, Hilafet ve İmamet, Hul, Dua

7. CİLT

Diyetler, Borç ve Ödeme Âdabı, Zebâih (Kesimler),Dünyanın ve Yeryüzündeki Bazı Yerlerin Zemmedilmesi,Rahmet, Rıfk, Rehin, Riya, Zekât,Zinet

8. CİLT

Sehavet ve Kerem, Sefer (Yolculuk) Âdâbı, Müsâbaka ve Atıcılık, Sual, Sihir ve Kehanet, İçecekler,Şirket, Şiir,Namaz,

9. CİLT

Oruç, Sabır

10. CİLT

Sıdk (Doğruluk), Sadaka ve Nafaka, Sıla-i Rahm, Sohbet, Mehir, Av, Allah'ın Sıfatları, Misafirlik (Ziyafet), , Taharet

11. CİLT

Yiyecekler, Tıb ve Rukye, Talâk (Boşanma), Zıhâr, İlim, Af ve Mağfiret, Âzad Etme

12. CİLT

İddet ve İstibra, Ariyet, Umrâ ve Rukba, Gazveler,Kıskançlık,Gadab (Öfke), Gasb,Gıybet ve Nemine,Musiki ve Eğlence, Gadr (Vefasızlık), Fezâil

13. CİLT

Feraiz ve Mevaris (Miraslar), Fitneler Hevalar ve İhtilaflar, Kader

14. CİLT

, Kaza (Dava) ve Hüküm, Katl, Kısas, Kasâme, Mudarabe, Kıssalar, Kıyamet, Kesb (Kazanç), Yalan

15. CİLT

Kebair, Libas (Giyecekler), Lukata (Bulutular), Lian, Lakît, Oyun ve Eğlence, Lanetleme ve Sövme, Mev'izeler, Muzaraa (Ziraî Ortaklık), Medh, Mizah ve Şakalaşma, Ölüm, Mescidler, Peygamberlik, Nikah

16. CİLT

Nikah, Nezr (Adak, Niyet ve İhlas, Nasîhat ve Meşveret, Nifak, Yıldızlar, Hicretler, Hediye, Hibe, Vasiyet, Vaad, Vekâlet, Vakıf, Yemin, İlaveler, Taharet, Namaz, Ezan

17. CİLT

Bu cild İbn Mace’nin Sünenine aittir. Mescidler ve Cemaatler, Namazı Eda ve Namazın Sünnetleri, Cenaze, Oruç, Zekat, Nikah (Evlenme), Talak, Kefaretler, Ticaretler, Ahkâm, Hibeler, Sadakalar, Rehinler, Şuf'a, Lukata (Buluntular), Köle Azad

    Hadis Ansiklopedisi | 16. CİLT

TAHARET BÖLÜMÜ - 2

* KAPLARIN ÖRTÜLMESİ

ـ117 ـ6104 ـ361ـ حَدّثَنَا عِصْمَةُ بْنُ الْفَضْلِ، وَيَحْيىَ بْنُ حَكِيمٍ. قَاَ: ثَنَا حَرَمِيُّ بْنُ عُمَارَةَ بْنِ أبِي حَفْصَةَ. ثَنَا حَرِيشُ بْنُ الْخِرِّيتِ. أنَا ابْنُ أبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ؛ قَالَتْ: كُنْتُ أصْنَعُ لِرَسُولِ اللَّهِ # ثَثَةَ آنِيَةٍ مِنَ اللَّيْلِ مُخَمَّرَةً: إنَاءً لِطَهُورِهِ، وَإنَاءً لِسِوَاكِهِ، وَإنَاءٍ لِشَرَابِهِ.في الزوائد: ضعيف. تفاقهم على ضعف حريش بن الخريت

.117. (361) (6104)- Hz. Aişe anlatıyor: "Ben Resulullah için geceleyin, üzeri örtülü üç kap hazırladım; birisi abdest için, birisi misvak için, biri de içmesi için."

ـ118 ـ6105 ـ362ـ حَدّثَنَا أبُو بَدْرٍ، عَبَّادُ بْنُ الْوَلِىدِ. ثَنَا مُطَهَّرُ بْنُ الْهَيْثَمِ. ثَنَا عَلْقَمَةَ بْنُ أبِي جَمْرَةَ الضُّبَعِيُّ، عَنْ أبِيهِ أبِي جَمْرَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ؛ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ # َ يَكِلُ طُهُورَهُ إلى أحَدٍ؛ وََ صَدَقَتَهُ الّتِي يَتَصَدَّقَ بِهَا، يَكُونُ هُوَ الّذِى يَتَوََّهَا بِنَفْسِهِ.في الزوائد: إسناده ضعيف. لضعف مطهر بن الهيثم .

118. (362) (6105)- İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), ne abdest suyunu (hazırlama ve dökme işini) ne de sadaka dağıtma işini başkasına  bırakmaz, bizzat yapardı."

ـ119 ـ6106 ـ368ـ حَدّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، وَإسْمَاعِيلُ بْنُ تَوْبَةَ. قَاَ: ثَنَا يَحْيىَ بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أبِي زَائِدَةَ، عَنْ حَارِثَةَ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ؛ قَالَتْ: كُنْتُ أتَوَضَّأُ أنَا وَرَسُولُ اللَّهِ # مِنْ إنَاءٍ وَاحِدٍ، قَدْ أصَابَتْ مِنْهُ الْهِرَّةُ قَبْلَ ذلِكَ. في الزوائد: في إسناده حارثة بن أبي الرجال، ضعيف

.119. (368) (6106)- Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Ben ve Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ikimiz de tek bir kaptaki suda)n abdest alırdık. Bundan önce suya kedinin değdiği de olurdu."

