1. CİLT

Hadis Tarihi, Bazı Hadis Meseleleri, Hz. Peygamber'in İlmi Yayma Tedbirleri

2. CİLT

Kur'ân ve Sünnete Sarılma, İtikaf', İhyâ'u'l-Mevat, Îlâ, İsim ve Künye, Kaplar, Ecel ve Emel, Ebeveyne İyilik

3. CİLT

Bey(Alım Satım),Cimrilik,Bina, Tefsir

4. CİLT

Kur'an'ın Tilaveti ve Kıraatı,Tevbe,Rüya, İflâs

5.CİLT

Ölümü Temenni, Teşekkür, Cihad, Cidal ve Mirâ, Hacc ve Umre

6. CİLT

Hidane,Hased, Hırs, Haya, Hulk(Huy), Korku, Alemin Yaradılışı, Hilafet ve İmamet, Hul, Dua

7. CİLT

Diyetler, Borç ve Ödeme Âdabı, Zebâih (Kesimler),Dünyanın ve Yeryüzündeki Bazı Yerlerin Zemmedilmesi,Rahmet, Rıfk, Rehin, Riya, Zekât,Zinet

8. CİLT

Sehavet ve Kerem, Sefer (Yolculuk) Âdâbı, Müsâbaka ve Atıcılık, Sual, Sihir ve Kehanet, İçecekler,Şirket, Şiir,Namaz,

9. CİLT

Oruç, Sabır

10. CİLT

Sıdk (Doğruluk), Sadaka ve Nafaka, Sıla-i Rahm, Sohbet, Mehir, Av, Allah'ın Sıfatları, Misafirlik (Ziyafet), , Taharet

11. CİLT

Yiyecekler, Tıb ve Rukye, Talâk (Boşanma), Zıhâr, İlim, Af ve Mağfiret, Âzad Etme

12. CİLT

İddet ve İstibra, Ariyet, Umrâ ve Rukba, Gazveler,Kıskançlık,Gadab (Öfke), Gasb,Gıybet ve Nemine,Musiki ve Eğlence, Gadr (Vefasızlık), Fezâil

13. CİLT

Feraiz ve Mevaris (Miraslar), Fitneler Hevalar ve İhtilaflar, Kader

14. CİLT

, Kaza (Dava) ve Hüküm, Katl, Kısas, Kasâme, Mudarabe, Kıssalar, Kıyamet, Kesb (Kazanç), Yalan

15. CİLT

Kebair, Libas (Giyecekler), Lukata (Bulutular), Lian, Lakît, Oyun ve Eğlence, Lanetleme ve Sövme, Mev'izeler, Muzaraa (Ziraî Ortaklık), Medh, Mizah ve Şakalaşma, Ölüm, Mescidler, Peygamberlik, Nikah

16. CİLT

Nikah, Nezr (Adak, Niyet ve İhlas, Nasîhat ve Meşveret, Nifak, Yıldızlar, Hicretler, Hediye, Hibe, Vasiyet, Vaad, Vekâlet, Vakıf, Yemin, İlaveler, Taharet, Namaz, Ezan

17. CİLT

Bu cild İbn Mace’nin Sünenine aittir. Mescidler ve Cemaatler, Namazı Eda ve Namazın Sünnetleri, Cenaze, Oruç, Zekat, Nikah (Evlenme), Talak, Kefaretler, Ticaretler, Ahkâm, Hibeler, Sadakalar, Rehinler, Şuf'a, Lukata (Buluntular), Köle Azad

    Hadis Ansiklopedisi | 17. CİLT

NİKAH (EVLENME) BÖLÜMÜ - 1

* EVLENMENİN FAZİLETİ

ـ577 ـ6564 ـ1846 -حَدَّثَنَا أحْمَدُ بْنُ ا‘زْهَرِ. ثَنَا آدَمُ. ثَنَا عِيسَى بْنُ مَيْمُونٍ عَنِ الْقَاسِمِ عَنْ عَائِشَةَ؛ قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: النَّكَاحُ مِنْ سُنَّتِي. فَمَنْ لَمْ يَعْمَلْ بِسُنَّتِي فَلَيْسَ مِنَّى. وَتَزَوَّجُوا فإنِّى مُكَاثِرٌ بِكُمُ ا‘ُمَمَ. وَمَنْ كَانَ ذَا طَوْلٍ فَلْيَنْكِحْ وَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَعَلَيْهِ بِالصِّيَامِ. فإنَّ الصَّوْمَ لَهُ وِجَاءٌ.فِي الزوائد: إسناده ضعيف تفاقهم عَلَى ضعف عيسى بن ميمون المدينى، لكن له شاهد صحيح.

