1. CİLT

Hadis Tarihi, Bazı Hadis Meseleleri, Hz. Peygamber'in İlmi Yayma Tedbirleri

2. CİLT

Kur'ân ve Sünnete Sarılma, İtikaf', İhyâ'u'l-Mevat, Îlâ, İsim ve Künye, Kaplar, Ecel ve Emel, Ebeveyne İyilik

3. CİLT

Bey(Alım Satım),Cimrilik,Bina, Tefsir

4. CİLT

Kur'an'ın Tilaveti ve Kıraatı,Tevbe,Rüya, İflâs

5.CİLT

Ölümü Temenni, Teşekkür, Cihad, Cidal ve Mirâ, Hacc ve Umre

6. CİLT

Hidane,Hased, Hırs, Haya, Hulk(Huy), Korku, Alemin Yaradılışı, Hilafet ve İmamet, Hul, Dua

7. CİLT

Diyetler, Borç ve Ödeme Âdabı, Zebâih (Kesimler),Dünyanın ve Yeryüzündeki Bazı Yerlerin Zemmedilmesi,Rahmet, Rıfk, Rehin, Riya, Zekât,Zinet

8. CİLT

Sehavet ve Kerem, Sefer (Yolculuk) Âdâbı, Müsâbaka ve Atıcılık, Sual, Sihir ve Kehanet, İçecekler,Şirket, Şiir,Namaz,

9. CİLT

Oruç, Sabır

10. CİLT

Sıdk (Doğruluk), Sadaka ve Nafaka, Sıla-i Rahm, Sohbet, Mehir, Av, Allah'ın Sıfatları, Misafirlik (Ziyafet), , Taharet

11. CİLT

Yiyecekler, Tıb ve Rukye, Talâk (Boşanma), Zıhâr, İlim, Af ve Mağfiret, Âzad Etme

12. CİLT

İddet ve İstibra, Ariyet, Umrâ ve Rukba, Gazveler,Kıskançlık,Gadab (Öfke), Gasb,Gıybet ve Nemine,Musiki ve Eğlence, Gadr (Vefasızlık), Fezâil

13. CİLT

Feraiz ve Mevaris (Miraslar), Fitneler Hevalar ve İhtilaflar, Kader

14. CİLT

, Kaza (Dava) ve Hüküm, Katl, Kısas, Kasâme, Mudarabe, Kıssalar, Kıyamet, Kesb (Kazanç), Yalan

15. CİLT

Kebair, Libas (Giyecekler), Lukata (Bulutular), Lian, Lakît, Oyun ve Eğlence, Lanetleme ve Sövme, Mev'izeler, Muzaraa (Ziraî Ortaklık), Medh, Mizah ve Şakalaşma, Ölüm, Mescidler, Peygamberlik, Nikah

16. CİLT

Nikah, Nezr (Adak, Niyet ve İhlas, Nasîhat ve Meşveret, Nifak, Yıldızlar, Hicretler, Hediye, Hibe, Vasiyet, Vaad, Vekâlet, Vakıf, Yemin, İlaveler, Taharet, Namaz, Ezan

17. CİLT

Bu cild İbn Mace’nin Sünenine aittir. Mescidler ve Cemaatler, Namazı Eda ve Namazın Sünnetleri, Cenaze, Oruç, Zekat, Nikah (Evlenme), Talak, Kefaretler, Ticaretler, Ahkâm, Hibeler, Sadakalar, Rehinler, Şuf'a, Lukata (Buluntular), Köle Azad

    Hadis Ansiklopedisi | 17. CİLT

NİKAH (EVLENME) BÖLÜMÜ - 2

* MEHİR

ـ597 ـ6584 ـ1890 -حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامَ الرَّفَاعِيُّ مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ. ثَنَا يَحْيَى بْنُ يِمَانٍ. ثَنَا ا‘غَرُّ الرَّقَاشِيُّ، عَنْ عَطِيَّةَ الْعَوْفِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ؛ أَنَّ النَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَزَوَّجَ عَائِشَةَ عَلَى مَتَاعِ بَيْتٍ، قِيمَتُهُ خَمْسُونَ دِرْهَماً.فِي الزوائد: فِي إسناده عطية العوفي ضعيف .

597. (1890) (6584)- Ebu Saidi'l-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Aişe radıyallahu anhâ'yı, elli dirhem değerinde ev eşyası mukabilinde nikâhladı."

