1. CİLT

Hadis Tarihi, Bazı Hadis Meseleleri, Hz. Peygamber'in İlmi Yayma Tedbirleri

2. CİLT

Kur'ân ve Sünnete Sarılma, İtikaf', İhyâ'u'l-Mevat, Îlâ, İsim ve Künye, Kaplar, Ecel ve Emel, Ebeveyne İyilik

3. CİLT

Bey(Alım Satım),Cimrilik,Bina, Tefsir

4. CİLT

Kur'an'ın Tilaveti ve Kıraatı,Tevbe,Rüya, İflâs

5.CİLT

Ölümü Temenni, Teşekkür, Cihad, Cidal ve Mirâ, Hacc ve Umre

6. CİLT

Hidane,Hased, Hırs, Haya, Hulk(Huy), Korku, Alemin Yaradılışı, Hilafet ve İmamet, Hul, Dua

7. CİLT

Diyetler, Borç ve Ödeme Âdabı, Zebâih (Kesimler),Dünyanın ve Yeryüzündeki Bazı Yerlerin Zemmedilmesi,Rahmet, Rıfk, Rehin, Riya, Zekât,Zinet

8. CİLT

Sehavet ve Kerem, Sefer (Yolculuk) Âdâbı, Müsâbaka ve Atıcılık, Sual, Sihir ve Kehanet, İçecekler,Şirket, Şiir,Namaz,

9. CİLT

Oruç, Sabır

10. CİLT

Sıdk (Doğruluk), Sadaka ve Nafaka, Sıla-i Rahm, Sohbet, Mehir, Av, Allah'ın Sıfatları, Misafirlik (Ziyafet), , Taharet

11. CİLT

Yiyecekler, Tıb ve Rukye, Talâk (Boşanma), Zıhâr, İlim, Af ve Mağfiret, Âzad Etme

12. CİLT

İddet ve İstibra, Ariyet, Umrâ ve Rukba, Gazveler,Kıskançlık,Gadab (Öfke), Gasb,Gıybet ve Nemine,Musiki ve Eğlence, Gadr (Vefasızlık), Fezâil

13. CİLT

Feraiz ve Mevaris (Miraslar), Fitneler Hevalar ve İhtilaflar, Kader

14. CİLT

, Kaza (Dava) ve Hüküm, Katl, Kısas, Kasâme, Mudarabe, Kıssalar, Kıyamet, Kesb (Kazanç), Yalan

15. CİLT

Kebair, Libas (Giyecekler), Lukata (Bulutular), Lian, Lakît, Oyun ve Eğlence, Lanetleme ve Sövme, Mev'izeler, Muzaraa (Ziraî Ortaklık), Medh, Mizah ve Şakalaşma, Ölüm, Mescidler, Peygamberlik, Nikah

16. CİLT

Nikah, Nezr (Adak, Niyet ve İhlas, Nasîhat ve Meşveret, Nifak, Yıldızlar, Hicretler, Hediye, Hibe, Vasiyet, Vaad, Vekâlet, Vakıf, Yemin, İlaveler, Taharet, Namaz, Ezan

17. CİLT

Bu cild İbn Mace’nin Sünenine aittir. Mescidler ve Cemaatler, Namazı Eda ve Namazın Sünnetleri, Cenaze, Oruç, Zekat, Nikah (Evlenme), Talak, Kefaretler, Ticaretler, Ahkâm, Hibeler, Sadakalar, Rehinler, Şuf'a, Lukata (Buluntular), Köle Azad

    Hadis Ansiklopedisi | 16. CİLT

EZAN BÖLÜMÜ

* EZAN NASIL BAŞLADI?