577. (1846) (6564)- Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Nikâh benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Evleniniz! Zira ben, diğer ümmetlere karşı siz(in çokluğunuz) ile iftihar edeceğim. Kimin maddî imkanı varsa hemen evlensin. Kim maddî imkân bulamazsa (nafile) oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehveti kırıcıdır."

ـ578 ـ6565 ـ1847 -حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى. ثَنَا سَعِيدُ بْنُ سَلَيْمَانٍ. ثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَسْلِمٍ. ثَنَا إِبْرَاهِيمُ ابْنُ مَيْسَرَةَ، عَنْ طَاوُسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ: قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَمْ نَرَ »يُرَ« لِلْمُتَحَابَّيْنِ مِثْلُ النِّكَاحِ.فِي الزوائد: إسناده صحيح وَرِجَالُهُ ثقات.

578. (1847) (6565)- İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sevişenler için nikâh kadar sevgiyi artırıcı bir şey görmedik veya görülmedi."

* KOCANIN KADIN ÜSTÜNDEKİ HAKKI

ـ579 ـ6566 ـ1852 -حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ. ثَنَا عَفَّانُ. ثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ زَيْدِ بْنِ جَدْعَانَ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ عَنْ عَائِشَةَ؛ أَنَّ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِوَسَلَّمَ قَالَ: لَوْ أمَرْتُ أحَداً أنْ يَسْجُدَ ‘َحَدٍ، ‘َمَرْتُ الْمَرأةَ أنْ تَسْجُدَ لِزَوْجِهَا. وَلَوْ أَنَّ رَجًُ أمَرَ إِمْرَأةً أنْ تَنْقُلَ مِنْ جَبَلٍ أحْمَرَ إلى جَبَلٍ أسْوَدَ، وَمِنْ جَبَلٍ أسْوَادَ إِلَى جَبَلٍ أحْمَرَ، لَكَانَ نَوْلُهَا أنْ تَفْعَلَ.فِي الزوائد: فِي إسناده على بن زيد، وهو ضعيف. لكن للحديث طرق أخره. وله شاهدان من حديث طلق بن عليّ. رواه الترمذي والنسائي. ومن حديث أم سلمة، ورواه الترمذي و ابْنِ ماجة .

579. (1852) (6566)- Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımayı emretseydi, uygun olan, kadının bu emri yerine getirmesidir."

ـ580 ـ6567 ـ1853 -حَدَّثَنَا أزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ. ثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أيُّوبَ، عَنِ الْقَاسِمِ الشَّيْبَانِيِّ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أوْفَى؛ قَالَ: لَمَّا قَدِمَ مُعَاٌذ مِنَ الشَّامَ سَجَدَ لِلنَّبِيِّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. قَالَ: »مَا هَذَا يَا مُعَاذَ؟« قَالَ: أتَيْتُ الشَّامَ فَوَافَقْتُهُمْ يَسْجُدُونَ ‘سَاقِفَتِهِمْ وَبَطَارِقَتِهِمْ. فَوَدِدْتُ فِي نَفْسِي أنْ نَفْعَلَ ذلِكَ بَكَ. فَقَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: فََ تَفْعَلُوا. فَإنِّى لَوْ كُنْتُ آمِراً أحَداً أنْ يَسْجُدَ لِغَيْرِ اللَّهِ، ‘مَرْتُ الْمَرْأةَ أنْ تَسْجُدَ لِزَوْجِهَا. وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ! َ تُؤَدِّي الْمَرْأةُ حَقَّ رَبِّهَا حَتَّى تُؤَدِّيَ خَقَّ زَوْجِهَا وَلَوْ سَأَلَهَا نَفْسَهَا، وَهِيَ عَلَى قَتَبٍ، لَمْ تَمْنَعْهُ.فِي الزوائد: رواه ابْنِ حبان فِي صحيحه. قَالَ السندي: كأنه يريد أنه صحيح ا“سناد .

580. (1853) (6567)- Abdullah İbnu Ebî Evfa radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Muâz Şam'dan dönünce Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a secde etmişti. Aleyhissalâtu vesselâm hayretle: "Ey Muaz! Bu da ne?" dedi. O açıkladı:

"Şam'a gitmiştim, onların reislerine ve patriklerine secde ettiklerine rastladım. İçimden, aynı şeyi size yapmak arzusu geçti." Aleyhissalâtu vesselâm, bunun üzerine: "Bunu yapmayın! Zira, şayet ben, bir kimseye, Allah'tan başkasına secde etmeyi emretseydim, kadına kocasına secde etmesini emrederdim. Muhammed'in nefsi elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim ki, bir kadın, kocasının hakkını eda etmedikçe Rabbinin hakkını da eda edemez. Kadın (deve sırtındaki) semere binmiş iken kocası nefsini talep edecek olsa, kadın bu isteğe mani olamaz."