* KEDİ ARTIGI İLE ABDEST

ـ120 ـ6107 ـ369ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ بَشَّارٍ. ثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ، يَعْنِى أبَا بَكْرٍ الْحَنَفِيَّ. ثَنَا عَبْدُالْرَّحْمَنِ بْنُ أبِي الزِّنَادِ، عَنْ أبِيهِ، عَنْ أبِي سَلَمَةَ، عَنْ أبى هُرَيْرَةَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »الْهِرَّةُ َ تَقْطَعُ الصََّةَ، ‘نَّهَا مِنْ مَتَاعِ الْبَيْتِ«.في الزوائد: رواه ابن خزيمة في صحيحه، والحاكم في المستدرك من حديث بندار، وهو محمد بن بشار

.120. (368) (6107)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "(Namaz kılanın önünden geçmekle) kedi namazı bozmaz. Çünkü o, evin (demirbaş) eşyasındandır."

AÇIKLAMA:

Bazı hadislerde namaz kılanın önünden kadın, siyah köpek ve merkebin geçmesi halinde namazın bozulacağı ifade edilmiş ise de, İmam Ebu Hanife, Malik ve Şafii hazeratı, başka rivayetleri esas alarak hiçbir şeyin namazı bozmayacağını belirtmişlerdir. Sadedinde olduğumuz hadis, kediyi merkeb ve siyah köpekten ayırmış olmaktadır.

* KADININ ARTIGI  İLE GUSÜL

ـ121 ـ6108 ـ375ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ إسْرَائِيلَ، عَنْ أبِي إسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ؛ قَالَ: كَانَ النَّبِىُّ # وَأهْلُهُ يَغْتَسِلُونَ مِنْ إنَاءٍ وَاحِدٍ. وََ يَغْتَسِلُ أحَدُهُمَا بِفَضْلِ صَاحِبِه. في الزوائد: إسناده ضعيف

.121. (375) (6108)- Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ve ehli, tek bir kapta yıkanıyorlardı. Onlardan biri, arkadaşının (guslettiği suyun) artığı ile  yıkanmazdı."

* KADIN VE ERKEK AYNI KAPTAN GUSLEDER

ـ122 ـ6109 ـ379ـ حَدّثَنَا أبُو بَكْرِ بْنُ أبِي شَيْبَةَ. ثَنَا مُحَمّدُ بْنُ الْحَسَنِ ا‘سَدِيُّ. ثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ مَحَمّدِ بْنِ عَقِىلٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِاللَّهِ؛ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ # وَأزْوَاجُهُ يَغْتَسِلُونَ مِنْ أنَاءٍ وَاحِدٍ.في الزوائد: هذا إسناد حسن

.122. (379) (6109)- Hz. Cabir İbnu Abdillah (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ve zevceleri tek bir kaptan (su alarak) yıkanırlardı."

* NEBİZ İLE ABDEST

ـ123 ـ6110 ـ384ـ حَدّثَنَا أبُو بَكْرِ بْنُ أبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مَحَمّدٍ. قَاَ: ثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أبِيهِ. ح وَحَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا عَبْدُالرَّزَّاقِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أبي فَزَارَةَ الْعَبْسِىِّ، عَنْ أبِي زَيْدٍ، مَوْلَي عَمْرِ بْنِ حُرَيْثٍ، عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ؛ أنَّ رَسُولَ اللَّهِ # قَالَ لَهُ، لَيْلَةَ الْجِنِّ: »عِنْدََكَ طَهُورٌ؟« قَالَ: َ. إَّ شَىْءٌ مِنْ نَبِيذٍ فِى إدَاوَةٍ. قَالَ »تَمْرَةٌ طَيِّبَةٌ وَمَاءٌ طَهُورٌ« فَتَوَضَّأَ. هذَا حَدِىثُ وَكِيعٍ.مدار الحديث على »أبى زيد« وهو مجهول عند أهل الحديث، كما ذكره الترمذيّ وغيره .

123. (384) (6110)- Abdullah İbnu Mes'ud anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bana, cin gecesi: "Yanında abdest alacak su var mı?" diye sormuştu. Ben: "Hayır, yok! Ancak bir kabın içinde bir miktar nebiz var" dedim. Aleyhissalâtu vesselâm: "Hurma temizdir, su da temizleyicidir!" buyurdu ve hemen onunla abdest aldı."

AÇIKLAMA:

1- Cinler gecesinden murad, Resulullah daha hicret etmemiş iken, Mekke'nin Cehun adlı dağında, cinlerden bir grubla karşılaştığı gecedir. Bu mülâkata İbnu Mes'ud da katılmış, Resulullah'ın çizdiği bir daire içerisinde uzakta

Aleyhissalâtu vesselâm'ı beklemiştir. Sabaha doğru gelen Resulullah, sadedinde olduğumuz hadiste ifade edildiği üzere abdest suyu sormuş, su kabından nebiz yani hurma şırası çıkmıştır.

2- Hadis, şıra ile abdest almanın caiz olduğunu ifade etmekte. Halbuki, teyemmümle ilgili ayette  فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً فَتَيَمَّمُوا   "...  Su bulamazsanız temiz toprakla  teyemmüm edin..." (Maide 6) buyrularak mutlak su bulunmadığı takdirde teyemmüm yapılması emredilmektedir. Ayet Medine'de nazil olduğu için, hadisteki ruhsat neshedilmiştir. Dört mezhebin imamları, temiz olduğu kabul edilen gül suyu, hurma suyu gibi herçeşit şıra vs. ile abdest alınmayacağını beyanda ittifak etmiştir.