ـ212 ـ6198 ـ707ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ عَبْدِاللَّهِ الْوَاسِطِيُّ. ثَنَا أبِي، عَنْ عَبْدِالرَّحْمَنِ بْنِ إسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أبِيهِ؛ أنَّ النَّبِيَّ # اسْتَشَارَ النَّاسَ لِمَا يُهِمُّهُمْ إلى الصََّةِ. فَذَكَرُوا الْبُوقَ. فَكَرِهَهُ مِنْ أجْلِ الْيَهُودِ. ثُمَّ ذَكَرُوا النَّاقُوسَ. فَكَرِهَهُ مِنْ أجْلِ النَّصَارَى. فَأُرِيَ النِّدَاءَ تِلْكَ اللَّيْلَةَ رَجُلٌ مِنَ ا‘نْصَارِ يُقَالُ لَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدٍ، وَعُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ. فَطَرَقَ ا‘نْصَارِيُّ رَسُولَ اللَّهِ # لَيًْ. فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ # بًَِ بِهِ، فَأذَّنَ.قَالَ الزُّهْرِىُّ: وَزَادَ بَِلٌ، فِي نِدَاءِ صََةِ الْغَدَاةِ، الصََّةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ. فَأقَرَّهَا رَسُولُ اللَّهِ #.قَالَ عُمَرُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ! قَدْ رَأيْتُ مِثْلَ الّذِي رَأى، وَلكِنَّهُ سَبَقَنِي.في الزوائد: في إسناده محمد بن خالد. ضعفه أحمد وابن معين وأبو زرعة وغيرهم

.212. (707) (6199)- Salim, babası Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)'den anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), namazları (duyurup toplanmayı sağlama) vasıtası üzerine halkla istişare etti. Boru  öttürmeyi teklif ettiler. Yahudiler(in usulü olması) sebebiyle bunu hoş karşılamadı. Bunun üzerine halk çan çalınabileceğini hatırlattı. Aleyhissalâtu vesselâm, Hıristiyanlar(a benzeme) endişesiyle bunu da hoş karşılamadı. Aynı gece, Ensar'dan Abdullah İbnu Zeyd  denen  bir zata ve Ömer İbnu'l-Hattab'a rüyalarında ezan  öğretildi. Ensarî, geceleyin Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın kapısını çaldı. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) onu (öğrenip okumasını) Bilal'e emretti. Bilal da ezan olarak okudu."

Zührî diyor ki: "Bilal (radıyallahu anh) hazretleri sabah ezanına şu ibareyi ilave etti: "Essalatu  hayrun mine'nnevm (namaz uykudan hayırlıdır)." Resulullah bu ilaveyi te'yid etti."

Hz. Ömer (radıyallahu anh): "Ey Allah'ın Resulü, Abdullah İbnu Zeyd'in gördüğünü rüyamda ben de görmüştüm (ancak o, size duyurmakta benden önce davrandı)" dedi.

* EZANDA TERCİ'