* EN EFDAL KADIN

ـ581 ـ6568 ـ1856 -حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَمُرةَ. ثَنَا وَكِيعٌ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أبِيهِ عَنْ سَالَمِ بْنِ إبِي الْجَعْدِ عَنْ ثَوْبَانَ؛ قَالَ: لَمَّا نَزَلَ فِي الْفِضَّةِ وَالذَّهَبِ مَا نَزَلَ، قَالُوا: فَأيَّ الْمَالِ نَتَّخِذُ؟ قَالَ عُمَرُ: فَأنَا أعَلَمُ لَكُمْ ذلِكَ. فَأوْضَعَ عَلى بَعِيرِهِ. فَإدْرَكَ النَّبِيَّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَأنَا فِي أثَرِهِ. فَقَالَ: يا رَسُولَ للَّهِ! أيَّ الْمَالِ نَتَّخِذُ؟ فَقَالَ: لِيَتَّخِذْ أحَدُكُمْ قَلْباً شَاكِراً، وَلِسَاناً ذَاكِراً، وَزَوْجَةً مُؤْمِنَةً، تُعِينُ أحَدَكُمْ عَلَى أمْرِ اŒخِرَةِ.فِي الزوائد: عَبْدُ اللَّه بن عمرو بن مرة ضعفه النسائي، ووثقه الحاكم وابن حبان. و قَالَ ابْنِ معين:  بأس به، فَقَالَ: روى الترمذي، فِي التفسير، المرفوع منه، دون قول عمر. و قَالَ: حسن .

581. (1856) (6568)- Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın azadlısı Sevbân radıyallahu anh anlatıyor: "Gümüş ve altın (biriktirme) ile ilgili ayet (Tevbe 34) nâzil olduğu zaman halk: "Öyleyse hangi malı biriktirmeliyiz?" diye birbirlerine sordular. Hz. Ömer: "Bunu, ben sorup size haber vereyim!" dedi ve hemen devesine atlayıp gitti. Ben de peşinden gittim. Hz. Ömer: "Ey Allah'ın Resûlü hangi maldan edinelim?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Her biriniz, şükreden bir kalp, zikreden bir dil, ahiret işinize yardımcı olacak mü'mine bir kadın edinsin" buyurdular."

ـ582 ـ6569 ـ1857 -حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ. ثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ. ثَنَا عُثْمَانَ بْنُ أَبِي الْعَاتِكَةِ. عَنْ عَلِيِّ ابْنِ يَزِيدَ، عَنِ الْقَاسِمِ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ عَنِ النَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؛ أنَّهُ كَانَ يَقُولُ: مَا اسْتَفَادَ الْمُؤْمِنُ بَعْدَ تَقْوَى اللَّهِ خَيْراً لَهُ مِنْ زَوْجَةٍ صَالِحَةٍ. إنْ أمَرَهَا أطَاعَتْهُ. وَإنْ نَظَرَ إلَيْهَا سَرَّتْهُ. وَإنْ أقْسَمَ عَلَيْهَا أبَرَّتْهُ. وَإنْ غَابَ عَنْهَا نَصَحَتْهُ فِي نَفْسِهَا وَمَالِهِ.فِي الزوائد: فِي إسناده عَلى بن يزيد، قَالَ البحاري: منكر الحديث. و عُثْمَانَ بن أَبِي العاتكة، مختلف فِيهِ. والحديث رواه النسائي من حديث أَبِي هُرَيْرَةَ، وسكت عَلَيْهِ. وله شاهد من حديث عَبْدُ اللَّه بن عمر .

582. (1857) (6569)- Ebu Ümâme radıyallahu anh'ın rivayetine göre: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuşlardır: "Mü'min, Allah'a takvada sonra en ziyade sâliha bir zevceden hayır görür. Böylesi bir kadına emretse itaat eder. Ona baksa sürur duyar, bir şeyi yapıp yapmaması hususunda yemin etse, kadın bunu yerine getirerek onu yeminden kurtarır, kadınından ayrılıp uzak bir yere gitse, kadın hem kendi namusu ve hem de adamın malı hususunda hayırhah ve dürüst olur.

* DİNDARLA EVLENMELİ

ـ583 ـ6570 ـ1859 -حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ. ثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ الْمُحَارِبِيُّ وَجَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، عن ا“فْرِيقِيِّ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: َ تَزَوَّجُو النِّسَاءَ لِحُسْنِهِنَّ. أنْ يُرْدِيَهُنَّ. وََ تَزَوَّجُوهُنَّ ‘مْوَالِهِنَّ. فَعَسَى أمْوَالِهُنَّ أنْ تُطْغِيَهُنَّ. وَلكِنْ تَزَوَّجُوهُنَّ عَلي الدِّينَ. وَ‘مَةٌ خَرْمَاءُ سَوْدَاءُ ذَاتُ دِينٍ أفْضَلُ.فِي الزوائد: فِي إسناده ا“فريقي، وهو عَبْدُ اللَّه بن زياد بن أنعم، ضعيف. والحديث رواه ابْنِ حبان فِي صحيحه بإسناد آخر .