ـ124 ـ6111 ـ385ـ حَدّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ. ثَنَا مَرْوَنُ بْنُ مُحَمّدٍ. ثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ. ثَنَا قَيْسُ بْنُ الْحَجَّاجِ، عَنْ خَنَشٍ الصَّنْعَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ؛ أنَّ رَسُولَ اللَّهِ # قَالَ بْنِ مَسْعُودٍ، لَيْلَةَ الْجِنِّ: »مَعَكَ مَاءٌ؟« قَالَ: َ. إَّ نَبِيذاً في سَطِيحَةٍ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »تَمْرَةٌ طَيِّبَةٌ وَمَاءٌ طَهُورٌ. صُبَّ عَليَّ« قَالَ: فَصَبَبْتُ عَلَيْهِ، فتَوَضَّأَ بِهِ.حديث ابن عباس قد ترد به المصنف. في سنده ابن لهيعة وهو ضعيف

.124. (385) (6111)- Abdullah İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), cin gecesinde İbnu Mes'ud'a: "Yanında su var mı?" diye sordu. O: "Hayır su yok. Ancak bir tulumda nebiz var!" deyince Aleyhissalâtu vesselâm: "Hurma temizdir, su da temizleyicidir (binaenaleyh nebiz temizdir) bana dök (abdest alayım)" buyurdular."

* DENİZ SUYU İLE ABDEST

ـ125 ـ6112 ـ387ـ حَدّثَنَا سَهْلُ بْنُ أبِي سَهْلٍ. ثَنَا يَحْيىَ بْنُ بُكَيْرٍ. حَدًّثَنِي اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ رَبِىعَةَ، عَنْ بَكْرِ بْنِ سَوَادَةً، عَنْ مُسْلِمٍ بْنِ مَخْشِيٍّ، عَنِ ابْنِ الْفِرَاسِيّ؛ قَالَ: كُنْتُ أصِيدُ وَكَانَتْ لِي قِرْبَةٌ أجْعَلُفِيهَا مَائِي. وَإنِّي تَوَضَّأْتُ بِمَاءِ الْبَحْرِ. فَذَكَرْتُ ذلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ # فقَالَ: »هُوَ الطَّهُورُ مَاؤُهُ. الْحِلُّ مَيْتَتُهُ«.في الزوائد: رجال هذا ا“سناد ثقات. إ أن مسلما لم يسمع من الفراسيّ. وإنما سمع من ابن الفراسىّ. و صحبة له. وإنما روى هذا الحديث عن أبيه. فالظاهر أنه سقط من هذا الطريق. ا هَ السنديّ

.125. (387) (6112)- İbnu'l-Firâsî anlatıyor: "Ben ava çıkmıştım. Yanımda içine su koyduğum bir kırbam vardı. Deniz suyu ile abdest aldım. Durumu Aleyhissalâtu vesselâm' a sordum. Bana: "Denizin suyu temizdir, meytesi (ölüsü) de helaldir!" cevabını verdi."

ـ126 ـ6113 ـ392ـ حَدّثَنَا كُرْدُوسُ بْنُ أبِي عَبْدِاللَّهِ الْوَاسِطِيُّ. ثَنَا عَبْدُالْكَرِيمِ بْنُ رَوْحٍ. ثَنَا أبِي، رَوْحُ بْنُ عَنْبَسَةَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أبِي عَيَّاشٍ، مَوْلىَ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، عَنْ أبِيهِ عَنْبَسَةَ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ جَدَّتِهِ، أُمِّ أبِيهِ، أُمِّ عَيَّاشٍ، وَكَانَتْ أمَةً لِرُقَيَّةَ بِنْتِ رَسُولِ اللَّهِ #؛ قَالَتْ: كُنْتُ أُوَضِّئُ رَسُولَ اللَّهِ #. أنَا قَائِمَةٌ وَهُوَ قَاعِدٌ.في الزوائد: إسناده مجهول. و»عبدالكريم« مختلف فيه

.126. (392) (6113)- Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın kızı Rukiye (radıyallahu anhâ)'nin cariyesi Ümmü Ayyaş (radıyallahu anhâ) demiştir ki: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) oturuyor olduğu halde  ben kendim ayakta olduğum halde (gerekli hizmetleri yaparak) ona abdest aldırırdım."

* UYKUDAN UYANINCA EL YIKANIR

ـ127 ـ6114 ـ394ـ حَدّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا عَبْدُاللَّهِ بْنُ وَهْبٍ. أخْبَرَنِي ابْنُ لَهِيعَةَ، وَجَابِرُ ابْنُ إسْمَاعِيلَ، عَنْ عَقِيلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أبِيهِ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »إذَا اسْتَيْقَظَ أحَدُكُمْ مِنْ نَوْمِهِ فََ يُدْخِلْ يَدَهُ فى ا“نَاءِ حَتّى يَغْسِلَهَا«.في الزوائد: إسناده صحيح على شرط مسلم.

127. (394) (6114)- Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Biriniz uyanınca elini yıkamadıkça su kabına sokmasın."