ـ213 ـ6200 ـ708ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ. قَاَ ثَنَا أبُو عَاصِمٍ. أنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْحٍ. أخْبَرَنِي عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أبِي مَحْذُورَةَ، عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ مُحَيْرِيزٍ، وَكَانَ يَتِيماً فِي حِجْرِ أبِي مَحْذُورَةَ بْنِ مِعْيَرٍ، حِينَ جَهَّزَهُ إلى الشَّامِ. فَقُلْتُ ‘بِي مَحْذُورَةَ: أيْ عَمِّ! إنِّي خَارِجٌ إلى الشَّامِ، وَإنِّي أُسْأَلُ عَنْ تَأذِينِكَ. فَأخْبَرَنِي أنَّ أبَا مُحْذُورَةَ قَالَ: خَرَجْتُ فِي نَفِرٍ. فَكُنَّا بِبَعْضِ الطَّرِيقِ. فَأذَّنَ مُؤَذَّنُ رَسُولِ اللَّهِ # بِالصََّةِ، عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ # فَسَمِعْنَا صَوْتَ الْمُؤَذَّنِ وَنَحْنُ عَنْهُ مُتَنَكِّبُونَ. فَصَرَخْنَا نَحْكِيهِ، نَهْزَأُ بِهِ. فَسَمِعَ رَسُولُ اللَّهِ #. فَأرْسَلَ إلَيْنَا قَوْماً فَأقْعَدُونَا بَيْنَ يَدَيْهِ. فَقَالَ: »أيُّكُمُ الّذِي سَمِعْتُ صَوْتَهُ قَدِ ارْتَفَعَ؟« فَأشَارَ إلَيَّ الْقَوْمُ كُلُّهُمْ، وَصَدَقُوا. فَأَرْسَلَ كُلَّهُمْ وَحَبَسَنِي. وَقَالَ لِي: »قُمْ فَأذِّنْ«. فَقُمْتُ، وََ شَيْءَ أكْرَهُ إلَيَّ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ # وََ مِمَّا يَأْمُرُونِي بِهِ فَقُمْتُ بَيْنَ يَدَيْ رَسُولِ اللَّهِ #، فَألْقَى عَلَيَّ رَسُولُ اللَّهِ التَّأذِينَ هُوَ بِنَفْسِهِ. فَقَالَ »قُلْ: اللَّهُ أكْبَرُ، اللَّهُ أكْبَرُ، اللَّهُ أكْبَرُ، اللَّهُ أكْبَرُ. أشْهَدُ أنْ َ إلهَ إَّ اللَّهُ، أشْهَدُ أنْ َ إلهَ اَِّ اللَّهُ. أشْهَدُ أنَّ مُحَمّداً رَسُولُ اللَّهِ، أشْهَدُ أنَّ مُحَمّداً رَسُولُ اللَّهِ« ثُمَّ قَالَ لِي: »اِرْفَعْ مِنْ صَوْتِكَ. أشْهَدُ أنْ َ إلَهَ إَّ اللَّهُ، أشْهَدُ أنْ َ إلهَ إَّ اللَّهُ، أشْهَدُ أنَّ مُحمّداً رَسُولُ اللَّهِ أشْهَدُ أنَّ مُحَمّداً رَسُولُ اللَّهِ. حَيَّ عَلَى الصََّةِ، حَيَّ عَلَى الصََّةِ. حَيَّ عَلَى الْفََحِ، حَيَّ عَلَى الْفََحِ اللَّهُ أكْبَر، اللَّهُ أكْبَرُ. َ إلهَ إَّ اللَّهُ« ثُمَّ

دَعَانِي حِينَ قَضَيْتُ التَّأذِينَ فَأعْطَانِي صُرَّةً فِيهَا شَيْءٌ مِنْ فِضَّةٍ. ثُمَّ وَضَعَ يَدَهُ عَلَى نَاصِيةِ أبِي مُحْذُورَةَ. ثُمَّ أمَرَّهَا عَلَى وَجْهِهِ، ثُمَّ عَلَى ثَدْيَيْهِ، ثُمَّ عَلَى كَبِدِهِ، ثُمَّ بَلَغَتْ يَدُ رَسُولِ اللَّهِ # سُرَّةَ أبِي مُحْذُوَرةَ. ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »بَارََكَ اللَّهُ لَكَ وَبَارَكَ عَلَيْكَ« فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ! أمَرْتَنِى بِالتَّأذِينِِ بِمَكَّةَ! قَالَ »نَعَمْ. قَدْ أمَرْتُكَ« فَذهَبَ كُلُّ شَيْءٍ كَانَ لِرَسُولِ اللَّهِ # مِنْ كَرَاهِيَةٍ، وَعَادَ ذلِكَ كُلُّهُ مُحَبَّةً لِرَسُولِ اللَّهِ # فَقَدِمْتُ عَلَى عَتَّابِ بْنِ أسِيدٍ، عَامِلِ رَسُولِ اللَّهِ # بِمَكَّةَ، فَأَذَّنْتُ مَعَهُ بِالصََّةِ عَنْ أمْرِ رَسُولِ اللَّهِ #.قَالَ: وَأخْبَرَنِى ذلِكَ مَنْ أدْرَكَ أبَا مَحْذُورَةَ، عَلَى مَا أخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَيْرِيزٍ.في الزوائد: هذا الحديث ثابت في غير صحيح البخاريّ. لكن في رواية المصنف زيادة، وإسنادها صحيح، ورجالها ثقات