583. (1859) (6570)- Abdullah İbnu Amr radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Güzellikleri sebebiyle kadınlarla evlenmeyin. Çünkü güzelliklerinin onları (kibir ve gurur sebebiyle) alçaltacağından korkutur. Onlarla mal ve mülkleri sebebiyle de evlenmeyin, zira mal ve mülkün onları azdıracağından korkulur. Fakat onlarla diyaneti esas alarak evlenin. Yemin olsun, burnu kesik, kulağı delik siyahî dindar bir köle (dindar olmayan hür kadınlardan) efdaldir."

AÇIKLAMA:

Dinimiz, evleneceklere dindar kadın arama hususunda ısrarlıdır. Bu husus ayet-i kerimede dahi yer verilmiştir (Bakara 221). Yine âyet (Nisa 34) ve hadiste kadında övülen bir diğer vasıf kadının itaatkâr olmasıdır. Hatta âyet-i kerimede itaatkâr olan kadın hakkında haddi aşmamak emredilmiştir (Nisa 34).

* BEKÂRLAR EVLENDİRİLSİN

 ـ584 ـ65 ـ1861 -حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ. ثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَلْحَةَ التَيْمِيُ.حَدّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ ابْنُ سَالِمِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ عُوَيْمِ بْنِ سَاِعَدَةَ ا‘نْصَارِيُّ عَنْ أبِيهِ عَنْ جَدِّهِ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: عَلَيْكُمْ بِا‘بْكَارِ. فَإنَّهُنَّ أعْذَابُ أفْوَاهاً، وَأنْتَقُ أرْحَاماً، وَأرْضَي بِالْيَسِيرِ.فِي الزوائد: فِي إسناده مُحَمَّد بن طلحة. قَالَ فِيهِ أَبُو حاتم:  يحتج به. و قَالَ ابْنِ حبان: هو من الثقات ربما أخطأه. عَبْدُ الرَّحْمَنِ بن سالم بن عتبة، قَالَ البخاري: لم يصح حديثه .

584. (1861) (6571)- Üveym İbnu Sâide radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Bakire kızlarla evlenin. Çünkü onların ağızları daha tatlı, rahimleri daha doğurgandır, aza da razı olurlar."

AÇIKLAMA:

Ağızlarının tatlılığı, "hayâ perdeleri yırtılmadığı için, edepli konuşurlar, kocalarına karşı kırıcı, çirkin söz söylemezler" diye anlaşılmıştır. Hadis, kadınların doğurganlık vasfını övmektedir.

Kadının razı olacağı "az"dan muradın "maddi ihtiyaçlarda; yemede, içmede, giyim kuşamdaki azlık olabileceği gibi, "cinsi münasebetteki azlık"ın da olabileceği söylenmiştir. "Dul kadın önceki kocasının yanında her şeyin bolunu görmüş olabilir. Aynı şeyi yeni kocasında da arayarak, bulamayınca tatsızlığa sebep olur" denmiştir.

* HÜR VE VELUD OLANLA EVLENİLSİN

ـ585 ـ6572 ـ1862 -حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ. ثَنَا سََّمُ بْنُ سَوَّارٍ. ثَنَا كَثيرُ بْنُ سَلِيمٍ عَنِ الضَّحَّاكِ ابْنِ مُزَاحِمٍ؛ قَالَ: سَمِعْتُ أنَسَ بْنَ مَالِكٍ يَقُولُ: سَمِعْتُ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: مَنْ أرَادَ أنْ يَلْقَى اللَّهَ طَاهِراً مُطَهَّراً، فَلْيَتَزَوَّجِ الْحَرائِرَ.فِي الزوائد: إسناده ضعيف، لضعف كثير بن سليم. وسم هو ابْنِ سليمان بن سوّار. قَالَ ابْنِ عدي: عنده مناكير. و قَالَ العقيليّ: فِي حديثه مناكير .

585. (1862) (6572)- Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim: "Kim Allah'a pak ve temizletilmiş olarak kavuşmak isterse hür kadınlarla evlensin."

ـ586 ـ6573 ـ1863 -حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ. ثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْحَارِثِ الْمَخْزُومِيُّ، عَنْ طَلْحَةَ، عَنْ عَطَاءٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: انْكِحُوا. فَإنِّى مُكَاثِرٌ بِكُمْ.فِي الزوائد: فِي إسناده بن عمرو المكى الحضرومي. متفق عَلَى تضعيفه .

586. (1863) (6573)- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Evleniniz! Zira ben (Kıyamet günü diğer ümmetlere karşı) çokluğunuzla iftihar edeceğim."