* ABDESTTE BESMELE

ـ128 ـ6115 ـ397ـ حَدّثَنَا أبُو كُرَيْبٍ، مُحَمّدُ بْنُ اَعََءِ. ثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ. ح وَحَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ بَشَّارٍ. ثَنَا أبُو عَامِرِ الْعَقَدِىُّ. ح وَحَدَّثَنَا أحْمَدُ بْنُ مَنِىعٍ. ثَنَا أبُو أحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ. قَالُوا: ثَنَا كَثِىرُ ابْنُ زَيْدٍ، عَنْ رُبَيْحِ بْنِ عَبْدِالرَّحْمَنِ بْنِ أبِي سَعِيدٍ، عَنْ أبِيهِ، عَنْ أبِي سَعِيدٍ؛ أنَّ النَّبِيَّ #: قَالَ »َ وُضُوءَ لِمَنْ لَمْ يَذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ«.في الزوائد: هذا حديث حسن

.128. (397) (6115)- Ebu Saîd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Üzerine besmele çekmeyenin abdesti yoktur."

AÇIKLAMA:

Bu hadisin zahiri, abdest için besmele çekmenin farz olduğunu ifade etmektedir. Ancak, fukaha bu mevzuda gelen başka hadisleri de gözönüne alarak, bunun zahiriyle amel etmemiş, besmelenin abdestte sünnet olduğuna hükmetmiştir."

ـ129 ـ6116 ـ400ـ حَدّثَنَا عَبْدُالرَّحْمَنِ بْنُ اِبْرَاهِيمَ. ثَنَا ابْنُ أبِي فَدَيْكٍ، عَنْ عَبْدِ الْمُهَيْمِنِ بْنِ عَبَّاسِ ابْنِ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِىِّ، عَنْ أبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ # قَالَ: »َ صََةَ لِمَنْ َ وُضُوءَ لَهُ. وََ وُضُوءَ لِمَنْ لَمْ يَذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ. وََ صََةَ لِمَنْ َ يُصَلِّي عَلى النَّبِيِّ. وََ صََةَ لِمَنْ َ يُحِبُّ ا‘نْصَارَ«.قَالَ أبُو الْحَسَنِ بْنُ سَلَمَةَ: حَدّثَنَا أبُو حَاتِمٍ. ثَنَا عِيسىَ )عُبَيْسُ( بْنُ

مَرْحُومٍ الْعَطَّارُ. ثَنَا عَبْدُالْمُهَيْمِنِ بْنُ عَبَّاسٍ فَذَكَرَ نَحْوَهُ.في الزوائد: ضعيف،  تفاقهم على ضعف عبدالمهيمن.وقال السندىّ: لكن لم ينفرد به عبدالمهيمن، فقد تابعه عليه ابن أخى عبدالمهيمن. رواه الطبرانيّ في المعجم الكبير

.129. (400) (6116)- Sehl İbnu Sa'd es Saîdî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Abdesti olmayanın namazı yoktur. Abdest alırken Allah'ın ismini zikretmeyenin de abdesti yoktur. Resulullah'a salat (u selam) okumayanın da namazı yoktur. Keza Ensar'ı sevmeyenin de namazı yoktur."

AÇIKLAMA:

1- Hadis, abdestsiz olarak farz, vacib, nafile hiçbir namazın kılınamayacağını, kılındığı takdirde kabul edilmeyeceğini ifade etmektedir. Ulema  bu meselede ihtilaf etmez: Abdest alabilecek durumda olan bir kimsenin abdestsiz namaz kılmaması gerekir. Ancak, abdest almaya  güç yetirememek, su bulamamak veya su   olsa bile can tehlikesi ile suya gidememek, sağlığa suyun zarar vermesi gibi hallerde teyemmüm abdestin yerine geçebilir.

Teyemmümün ne şekilde olacağı hangi şartlarda caiz olacağı ilgili bahiste açıklandı.

2- Hadiste temas edilen diğer bir husus abdest sırasında Allah'ın zikridir. Allah'ın zikri besmele çekmekle tahakkuk edebileceği gibi, hamd  ile de, kelime-i tevhid, kelime-i şehadetin söylenmesiyle de tahakkuk eder. Ancak, me'sur olarak, hadislerde bismillahi velhamdülillahi cümlesi,   بِسْمِ اللَّهِ الْعَظِيمِ وَالْحَمْدُللَّهِ عَلى دينِ اِسَْمِ   cümlesi tavsiye edilmiştir.

Esasen, Resulullah başka hadislerinde her bir hayırlı ve meşru  işin besmele veya hamdele ile başlamasını, aksi takdirde hayrının güdük kalacağını irşad buyurmuştur. Abdest gibi hayrı pek ziyade olan bir amelin besmele ile başlamasının ve abdest boyunca zikrullahın devam etmesinin ehemmiyetine elbette dikkat çekilecektir. Resulullah Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh)'ye şöyle buyurmuşlardır: "Ey Ebu Hureyre, abdest almak istediğin vakit   بِاسْمِ اللَّهِ وَالْحَمْدُللَّهِ   "Allah'ın adıyla başlar, (bu hayrı müyesser kılan) Allah'a hamdederim" de. Zira böyle dersen, aldığın bu abdest bozuluncaya kadar, amelini yazmakla muvazzaf melekler, senin için sevap yazarlar."

Abdest alırken besmele çekmemenin hayırda meydana getireceği "güdüklük"ü bir başka hadis şöyle açıklar: "Kim abdest alırken zikrullah da bulunursa bu, onun bütün bedenine bir temizlik sağlar. Kim de Allah'ın adını zikretmeden abdest alırsa, bu  da onun sadece abdest uzuvlarına bir temizlik sağlar."