.213. (708) (6200)- Ebu Mahzûre İbnu Mi'yer (radıyallahu anh)'in terbiyesinde yetim olarak yetişen Abdullah İbnu Muhayrız'dan rivayet edildiğine göre, "Ebu Mahzûre, kendisini Suriye'ye göndermek üzere hazırlarken, Abdullah, Ebu Mahzûre'ye  şöyle dediğini anlatıyor: "Ey amcacığım! Ben Suriye'ye gidiyorum ve senin ezan okuyuşunun (hikâyesini) soruyorum."

Ravi, bunun üzerine Ebu Mahzûre'nin şunu anlattığını belirtir: "Ben bir grupla birlikte yola çıkmıştım. Epey bir yol almıştık. Resulullah  (aleyhissalâtu vesselâm)'ın müezzini Aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında namaz için ezan okudu. Biz de müezzinin sesini Aleyhissalâtu vesselâm'a arkamız dönük olarak işittik.

Biz onun sesini alaylı alaylı tekrar edip  yansıladık. (Bu yaptığımızı) Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) işitti. Bize bazı kimseler yollayarak yanına çağırttı, önüne oturttu ve: "Kulağıma kadar gelen ses hanginizin?" dedi. Arkadaşlarım beni işaretlediler. Doğru da söylediler. Resulullah, onları geri çevirdi, beni alıkoydu. Sonra bana: "Kalk ezan oku!" dedi. Doğruldum. (Ezanı bilmediğimden) öyle mahçup olmuştum ki, o anda nazarımda Resulullah'tan  ve yapmamı emrettiği şeyden daha menfur bir şey yoktu. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın önünde doğrulmuş, öyle kalmıştım.

Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), ezanı kendisi bana okudu. Arkadan: "Haydi söyle!" dedi. Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber, eşhedü en la ilahe illallah, eşhedu en la ilahe illallah, eşhedü enne Muhammede'r-Resulullah, eşhedü enne Muhammede'r-Resulullah!"

Sonra bana şunu söyledi: "Sesini yükselt. Eşhedü en la ilahe illallah, eşhedu en lailahe illallah, eşhedü enne Muhammed'r-Resulullah, eşhedu enne Muhammede'r-Resulullah, hayye ala'ssalati, hayye  ala'ssalah, hayye ale'lfelahi hayye ale'lfelah. Allahuekber Allahuekber, lailahe illallah!"

Sonra, ezanı bitirince beni çağırdı ve bana içerisinde gümüş para bulunan bir çıkın verdi. Sonra elini Ebu Mahzûre'nın alnına koydu, arkadan yüzüne kaydırdı, sonra göğsü üzerine götürdü, sonra ciğerinin üzerine kaydırdı. Sonra Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın mübarek eli, Ebu Mahzûre'nın göbeği üzerine ulaştı. Sonra Aleyhissalâtu vesselâm: "Allah seni mübarek kılsın, Allah sana bereket yağdırsın"dedi. Ben de:

"Ey Allah'ın Resulü! Bana Mekke'de ezan okumam emir buyursanız?" dedim.

"Haydi emrettim!" buyurdular.

Derken içimde Resulullah'a karşı duyduğm bütün kötü hisler kayboldu. Yerine Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) sevgisi doldu. Hemen Resulullah'ın Mekke'deki valisi Attab İbnu Esid'in yanına geldim. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın emri sebebiyle Attab'ın yanında namaz için ezanı ben okudum."

Ravi der ki: "Ebu Mahzûre'ye  yetişenler bu hadiseyi, Abdullah İbnu Muhayriz'in bana anlattığı şekil üzere bana tahdis ettiler."

NOT: Ezanla ilgili kıssa daha önce genişçe açıklandı.