* EVLENECEĞİN KADINA BAKMAK

ـ587 ـ6574 ـ1864 -حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ. ثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ حَجَّاجِ عَنْ مُحَمَّدِ ابْنِ سُلَيْمَانَ عَنْ عَمِّهِ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سَلَمَةَ؛ قَالَ: خَطَبْتُ امْرَأةً. فَجَعْلْتُ أتَخَبَّأُ لَهَا حَتَّى نَظَرْتُ إلَيْهَا فِي نَخْلٍ لَهَا. فَقِيلَ لَهُ: أتَفْعَلُ هذَا وَأنْتَ صَاحِبُ رَسُولِ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: فَقَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: إِذَا القَى اللَّهُ فِي قَلبِ امْرِئٍ خِطْبَةَ امْرَأةٍ، فََ بَأسَ أنْ يَنْظُرَ إلَيْهَا.فِي الزوائد: فِي إسناده حجاج وهو ابْنِ أرطاة الكوفيّ، ضعيف ومدلس. ورواه بالعنعنة. ولكن لم ينفرد به حجاج، فقد رواه ابْنِ حبان فِي صحيحه بإسناد آخر .

587. (1864) (6574)- Muhammed İbnu Mesleme radıyallahu anh anlatıyor: "Ben bir kadınla evlenmek istedim ve kadını gizlice görmeye çalıştım. Sonunda onu kendi hurma bahçesinde gördüm."

Bu açıklaması üzerine, kendisine: "Sen Resûlullah'ın ashabından olduğun halde bunu yaptın mı?" diye ayıpladılar. O da şöyle cevapladı: "Ben Aleyhissalâtu vesselâm'ın "Allah bir kimsenin kalbine bir kadınla evlenme arzusu attığı zaman, ona bakmasında bir beis yoktur!" dediğini işittim."

 ـ588 ـ6575 ـ1865 -حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَليُّ الْخََّلُ، وَزُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ. قَالُوا: ثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ عَنْ مَعْمَرٍ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ أنَسِ بْنِ مَالِكٍ؛ أَنَّ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ أرَادَ أنْ يَتَزَوَّجَ امْرَأةً. فَقَالَ لَهُ النَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اذْهَبْ فَانْظُرْ

إلَيْهَا. فَإنَّهُ أحْرَى أنْ يُؤْدَمَ بَيْنَكُمَا. فَفَعَلَ فَتَزَوَّجَهَا. فَذَكَرَ مِنْ مُوَافَقَتِهَا.فِي الزوائد: إسناده صحيح وَرِجَالُهُ ثقات. وقد رواه الترمذي من حديث المغيرة، والنسائي من حديث أَبِي هُرَيْرَةَ والمغيرة .

588. ( 1865) (6575)- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Mugire İbnu Şu'be bir kadınla evlenmek istemişti. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kendisine: "Git önce onu bir gör! Zira böyle yapman, aranızdaki ülfet ve sevginin devamı için daha uygundur" buyurdular. O da öyle yaptı ve evlendiler. Bilahare Mugire radıyallahu anh, aralarındaki uyumdan bahsettiler."

ـ589 ـ6576 ـ1866 -حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَبِي الرَّبِيعِ. أنْبَأنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ عَنْ بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيِّ عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ؛ قَالَ: أتَيْتُ النَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَذَكَرْتُ لَهُ امْرَأةً أَخْطُبُهَا فَقَالَ: اذْهَبْ فَانْظُرْ إلَيْهَا. فإنَّهُ أجْدَرُ أنْ يُؤْدَمَ بَيْنَكُمَا فَأتَيْتُ امْرَأةً مِنَ ا‘نْصَارِ. فَخَطَبْتُهَا إِلَى أبَوَيْهَا. وَأخْبضرْتُهُمَا بِقَوْلِ النَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: فَكَأنَّهُمَا كَرِهَا ذَلِكَ. قَالَ فَسَمِعَتْ ذَلِكَ الْمَرأَةُ، وَهِيَ فِي خِدْرِهَا، فَقَالَتْ: إنْ كَانَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أمَرَكَ أنْ تَنْظُرَ، فَانْظُرْ. وَإَِّ فأنْشُدُكَ. كَأنَّهَا أعْظَمَتْ ذَلِكَ. قَالَ فَنَظَرْتُ إلَيْهَا فَتَزَوَّجْتُهَا. فَذكَرَ مِنْ مُوَافَقَتِهَا.فِي الزوائد: إسناده صحيح. وقد روى الترمذي وغيره بعضه .