3- Hadis, zikrullah olmayan abdestin abdest sayılmayacağını da ifade etmektedir. Hadisin zahiri, her ne kadar böyle bir abdestin batıl olduğunu ifade etmekte ise de, alimler, başka  rivayetlerde gelen tasrihata dayanarak bunu kemale hamletmişlerdir. Yani, "zikrullah olmayan abdest, kâmil, mükemmel bir abdest değildir" demişlerdir.

Zahiriye mezhebi, zikrullahsız abdestin butlanına hükmetmiştir. Ahmed İbnu Hanbel ve diğer birkısım alimler, "zikrullahı bile bile terkedenin abdesti batıldır, unutarak terkedeninki batıl değildir" demiştir. Hanefîler, Şafiîler ve Malikîler ise, zikrullahın sünnet olduğunu söylemişlerdir. Bir görüşünde Ahmed İbnu Hanbel de böyle hükmetmiştir.

Gusül, teyemmüm, abdest aynı hükme tabidir.

* TEK AVUÇ SU İLE MAZMAZA İSTİNŞAK

ـ130 ـ6117 ـ404ـ حَدّثَنَا أبُو بَكْرِ بْنُ أبِي شَيْبَةَ ثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ خَالِدِ بْنِ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ خَيْرٍ، عَنْ عَلِيٍّ؛ أنَّ رَسُولَ اللَّهِ # تَوَضَّأَ فَمَضْمَضَ ثَثاً، وَاسْتَنْشَقَ ثَثاً، مِنْ كَفٍّ وَاحِدٍ.في الزوائد: رواه بان خزيمة وابن حبان في صحيحهما، من طريق خالد بن علقمة

.130. (404) (6117)- Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) abdest aldı. Bu esnada bir avuç su ile üç kere  mazmaza, üç kere istinşakta bulundu."

AÇIKLAMA:

1- Mazmaza; suyu ağızda dolaştırarak ağzı yıkamaktır, istinşak ise burna su çekerek burnu yıkamaktır. Dilimize bu iki kelime de dinî tabir olarak girmiştir. İstinşak bazı hadislerde istinsar kelimesiyle de ifade edilmiştir. Mazmazanın kâmil manada gerçekleşmesi, suyun ağızda çalkalanmasına bağlı ise de, cumhur bunu şart koşmamıştır. Ağza alınan suyun dışarı atılması esastır.

Sadedinde olduğumuz hadis, tek avuç su ile hem mazmaza hem de istinşakın üçer sefer yapıldığını ifade eder. Ancak her seferinde ayrı ayrı suyu avuçladığını ifade eden rivayetler de var. Keza ağıza bir kere, burna bir kere su verdiğini ifade eden rivayetler de mevcuttur. Aynî bu meselede geniş bir tahlille bir çok rivayetleri kaydeder. Mazmaza ve istinşakı başka tarzlarda tarif eden rivayetler de var. Şu halde abdestin bir teferruatı olan bu temizliği Aleyhissalâtu vesselâm şartlara ve zamana göre farklı şekillerde yapmış olmalıdır.

Bu meselede Nevevî'nin şu özetlemesini kaydederek teferruata girmeyeceğiz: "Ağız ve buruna ne şekilde su alınırsa alınsın dinin gerekli kıldığı) mazmaza ve istinşak hasıl olur." Zikredilen ihtilaf en güzeli hakkındadır.

2- Mazmaza ve istinşakın hükmü gusül ve abdestte mezhepten mezhebe farklıdır.

* Hanefîlere göre bunlar abdestte sünnet, gusülde farzdır. Zeyd İbnu Ali ve Süfyan-ı Sevrî de böyle hükmetmiştir.

* Şafiîlere ve Malikîlere göre hem abdestte ve hem gusülde sünnettir. Çünkü bunlara göre, ağız ve burun vücudun içi sayılır, "iç"in yıkanması gerekli değildir. Zührî, Hasan Basrî, Katâde, Rabia, Evzai, Leys İbnu Sa'd, İbnu Cerir et Taberi daha nice selef uleması bu görüştedirler.

* Birçok meselede olduğu gibi bunda da Ahmed İbnu Hanbel'den birkaç görüş rivayet edilmiştir. Meşhur görüşüne  göre mazmaza ve istinşak hem abdest ve hem de gusülde vacibtir. Abdurrahman İbnu Ebi Leyla, İshak İbnu Rahuye, Kasım İbnu Muhammed ve el-Müeyyed Billah gibi bir kısım alimler de bu görüştedir.

* Ahmed İbnu Hanbel'in diğer bir görüşüne göre, istinşak abdest ve gusülde vacibtir,  mazmaza ise sünnettir. Davud-u Zâhirî, Ebu Sevr ve Ebu Ubeyd gibi başka bazıları da bu görüştedir.

Hepsi de görüşlerinde rivayete dayanır.

* UZUVLARI BİRER KERE YIKAYARAK ABDEST

ـ131 ـ6118 ـ412ـ حدّثَنَا أبُو كُرَيْبٍ. ثَنَا رِشْدِينُ بْنُ سَعْدٍ. ثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ شُرَحْبِىلَ، عَنْ زَيْدِ ابْنِ أسْلَمَ، عَنْ أبِيهِ، عَنْ عُمَرَ؛ قَالَ: رَأيْتُ رَسُولَ اللَّهِ # في غَزْوَةِ تَبُوكَ تَوَضَّأَ وَاحِدَةً وَاحِدَةً.في الزوائد: إسناده واه، لضعف رشدين بن سعد

.131. (412) (6118)- Hz.Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı Tebük Seferi sırasında abdest uzuvlarını birer kere yıkayarak abdest alırken gördüm."