* EZANDA SÜNNET

ـ214 ـ6201 ـ710ـ حَدّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ. ثَنَا عَبْدُالرَّحْمَنِ بْنُ سَعْدِ بْنِ عَمَّارِ بْنِ سَعْدٍ، مُؤَذِّنِ رَسُولِ اللَّهِ #. حَدَّثَنِى أبِي، عَنْ أبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ؛ أنَّ رَسُولَ اللَّهِ # أمَرَ بًَِ أنْ يَجْعَلَ إصْبَعَيْهِ فِي أُذُنَيْهِ. وَقَالَ: »إنَّهُ أرْفَعُ لِصَوْتِكَ«.في الزوائد: رواه الترمذي بإسناد صححه. وإسناد المصنف ضعيف لضعف أود سعد

.214. (710) (6201)- Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın müezzini Sa'd el-Karazi (radıyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre, "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), Bilal (radıyallahu anh)'e (ezan okurken) iki parmağını kulağına sokmasını emrederek: "Şüphesiz bu, sesin daha çok yükselmesini sağlar" buyurmuştur."

ـ215 ـ6202 ـ711ـ حَدّثنَا أيُّوبُ بْنُ مُحَمّدٍ الْهَاشِمِيُّ. ثَنَا عَبْدُالْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ أرْطَاةَ، عَنْ عَوْنِ بْنِ أبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ أبِيهِ؛ قَالَ: أتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ # بِا‘بْطَحِ، وَهُوَ فِي قُبَّةٍ حَمْرَاءَ. فَخَرَجَ بَِلٌ. فَأذَنَّ فَاسْتَدَارَ فِى أذَانِهِ. وَجَعَلَ إصْبَعَيْهِ فِي أُذُنَيْهِ.هذا ا“سناد فيه حجاج بن أرطاة وهو ضعيف

.215. (711) (6202)- Ebu Cuhayfe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ebtah nam mevkide Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına geldi. Kırmızı bir çadırda kalıyordu. Derken Bilal çıkıp ezan okudu. Ezanında herbir cihete dönüyor ve iki parmağını kulaklarına sokuyordu."

ـ216 ـ6203 ـ712ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحُمْصِيُّ. ثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ مَرْوَانَ بْنِ سَالِمٍ، عَنْ عَبْدِالْعَزِيزِ ابْنِ أبِي رَوَّادٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »خَصْلَتَانِ مُعَلَّقَتَانِ فِي أعْنَاقِ الْمُؤَذِّنِينَ لِلْمُسْلِمِينَ: صََتُهُمْ وَصِيَامُهُمْ«.في الزوائد: إسناده ضعيف، لتدليس بقية بن الوليد.

216. (712) (6203)- İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Müezzinlerin boyunlarına, Müslümanların iki hasleti takılmıştır: Namazları ve  oruçları. (Bunların vakitlerini Müslümanlara müezzinler ilan eder.)"

ـ217 ـ6204 ـ716ـ حَدّثَنَا عُمْرُ بْنُ رَافِعٍ. ثَنَا عَبْدُاللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكٍ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِىِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ، عَنْ بَِلٍ؛ أنَّهُ أتَى النَّبِيَّ # يُؤْذِنُهُ بِصََةِ الْفَجْرِ. فَقِيلَ: هُوَ نَائِمٌ. فَقَالَ: الصََّةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ، الصََّةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ. فَأُقِرَّتْ فِي تَأذِينَ الْفَجْرِ. فَثَبَتَ ا‘مْرُ عَلى ذلِكَ.في الزوائد: إسناده ثقات. إ أن فيه انقطاعاً. سعيد بن المسيب لم يسمع من بل

.217. (716) (6204)- Hz. Bilal (radıyallahu anh)'in anlattığına göre: "(Bir gün) sabah namazını haber vermek üzere Aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına gelmiş, ancak kendisine "uyuyor" denilmiş. Bunun üzerine:

"Essalatu hayrun mine'nnevm, essalatu hayrun mine'nnevm (namaz uykudan daha hayırlıdır)" demiştir. Bundan böyle bu ibarenin sabah ezanına dahil edilmesi kabul görmüş ve ezan bu minval üzere kesinlik kazanmıştır."