589. (1866) (6576)- Mugire İbnu Şu'be anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelip evlenmek istediğim bir kadından bahsettim. Bana: "Git onu bir gör! Bu, onunla muhabbet ve ünsiyetinizin devamı için daha uygundur" dedi. Ben de Ensardan bir kadının yanına geldim, onu ebeveyninden istedim ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın sözünü onlara haber verdim. Onlar sanki bundan hoşlanmadılar. Hıdr denen hususi hücresinde bulunan kız bunu işitmişti: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, sana bakmanı emretmişse, bak! Aksi taktirde Allah aşkına bana bakma!" dedi. Sanki kız da bu bakma işini büyütmüştü.

Muğire sözüne devamla dedi ki: "Ben kıza baktım ve onunla evlendim." Muğire kızla aralarındaki uyuşmayı da zikretti."

* DUL VE BAKİRE İLE İSTİŞARE

ـ590 ـ6577 ـ1872 -حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ الْمِصْرِيُّ. أنْبَأنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِعَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ عَنْ عَدِيِّ بْنِ عَدِيِّ بْنِ الْكِنْدِيِّ، عَنْ أبِيهِ؛ قَالَ:قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الثَّيِّبُ تُعْرِبُ عَنْ نَفْسِهَا، وَالْبِكْرُ رِضَاهَا صَمْتُهَا. فِي الزوائد: رِجَال إسناده ثقات إ أنه منقطع. فإن عديا لم يسمع من أبيه عديّ بن عميرة. يدخل بينهما العرس بن عميرة. قال أَبُو حاتم وغيره. لكن الحديث له شواهد صحيحة .

590. (1872) (6577)- Adiyy İbnu Âmire el-Kindî radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Dul kadın, kendi arzusunu açıkça ifade eder, bâkire kızın rızası sûkûtundan anlaşılır."

* KIZIN GÖNLÜ OLMADAN EVLENDİRİLMEZ

ـ591 ـ6578 ـ1874 -حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ. ثَنَا وَكِيعٌ عَنْ كَهْمَسِ بْنِ الْحَسَنِ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أبِيهِ؛ قَالَ: جَاءَتْ فَتَاةٌ إِلَى النَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. فَقَالَت إنَّ أَبِي زَوَّجَنِى ابْنِ أخِيهِ لِيَرْفَعَ بِي خَسِيسَتهُ قَالَ، فَجَعَلَ ا‘مْرَ إلَيْهَا. فَقَالَتْ: قَدْ أجَزْتُ مَا صَنَعَ أَبِي وَلكِنْ أرَدْتُ أنْ تَعْلَمَ النِّسَاءُ أنْ لَيْسَ إِلَى اŒبَاءِ مِنَ ا‘مْرِ شَيْءٌ.فِي الزوائد: إسناده صحيح. وقد رواه غير المصنف من حديث عَائِشَةَ وغيرها .

591. (1874) (6578)- İbnu Bureyde, babası Bureyde'den naklediyor. "Genç bir kız, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek: "Babam, hakirliğini benimle gidermek için kardeşinin oğluyla evlendirdi" diye şikayette bulundu.

Bureyde devamla der ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bu nikahın kabul veya reddinde) yetkiyi kıza bıraktı. Kız da: "Ben babamın yaptığı işi kabul ettim, fakat babaların böyle yapmaya haklarının olmadığının kadınlarca bilinmesini istedim" dedi."

AÇIKLAMA:

1- Alimler bu ve benzeri hadisler sebebiyle buluğ çağındaki bir kızın iznini almadan babası evlendirecek olsa, bu nikâhın hükmü hususunda ihtilaf etmiştir.

* Alimlerin çoğuna göre böyle bir nikâh hükümsüzdür.

* Medine ehlinin bir kısmına göre caizdir. İmam Mâlik, Şâfiî, İbnu Ebî Leyla, el-Leys, Ahmed ve İshâk da bu görüştedir.

Buluğa eren dul ise, müsaadesi alınmalıdır, aksi taktirde nikâh batıldır. Bu hususta alimler ihtilaf etmez. Hadisteki duldan maksad sahîh veya fâsid bir nikâhla veya vat-yı şüphe ile bâkireliği giderilen kadındır. Keza bâkireden maksad da herhangi bir temasla bakirelik zarı giderilmemiş, veya atlama, aşın kan akma gibi hastalıkla bâkireliği zail olmuş bulunan kadın demektir.

2- Gayr-ı meşru cinsi temasla bekâreti izale olan kadın bakire mi sayılmalı, dul mu sayılmalı? Bu husus ihtilaflıdır:

* Ebu Hanîfe ve İmam Mâlik'e göre bu kadın bakire hükmündedir.

* İmam Şâfi'î, Ahmed İbnu Hanbel, Ebu Yusuf ve Muhammed el-Şeybâni'ye göre bu kadın dul hükmündedir.