* NİKÂH DUASI

ـ598 ـ6585 ـ1894 -حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَ مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقََنِيُّ قَالُوا: ثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنِ ا‘وْزَاعِيُّ عَنْ قُرَّةَ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي  هُرَيْرَةَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: كُلُّ أمْرٍ ذِى بَالٍ، َ يُبْدَأُ فِيهِ بِالْحَمْدِ، أقْطَعُ.فِي السندي: الحديث قد حسّنه ابْنِ الصح والنووي. وأخرجه ابْنِ حبان فِي صحيحه. والحاكم فِي المستدرك .

598. (1894) (6585)- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah'a hamd etmekle başlamayan her hayırlı işin bereketi güdüktür."

* NİKÂHI İLAN

 ـ599 ـ6586 ـ1895 -حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ وَالْخَليْلُ بْنُ عَمْرٍو. قَاَ: ثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ إلْيَاسَ عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ عَنِالنَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: أعْلِنُوا هذَا النِّكَاحَ، واضْرِبُوا عَلَيْهِ بِالْغِرْبَالِ.فِي الزوائد: فِي إسناده خالد بن إلياس أَبُو الهيثم العدوي. اتفقوا عَلَى ضعفه. بل نسبه ابْنِ حبان والحاكم وأبو سَعِيدِ النقاش إِلَى الوضع .

599. (1895) (6586)- Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Şu nikâhı ilan edin ve bunun için davul da döğün."

AÇIKLAMA:

Nikâhın düğünle ilân edilmesi birçok hadiste gelen bir husustur. Düğün, ayrıca ziyafet ve davul çalınması ve hatta meşru sının aşmayan güfteler okuma refakatinde yapılmalıdır. Bütün bu teşvikler, düğünün aleniyet kazanmasını sağlamaya yönelik tedbirlerdir. Bazı hadislerde, çiftlerin helal birleşmeleri ile haram birleşmeleri arasındaki farkın bu ilân olduğu belirtilir.

* NİKÂHDA DEF VE GÜFTE

ـ600 ـ6587 ـ1899 -حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ. ثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ. ثَنَا عَوْفٌ عَنْ ثُمَامَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أنَسِ بْنِ مَالِكٍ؛ أَنَّ النَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَرَّ بِبَعْضِ الْمَدِينَةَ. فَإِذَا هُوَ بِجَوَارِ يَضْرِبْنَ بِدُفِّهِنَّ وَيَتَغَنَّيْنَ وَيَقُلْنَ.نَحْنُ جَوَارٍ مِنْ بَنِي النَّجَّارِيَا حَبّذَا مُحَمَّدٌ مِنْ جَارِفَقَالَ النَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اللَّه يَعْلَمُ إنِّى ‘ُحِبُّكُنَّ.فِي الزوائد: إسناده صحيح وَرِجَالُه ثقات .

600. (1899) (6587)- Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir seferinde Medine-i Münevvere'nin bir yerinden geçmişti. Bir kısım câriyelerin deflerini çaldıklarını ve şöyle söylediklerini işitti: "Biz Beni Neccâr'ın kızlarıyız komşu olarak Muhammed ne iyi!"

Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: "Allah da bilir, ben sizleri cidden seviyorum" buyurdular."

ـ601 ـ6588 ـ1900 -حَدَّثَنَا  إسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ. أنْبَأنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ. أنْبَأنَا ا‘جْلَحُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ؛ قَالَ: أنْكَحَتْ عَائِشَةُ ذَاتَ قَرَابَةٍ لَهَا مِنَ ا‘نْصَارِ. فَجَاءَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: أهْدَيْتُمُ الْفَتَاةَ؟ قَالُوا: نَعَمْ. قَالَ أرْسَلْتُمْ مَعَهَا مَنْ يُغَنِّى؟ قَالَتْ : َ. فَقَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ ا‘نْصَارَ قَوْمٌ فِيهِمْ غَزَلٌ. فَلَوْ بَعَثْتُمْ مَعَهَا مَنْ يَقُولُ:  أتَيْنَاكُمْ أتَيْنَاكُمْ، فَحَيَّانَا وَحَيَّاكُمْ.فِي الزوائد: إسناده مختلف فِيهِ من أجل ا‘جلح وأبي الزبير يَقُولُون إنه لم يسمع من ابْنِ عَبَّاسٍ. وأثبت أَبُو حاتم أنه رأى ابْنِ عَبَّاسٍ .

601. (1900) (6588)- İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Hz. Aişe ensardan, bir yakını kızcağızı evlendirmişti. Resûlullah gelince: "Genç kızı (kocasına) gönderdiniz mi?" diye sordu. Evdekiler "evet!" deyince "Kızla birlikte bir de çalgıcı gönderdiniz mi?" dedi. Onlardan "Hayır göndermedik" cevabını alınca, Aleyhissalâtu vesselâm: "Ensar, aralarında gazel okuma adeti mevcut olan bir cemaattir. Keşke onlara: "Size geldik size geldik, size selam bize selam" deyiverecek birini gönderseydiniz" buyurdular."