* EZAN OKUNURKEN EZAN TEKRAR EDİLİR

ـ218 ـ6205 ـ718ـ حَدّثَنَا إسْحَاقَ الشَّافِعِيُّ، إبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمّدِ بْنِ الْعَبَّاسِ. ثنَا عَبْدُاللَّهِ بْنُ رَجَاءِ الْمُكّىُّ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ إسْحَاقَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ، عَنْ أبِي هُرَيْرَةَ؛ قَالَ: رَسُولُ اللَّهِ #: »إذَا أذَّنَ المؤَذِّنُ فَقُولُوا مِثْلَ قَوْلِهِ«.في الزوائد: إسناد أبي هريرة معلوم ومحفوظ عن الزهريّ عن عطاء عن أبي سعيد. كما أخرج ا‘ئمة الستة في كتبهم. ورواه أحمد في مسنده من حديث علي وَأبي رافع، والبزاز في مسنده من حديث أنس

.218. (718) (6205)- Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)  buyurdular ki: "Müezzin ezan okuduğu vakit onun söylediklerini aynen tekrar edin..."

 ـ219 ـ6206 ـ719ـ حَدّثَنَا شُجَاعُ بْنُ مَخْلَدٍ، أبُو الْفَضْلِ؛ قَالَ ثَنَا هُشَيْمٌ. أنْبَأَنَا أبُو بِشْرٍ، عَنْ أبِي الْمَلِيحِ بْنِ أُسَامَةَ، عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ أبِي سُفْيَانَ. حَدّثَتْنِي عَمَّتِى أُمُّ حَبِيبَةَ؛ أنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ # يَقُولُ، إذَا كَانَ عِنْدَهَا فِي يَوْمِهَا وَلَيْلَتِهَا، فَسَمِعَ الْمُؤَذِّنَ يُؤَذِّنُ، قَالَ كَمَا يَقُولُ الْمُؤَذِّنُ.في الزوائد: إسناده صحيح. وعبداللَّهِ بن عتبة روى له النسائى، وأخرج له ابن خزيمة في صحيحه. فهو عنده ثقة. وباقى رجاله ثقات .

219. (719) (6206)- Ümmühatu'l-Mü'minîn'den olan Ümmü Habibe (radıyallahu anhâ)'nin anlattığına göre, "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), yanında iken, ister gece, ister gündüz olsun, her ne zaman müezzinin ezanını işitirse, müezzinin söylediğini aynen tekrar etmiştir."

NOT: Bu husus, daha önce açıklandı.

* EZANIN FAZİLETİ

ـ220 ـ6207 ـ728ـ حَدّثَنَا مُحَمّدُ بْنُ يَحْيىَ، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخََّلُ. قَاَ: ثَنَا عَبْدُاللَّهِ بْنُ صَالِحٍ. ثَنَا يُحْيىَ بْنُ أيُّوبَ، عَنِ بْنِ جَرَيْجٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ؛ أنَّ رَسُولَ اللَّهِ # قَالَ: »مَنْ أذَّنَ ثَنْتَىْ عَشْرَةَ سَنَةً، وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ، وَكُتِبَ لَهُ، بِتَأْذِينِهِ، فِي كُلِّ يَوْمٍ، سِتُّونَ حَسَنَةً وَلِكُلِّ إقَامَةٍ ثَثُونَ حَسَنَةً«.في الزوائد: إسناده ضعيف، لضعف عبداللَّهِ بن صالح

.220. (728) (6207)- İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim on iki yıl müezzinlik yaparsa ona cennet vacip olur. Ona, her gün için, ezanı sebebiyle altmış hasene yazılır, her  bir ikameti için de otuz hasene yazılır."