3- Bakire kadın, izin istendiğinde susar, bir şey söylemeden kaçar, veya ağlarsa veya oturduğu yerden kalkarsa veya hoşlanmadığını ifade eden bir belirti izhar ederse Mâlikilere göre bu sükutta izin yoktur, nikah kıyılmaz. Şafiîlere göre, bu davranışlar nikaha mani değildir, ancak bâkire ağlar, bağırır ve buna karşı olduğunu davranışları ile ortaya korsa bu durumda izninin olmadığı anlaşılır.

* KÜÇÜK KIZLARI BABALARI EVLENDİREBİLİR

ـ592 ـ6579 ـ1877 -حَدَّثَنَا أحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ. ثَنَا أَبُو أحْمَدَ. ثَنَا إسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إسْحَاقَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ؛ قَالَ: تَزَوَّجَ النَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَائِشَةَ وَهِيَ بِنْتُ سَبْعٍ. وَبِنَى بِهَا وَهِىَ بِنْتُ تِسْعٍ. وَتُوفِّي عَنْهَا وَهِي بِنْتُ ثَمَانِى عَشْرَةَ سَنَةً.فِي الزوائد: إسناه صحيح عَلَى شرط الشيخين. إ أنه منقطع. ‘ن أبا عبيدة لم يسمع من أبيه. قَالَه شعبة وأبو حاتم و ابْنِ حبان فِي الثقات. والترمذي فِي الجامع. والمزي فِي ا‘طراف. وغيرهم. والحديث قد رواه النسائي فِي الصغرى من حديث عَائِشَةَ .

592. (1877) (6579)- Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Aişe radıyallahu anhâ ile yedi yaşında iken onunla nikahlandı, dokuz yaşında iken zifaf yaptı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Aişe onsekiz yaşlarında iken vefat etti."

* KÜÇÜK KIZI BABA DIŞINDA EVLENDİREN

ـ593 ـ6580 ـ1878 -حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَسْقِيُّ. ثَنَا عَبْدُاللَّه بْنُ نَافِعٍ الصَّائِغُ. حَدَّثَنِي عَبْدُاللَّهِ بْنُ نَافِعٍ. عَنْ أبِيهِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ؛ أنَّهُ حِينَ هَلَكَ عُثْمَانُ بْنُ مَظْعُونٍ تَرَكَابْنَةً لَهُ. قَالَ ابْنِ عُمَرَ: فَزَوَّجَنِيهَا خَالِي قُدَامَةُ، وَهُوَ عَمُّهَا، وَلَمْ يُشَاوِرْهَا. وذلِكَ بَعْدَ مَا هَلَكَ أبُوهَا. فَكَرِهَتْ نِكَاحَهُ، وَأحَبَّتِ الْجَارِيَةُ أنْ يُزَوِّجَهَا الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةَ، فَزَوَّجَهَا إيَّاهُ.فِي الزوائد: إسناده موقوف. وفيه عَبْدُ اللَّه بن نافع، مولى ابْنِ عمر، متفق عَلَى تضعيفه .

593. (1878) (6580)- Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhüma'nın anlattığına göre, "Osman İbnu Maz'un radıyallahu anh vefat ettiği zaman, geride yetim bir kızını bıraktı. İbnu Ömer der ki: "Dayım Kudâme -ki kızın da amcasıydı- o kızı bana nikâhladı. Bu nikah işi, kızın babasının ölümünden sonra olmuştu. Kız, amcasının yaptığı bu nikahtan hoşlanmadı ve Muğire İbnu Şu'be ile evlendirilmesini arzu etti. (Kız buluğ çağına vardıktan) sonra amcası, onu Muğire ile evlendirdi."

* VELİSİZ NİKAH CAİZ DEĞİL Mİ?

ـ594 ـ6581 ـ1880 -حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ. ثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ عَنْ النَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ؛ وَعَنْ عِكْرِمَةَ عَنِ بْنِ عَبَّاسٍ. قَاَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: َ نِكَاحَ إَّ بِوَلِيٍّ.وفي حَدِيثِ عَائِشَةَ: وَالسُّلْطَانُ وَلِيُّ مَنه َ وَلِيَّ لَهُ.فِي الزوائد: فِي إسناده الحجاج، وهو ابْنِ أرطاة، مدلس. وقد رواه بالعنعنة. وأيضا لم يسمع من عكرمة. وإنما يحدث عن داود بن الحصين عن عكرمة. قَالَه ا“مام أحمد. ولم يسمع حجاج من الزهري، قَالَه عباد بن الزهري. فقد تابعه عَلَيْهِ سليمان بن مُوسَى، وهو ثقة عن الزهري عن عروة عن عَائِشَةَ بلفظ »أيما امرأة يكحت بغير إذن وليها فنكاحها باطل« الحديث. كما رواه أصحاب السنن اهـ.قَالَ السندي. قلت: و‘هل الحديث، فِي هَذَا ا“سناد أيضا تكلّم .