AÇIKLAMA:

Daha önce de geçtiği üzere, abdest uzuvlarını üçer sefer yıkamak sünnettir, ikişer ve hatta birer defa yıkayarak da  abdest alınabilir. Hepsi Resulullah'ın tatbikatında görülmüştür. Sadedinde olduğumuz hadis, birer kere yıkayarak aldığını göstermektedir. Bunun sefer sırasında olması, bu tarz abdeste suyun az bulunma veya zaman bakımından sıkışma gibi durumlarda başvurulmasının "sünnet" olacağına işaret  sayılabilir.

 UZUVLARI ÜÇER KERE YIKAYARAK ABDEST

ـ132 ـ6119 ـ416ـ حَدّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ. ثَنَا عِيسىَ بْنُ يُونُسَ، عَنْ فَائِدٍ، أبِي الْوَرْقَاءِ بْنِ عَبْدِالرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ أبِي أوْفَىَ؛ قَالَ: رَأيْتُ رَسُولَ اللَّهِ # تَوَضَّأَ ثَثاً ثَثاً، وَمَسَحَ رَأسَهُ مَرَّةً.في الزوائد: هذا ا“سناد ضعيف. فائد بن عبدالرحمن قال فيه البخاريّ: منكر الحديث. وقال الحاكم: روى عن ابن أبي أوفى أحاديث موضوعة. نعم، المتن رواه النسائي في الصغرى من حديث عليّ بن أبي طالب

.132. (416) (6119)- Abdullah İbnu Ebi Evfa (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı abdest alırken gördüm (yıkanacak uzuvlarını) üçer kere yıkamış, başına da bir kere meshetmişti."

AÇIKLAMA:

Bu hükmü ifade eden başka rivayetler de gelmiştir. Abdest almada başın bir kere meshi esas olmakla birlikte, Aleyhissalâtu vesselâm'ın iki ve hatta üç kere meshettiğine dair rivayetler de gelmiştir; Aynî, bunları mahrec ve kaynaklarını da göstererek kaydeder.

ـ133 ـ6120 ـ417ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ لَيْثٍ، عَنْ شَهْرِ ابْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أبِي مَالِكٍ ا‘شْعَرِيِّ؛ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ # يَتَوضَّأُ ثَثاً ثَثاً.في الزوائد: هذا ا“سناد ضعيف. وليث هو ابن أبي صيف. وقال السندي: وشهر، قد تكلموا فيه.

133. (417) (6120)- Ebu Malik el-Eş'arî anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (uzuvlarını) üçer sefer yıkayarak abdest alırdı."

* UZUVLARI BİR, İKİ, ÜÇ KERE YIKAYARAK ABDEST

ـ134 ـ6121 ـ419ـ حَدّثَنَا أبُو بَكْرِ بْنُ خََّدٍ الْبَاهِلِيُّ. حَدّثَنِي مَرْحُومُ بْنُ عَبْدِالْعَزِيزِ الْعَطَّارُ. حَدًّثَنِي عَبْدُالرَّحِيمِ بْنُ زَيْدٍ الْعَمِّيُّ، عَنْ أبِيهِ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ قُرَّةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ؛ قَالَ: تَوَضَّأَ رَسُولُ اللَّهِ # وَاحِدَةً وَاحِدَةً. فَقَالَ »هذا وُضُوءُ مَنْ َ يَقْبَلُ اللَّهُ مِنْهُ صََةً إَّ بِهِ« ثُمَّ تَوَضَّأَ ثِنْتَيْنِ ثِنْتَيْنِ. فَقَالَ »هَذَا وُضُوءُ الْقَدْرِ مِنَ الْوُضُوءِ«. وَتَوَضَّأَ ثَثاً ثَثاً. وَقَالَ: »هذا أسْبَغُ الوُضُوءِ. وَهُوَ وُضُوئِي وَوُضُوءُ خَلِىلِ اللَّهِ إبْرَاهِيمَ. وَمَنْ تَوَضَّأَ هكذَا ثُمَّ قَالَ عِنْدَ فَرَاغِهِ: أشْهَدُ أنْ َ إلهَ إَّ اللَّهُ وَأشْهَدُ أنَّ مُحَمّداً عَبْدُهُ ورَسُولُهُ، فُتِحَ لَهُ ثَمَانِيَةُ أبْوَابِ الْجَنَّةِ يَدْخُلُ مِنْ أيِّهَا شَاءَ«.في الزوائد: في ا“سناد، زيد العمّىّ وهو ضعيف. وعبدالرحيم متروك، بل كذاب. ومعاوية بن قرة لم يلق ابن عمر. قاله ابن حاتم في العلل. وصرّح به الحاكم في المستدرك

.134. (419) (6121)- Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir defasında abdest uzuvlarını) birer kere yıkayarak abdest aldı ve: "Bu abdest, Allah'ın bunsuz hiçbir namazını kabul etmeyeceği kimsenin abdestidir!" buyurdu. Sonra abdest uzuvlarını ikişer sefer yıkayarak  aldı ve: "Bu, abdestlerin kıymetlisidir!" buyurdu. Sonra üçer sefer yıkayarak abdest aldı ve:

"Bu, abdestin en mükemmel olanıdır. Ayrıca bu, hem benim, hem de Halilullah olan Hz. İbrahim aleyhisselam'ın abdestidir. Kim bu şekilde abdest alır, tamamlayınca da eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resulühü "Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın kulu ve elçisidir"  derse kendisine cennetin sekiz kapısı birden açılır, hangi kapısından dilerse ondan içeri girer!" buyurdular."