* İKAMETTE BİRER BİRER OKUMA

ـ221 ـ6208 ـ731ـ حَدّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ. ثَنَا عَبْدُالرَّحْمَنِ بْنُ سَعْدٍ. ثَنَا عَمَّارُ بْنُ سَعْدٍ، مُؤَذِّنُ رَسُولِ اللَّهِ # حَدًّثَنِى أبِي، عَنْ أبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ؛ أنَّ أذَانَ بَِلٍ كَانَ مَثْنَى مَثْنَى. وَإقَامَتُهُ مُفْرَدَةٌ.في الزوائد: إسناده ضعيف، لضعف أود سعد. ومعناه في صحيح البخاريّ

.221. (731) (6208)- Aleyhissalâtu vesselâm'ın müezzinlerinden Sa'd el-Karazî (radıyallahu anh)'nin rivayetine göre, "Bilal-i Habeşî (radıyallahu anh)'nin ezanı ikişer ikişer idi. ikameti ise birer birerdi."

ـ222 ـ6209 ـ732ـ حَدّثَنَا أبُو بَدْرٍ، عَبَّادُ بْنُ الْوَلِيدِ. حَدَّثَنِى مَعْمَرُ بْنُ مُحَمّدِ بْنِ عُبَيْدِاللَّهِ بْنِ أبِي رَافِعٍ، مَوْلَى النَّبِيِّ #. حَدَّثَنِي أبِي، مُحَمّدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أبِيهِ عُبَيْدِاللَّهِ، عَنْ أبِي رَافِعٍ؛ قَالَ: رَأيْتُ بًَِ يُؤَذِّنُ بَيْنَ يَدَيْ رَسُولِ اللَّهِ # مَثْنَى مَثْنَى، وَيُقِيمُ وَاحِدَةً.في الزوائد: إسناده ضعيف تفاقهم على ضعف معمر بن محمد بن عبيد اللَّه وأبيه

.222. (732) (6209)- Ebu Rafi Mevla Resulillah anlatıyor: "Ben Bilal (radıyallahu anh)'in, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanında ikişer ikişer ezan okuduğunu, birer birer de ikamet getirdiğini gördüm!"

AÇIKLAMA:

Daha önce geçtiği üzere, ezan ve ikamette geçen cümlelerin kaçar kere tekrar edileceği rivayetlere göre farklıdır. Bu rivayetler Hz. Bilal'in  ezan tarzını anlatmaktadır.

* EZAN OKUNUNCA MESCİDDEN ÇIKILMAZ

ـ223 ـ6210 ـ734ـ حَدّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيىَ. ثَنَا عَبْدُاللَّهِ بْنُ وَهْبٍ. أنْبَأَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ عُمَرَ، عَنِ ابْنِ أبِي فَرْوَةَ، عَنْ مُحَمّدِ بْنِ يُوسُفَ، مَوْلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، عَنْ أبِيهِ، عَنْ عُثْمَانَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: »مَنْ أدْرَكَهُ ا‘ذَانُ فِى الْمَسْجِدِ، ثُمَّ خَرَجَ، لَمْ يَخْرُجْ لِحَاجَةٍ، وَهُوَ َ يُرِيدُ الرَّجْعَةَ، فَهُوَ مُنَافِقٌ«.في الزوائد: إسناده ضعيف. فيه ابن أبى فروة. واسمه إسحاق بن عبداللَّه ضعفوه. وكذلك عبدالجبار ابن عمر

.223. (734) (6210)- Hz. Osman (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim mescidde iken  ezan okunmaya başladığı halde, bir ihtiyaç olmadan ve tekrar mescide dönme gayesinde bulunmadan mescidi terkederse o kimse münafıktır."

 


Önceki Başlık: NAMAZ BÖLÜMÜ

Kütüb-i Sitte eseri AKÇAĞ BASIM YAYIM PAZARLAMA A.Ş. izniyle sitemize eklenmiştir. Kopyalama yapılamaz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Not:Arapça yazılarda, Lam elifler, lam ve elif şeklinde ayrı ayrı olarak görünüyor. Ayrıca başka hatalar da olabilir. Bu açıdan okuyucularımızın bunu dikkate almalarını istirham ederiz.