594. (1880) (6581)- Hz. Aişe ve İbnu Abbâs radıyallahu anhüm'ün anlattıklarına göre, "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Veliden izinsiz nikah sahih olmaz" buyurmuştur."

ـ595 ـ6582 ـ1882 -حَدَّثَنَا جَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ الْعَتَكِيُّ. ثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَرْوَانَ الْعُقَيْلِيُّ. ثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي  هُرَيْرَةَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: َ تُزَوِّجُ الْمَرْأةُ الْمَرْأةَ. وََ تُزَوِّجُ الْمَرْأةُ نَفْسَهَا. فَإنَّ الزَّانِيَةَ هِيَ الَّتِي تُزَوِّجُ نَفْسَهَا .

فِي الزوائد: فِي إسناده جميل بن الحسين العتكي. قَالَ فِيهِ عبدان: إنه فاسق يكذب، يعنى فِي كمه. و قَالَ ابْنِ عديّ: لم أسمع أحدا تكلم فِيهِ غير عبدان، إنه  بأس به، و أعلم له حديث منكرا. وذكره ابْنِ حبان فِي الثقات.و قَالَ: يغرب. وأخرج له فِي صحيحه هو ابْنِ خزيمة والحاكم. و قَالَ مسلمة ا‘ندلسىّ: ثقة. وباقي رِجَال ا“سناد ثقات.فََ تَعْضِلُوهُنَّ اَنْ يَنْكِحْنَ أَزْوَاجَهُنَّ .

595. ( 1882) (6582)- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kadın kadını evlendiremez. Kadın kendi başına da evlenemez. Zâni kadın kendi kendine evlenen kadındır."

AÇIKLAMA:

Nikâh mevzuunda bir kısım selef son hadisle amel ederek, kadının kendi kendini evlendiremeyeceğine hükmetmiştir. Hz. Ömer, Hz. Ali, İbnu Abbâs radıyallahu anhüm bunlardandır. Tâbiînden Said İbnu'l-Müseyyeb, Hasan Basri, Şureyh, İbrahim Neha'î, Ömer İbnu Abdilaziz vs. birçokları da aynı görüştedir. Süfyan Sevrî, Evza'î, Mâlik, İbnu Mübarek, Şâfi'î, Ahmed, İshak gibi meşhurlar da aynı görüştedir.

Ulemânın cumhuru, velinin izni olmadan nikâhın caiz olmayacağına hükmetmişse de, Ebu Hanîfe merhum velinin iznini veya bir vekil tayin etmesini nikahın sıhhati için şart görmez. Kadının kendi arzusuyla iki şâhid huzurunda nikâhı yapabileceğini söyler. O, nikahı alış-veriş akdine kıyaslar. "Kadın, velisinin izni olmadan malını satabildiği gibi, nikâhını da yapabilir" der. O, yukarıdaki hadislerde gelen kaydı, buluğa ermemiş kıza hamleder. Ayrıca "... kadınlarınız, (aralarında sulh yaparak) eski kocalarına nikâh yapmak (geri dönmek) isterlerse onlara mâni olmayın..." mealindeki ayette "nikah yapma" fiilinin kadınlara nisbet edilmiş olması da, bu kanaatte olanlara delil kılınmıştır (Bakara 232).

* ŞİĞAR NİKAHI YASAKTIR

ـ596 ـ6583 ـ1885 -حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مَهْدِيِّ. أنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ. ثَنَا مَعْمَرٌ عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أنَسِ ابْنِ مَالِكٍ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: َ شِغَارَ فِي ا“سَْمِ. فِي الزوائد: إسناده صحيح ورِجَالُهُ ثقات وله شواهد صحيحة .

596. (1885) (6583)- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İslâm'da şiğar yoktur."

AÇIKLAMA:

Şiğar: "Kızını veya kız kardeşini seninle evdendirmem üzere, sen kızını veya kız kardeşini benimle evlendir, aralarında mehir olmasın" diyerek yapılan nikâhtır. Burada erkekler mehir vermekten kaçmış oluyorlar. Halbuki mehir, kadının hakkıdır. Bu tarz nikâhta kadının mağduriyeti mevzubahistir, bu sebeple İslâm bunu yasaklamıştır.


Önceki Başlık: ZEKAT BÖLÜMÜ
Sonraki Başlık: NİKAH (EVLENME) BÖLÜMÜ - 2

Kütüb-i Sitte eseri AKÇAĞ BASIM YAYIM PAZARLAMA A.Ş. izniyle sitemize eklenmiştir. Kopyalama yapılamaz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Not:Arapça yazılarda, Lam elifler, lam ve elif şeklinde ayrı ayrı olarak görünüyor. Ayrıca başka hatalar da olabilir. Bu açıdan okuyucularımızın bunu dikkate almalarını istirham ederiz.