AÇIKLAMA:

1- Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), bu hadislerinde abdestin meşru çeşitlerini öğretmektedir. Buna göre bütün uzuvların birer kere yıkanması suretiyle alınan abdest, namazın kabul edilmesi için şart olan temizliğin asgarî şartını yerine getirmektedir. Bu kadarcık bir temizlik yapılmadan kılınan namaz  makbul değildir. Sözgelimi, abdest  uzuvlarından birinin yıkanmaması veya "yıkama" manasını ifade etmeyecek şekilde ıslak bezle silinmesi abdest sayılmayacaktır.

2- Hadiste abdest işinin mutlak su ile yapılacağı manası da mevcuttur. Öyleyse bunun dışına çıkan mayilerle abdest caiz olmamalıdır. Sözgelimi gül suyu her ne kadar temiz ise de, onunla abdest caiz değildir.

3- Hadis, abdestin en mükemmel şeklini de belirtmektedir: Abdest  uzuvlarını üçer sefer yıkamak. Şu halde  daha fazla  yıkanması hiss-i zahirimize göre temizliği daha da artıracak gibi gelirse de, hakikat-ı diniye noktasından öyle değildir. Üçten fazlası israf addedilmiştir ve bunun mekruh olduğu başka rivayetlerde belirtilmiştir. Hadis, uzuvların üçer sefer yıkanmasına dair sünnetin Hz. İbrahim aleyhisselam'a dayandığını belirtir. Bazı  rivayetlerde "Bu, benden önceki peygamberlerin abdestidir" diye ifade edilmiştir.

4- Hadis, abdestle ilgili mühim bir adaba da yer vermiştir. Abdest kelime-i şehadetle son bulmalıdır. Bu, abdestte kemalin zirvesini teşkil etmektedir.

5- Sadedinde olduğumuz hadis, abdest yoluyla temizlik işinin, insanlara daha önceki devirlerde de teşrî edildiğini gösterir. Esasen pekçok ayet, eski peygamberlerin, beşeriyete namaz, oruç, zekat gibi dinimizde yer alan ibadetleri emrettiğini belirtmektedir. Esasen   اِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللَّهِ ا“سَْم   "Şurası muhakkak ki, Allah katında muteber din İslam'dır" (Al-i İmran 19) ayetinde bidayetten beri insanlığa tek  dinin teşrî edildiği, buna da İslam dendiği haber verilmektedir. Bunu, bazı teferruatta farklı olsa da esas prensiplerde müştereklik diye anlayabiliriz.

Son olarak şunu da belirtelim: Hadiste temas edilen hususlar, başka rivayetlerdede aynen gelmiştir.

ـ135 ـ6122 ـ420ـ حَدّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُسَافِرٍ. ثَنَا إسْمَاعِيلُ بْنُ قَعْنَبٍ، أبُو بِشْرٍ. ثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَرَادَةَ الشَّيْبَانِيُّ، عَنْ زَيْدِ بْنِ الْحَوَارِيِّ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ قُرَّةَ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ؛ أنَّ رَسُولَاللَّهِ # دَعَا بِمَاءٍ فَتَوَضَّأَ مَرَّةً. فَقَالَ: »هذَا وظِيفَةُ الْوُضُوءِ« أوْ قَالَ: »وُضُوءُ مَنْ لَمْ يَتَوَضَّأْهُ لَمْ يَقْبَلِ اللَّهُ لَهُ صََةً« ثُمَّ تَوَضَّأَ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ قَالَ: »هذَا وُضُوءُ مَنْ تَوَضَّأَهُ أعْطَاهُ اللَّهُ كِفْلَيْنِ مِنَ ا‘جْرِ« ثُمَّ تَوَضَّأَ ثَثاً ثَثاً. فَقَالَ: »هذَا وُضُوئِي وَوُضُوءُ الْمُرْسَلِينَ مِنْ قَبْلي«في الزوائد: في إسناده زيد، العمّي ّ هو، ضعيف. وكذا الرواي عنه. ورواه ا“مام أحمد في مسنده عن أبي إسرائيل عن زيد العمّيّ عن نافع عن ابن عمر .

135. (420) (6122)- Übey İbnu Ka'b (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) su getirtip (uzuvlarını) birer birer yıkayarak abdest aldı.

"İşte bu abdest vazifesidir!" buyurdu. Yahut da: "İşte bu, yapmadığı takdirde, Allah'ın namazını kabul etmeyeceği, kişinin (yapması gereken asgarî) abdestidir!" buyurdu. Sonra ikişer ikişer yıkayarak abdest aldı. Sonra:

"Bu da, Allah'ın ücretini iki hisse verdiği kimsenin abdestidir!" buyurdu. Üç sefer yıkayarak abdest aldı ve: "İşte bu benim ve benden önceki peygamberlerin abdestidir!" buyurdu."

* ABDESTTE İKTİSAD

ـ136 ـ6123 ـ424ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ. ثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ مُحَمّدِ بْنِ الْفَضْلِ، عَنْ أبِيهِ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ؛ قَالَ: رَأى رَسُولُ اللَّهِ # رَجًُ يَتَوَضَّأُ فَقَالَ: »َ تُسْرِفْ . َ تُسْرِفْ«.في الزوائد: إسناده ضعيف. بقية مدلّس

.136. (424) (6123)- İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) abdest alan bir adam görmüştü: "İsraf etme! İsraf etme!" buyurdular."

ـ137 ـ6124 ـ425ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا قُتَيْبَةُ. ثَنَا ابْنُ لَهِيعََةَ، عَنْ حُيَىِّ بْنِ عَبْدِاللَّهِ الْمَعَافِرىِّ، عَنْ أبِي عَبْدِالرَّحْمَنِ الْحُبُلِيِّ، عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ عَمْرٍو؛ أنَّ رَسُولَ اللَّهِ # مَرَّ بِسَعْدٍ، وَهُوَ

يَتَوضَّأ. فقَالَ: »مَا هذَا السَّرَفُ؟« فقَالَ: أفِي الْوُضُوءِ إسْرَافٌ؟ قَالَ: »نَعَمْ. وَإنْ كُنْتَ عَلى نَهَرٍ جَارٍ«.في الزوائد: إسناده ضعيف، لضعف حي بن عبداللَّهِ وابن لهيعة

.137. (425) (6124)- Abdullah İbnu Amr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), abdest almakta olan Sa'd'a uğramıştı:

"Bu israf da ne?" buyurdular. Sa'd: "Abdestte dahi israf olur mu?" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:

"Evet! cevabını verdi, akan bir nehir üzerinde olsan bile!"

AÇIKLAMA:

Nevevi'nin de ifade ettiği üzere, İslam uleması bu ve benzeri hadislerden hareketle, abdest sırasında fazla su kullanmayı, deniz kenarında bile olsa "mekruh" addetmekte icma etmiştir. Kerahati, tahrime hamleden olmuş ve hatta "haram" diyen de bulunmuş ise de, esahh olanı tenzihe hamletmektir.

Bu yasakta şeriat-ı garranın başka maksadları bulunduğu için, suyun nehirde bedava akması gibi fevkalâde  bolluğu kerahati ortadan kaldırmıyor. Buradaki makasıd-ı şer'iyyeden biri, kişiye, günde beş kere "israfın kötülüğü"nü hatırlatmak, bir değeri de "tabiata saygı"yı zihinlerde tesbit etmek olmalıdır.

Hanefî alimler, kişinin kendi sahip bulunduğu suda veya kullanılması mübah olan suda israfın tahrimen mekruh, mescidlere vakfedilen sularda israfın ise, haram olduğuna hükmetmişlerdir.

* ABDESTTE İSBAG: MÜKEMMEL ABDEST

ـ138 ـ6125 ـ427ـ حَدّثَنَا أبُو بَكْرِ بْنُ أبِي شَيْبَةَ. ثَنَا يَحْيىَ بْنُ أبِي بُكَيْرٍ. ثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمّدٍ، عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ مُحَمّدِ بْنِ عَقِىلٍ، عَنْ صَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أبِي سَعيدٍ الْخُدْرِيِّ؛ أنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ # قَالَ: »أَ أدُلُّكُمْ عَلى مَا  يُكَفِّرُ اللَّهُ بِهِ الْخَطَايَا وَيَزِيدُ بِهِ في الْحَسَنَاتِ؟« قَالُوا: بَلىَ.يَا رَسُولَ اللَّهِ! قَالَ: »إسْبَاغُ الْوُضُوءِ عَلى الْمَكَارِهِ، وَكَثْرَةُ الْخُطَا إلى الْمَسَاجِدِ، وَانْتِظَارُ الصََّةِ بَعْدَ الصََّةِ«.في الزوائد: حديث أبي سعيد رواه ابن حبان في صحيحه. وله شاهد في صحيح مسلم وغيره

.138. (427) (6125)- Ebu Saidi'l-Hudrî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle  söylediğini işittim: "Yaptığınız taktirde Allah'ın günahlarınızı affedip, sevabınızı artırdığı ameli size söyleyeyim mi?"

"Evet ey Allah'ın Resulü, söyleyin!" dediler.

"Sıkıntıya rağmen abdesti mükemmel yapmak, mescidlere çok yürümek, bir namazdan sonra müteakip namazı beklemek."

AÇIKLAMA:

Resulullah burada, kulluk edebinin mühimlerine irşad buyurmaktadır: Abdestin her halukârda mükemmel olması: Sıkıntı, çok soğuk, çok sıcak, hastalık, suyun parayla ve pahalı olması... gibi durumlardan ileri gelebilir. Mescidlere çok yürümek: Mescid  uzak dahi olsa  namazları orada kılmak veya her vakti mescidde kılmak demektir. Namazı kılınca, zihnen ikinci namaza hazırlıklı olmak, abdestli bulunmak, vaktin girip girmediğini takip etmek, namazı ilk vaktinde cemaatle kılma gayretinde olmakla da Aleyhissalâtu vesselâm'ın belirttiği üçüncü şart gerçekleşir.


Önceki Başlık: TAHARET BÖLÜMÜ - 1
Sonraki Başlık: TAHARET BÖLÜMÜ - 3

Kütüb-i Sitte eseri AKÇAĞ BASIM YAYIM PAZARLAMA A.Ş. izniyle sitemize eklenmiştir. Kopyalama yapılamaz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Not:Arapça yazılarda, Lam elifler, lam ve elif şeklinde ayrı ayrı olarak görünüyor. Ayrıca başka hatalar da olabilir. Bu açıdan okuyucularımızın bunu dikkate almalarını istirham ederiz.