ـ602 ـ6589 ـ1901 -حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى. ثَنَا الْفِرْيَانِيُّ عَنْ ثَعْلَبَةَ بْنِ أَبِي مَالِكٍ التَّمِيمِيَّ، عَنْ لَيْثٍ عَنْ مُجَاهِدٍ؛ قَالَ: كُنْتُ مَعَ ابْنِ عُمَرَ فَسَمِعَ صَوْتَ طَبْلٍ فَأدْخَلَ أصْبَعَيْهِ فِي  أُذُنَيْهِ. ثُمَّ تَنَحَّى. حَتَّى فَعَلَ ذلِكَ ثََثَ مَرَّاتٍ. ثُمَّ قَالَ: هكذَا فَعَلَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.فِي الزوائد: ليث بن أَبِي سليم ضعفه الجمهور. ووقع عند ماجة »بن مالك« وهو وهم من الفريابيّ. والصواب »ثعلبة بن سهل، أَبُو مالك«. كما قاله المزي فِي التهذيب وا‘طراف. والحديث رواه أَبُو دَاوُد فِي سننه بسنده عن نافع عن ابْنِ عمر. إ أنه لم يقل: صوت طبل. و قَالَ بدله مزمار. والباقي نحو .

602. (1901) (6589)- Mücahid merhum anlatıyor: "Ben İbnu Ömer radıyallahu anhüma ile beraberdim. Derken bir davul sesi işitti. Derhal iki parmağını iki kulağına soktu ve oradan (hızla) uzaklaştı. Bunu üç kere yaptı. Sonra: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da böyle yapmıştı" dedi."

* MUHANNİS

ـ603 ـ6590 ـ1903 -حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ. ثَنَا عَبْدُالعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سُهَيْلٍ عَنْ ابِيهِ عَنْ أبِي  هُرَيْرَةَ؛ أَنَّ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ  لَعَنَ الْمَرْأةَ تَتَشَبَّهُ بِالرِّجَالِ، وَالرَّجُلَ يَتَشَبَّهُ بِالنِّسَاءِ.فِي الزوائد: إسناده حسن. ‘ن يعقوب بن حميد مختلف فِيهِ. وباقي رِجَالُهُ موثقون. والحديث رواه أَبُو دَاوُد بالفظ قريب من هَذَا اللفظ .

603. ( 1903) (6590)- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, erkeklere benzemeye çalışan kadına ve kadınlara benzemeye çalışan erkeğe lanet etti."

* DÜĞÜN YEMEĞİ

ـ604 ـ6591 ـ1911 -حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ. ثَنَا الْفَضْلُ بْنُ عَبْدُ اللَّهِ عَنْ جَابِرٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ مَسْرُوقٍ عَنْ عَائِشَةَ وَأُمِّ سَلَمَةَ؛ قَالَتَا: أمَرَنَا رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أنْ نُجَهِّزَ فَاطِمَةَ حَتَّى نُدْخِلَهَا عَلى عَليٍ. فَعَمَدْنَا إِلَى الْبَيْتِ. فَفَرِشْنَاهُ تُرْبَا لَيِّناً مِنْ أعْرَاضِ البَطْحَاءِ. ثُمَّ حَشَوْنَا مِرْفَقَتَيْنِ لِيفاً. فَنَفَشْنَاهُ بِأيْدِينَا. ثُمَّ أُطْعَمْنَا تَمْراً وَزَبِيباً وَسَقَيْنَا مَاءً عَذْباً وَعَمَدْنَا إِلَى عُودٍ، فَعَرَضْنَاهُ فِي جَانِبِ الْبَيْتِ لِيُلْقَى عَلَيْهِ الثَّوْبُ وَيُعَلَّقَ عَلَيْهِ السَّقَاءُ. فَمَا رَأيْنَا عُرْساً أحْسَنَ مِنْ عُرْسِ فَاطِمَةَ.فِي الزوائد: فِي إسناده الفضل بن عَبْدُ اللَّه، وهو ضعيف، وجَابِرٍ الجَعْفيُ متهم .

604. (1911) (6591)- Ümmü Seleme ve Hz. Aişe radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize Fatıma'yı zifafa hazırlayıp, Ali radıyallahu anh'a teslim etmemizi emretti. Hemen gidip ilk iş, Batha taraflarından getirilen yumuşak topraktan Ali'nin evinin tabanına yaydık. Sonra iki yastığın içerisine, ellerimizle dikmiş olduğumuz hurma lifi doldurduk. Hurma ve kuru üzümle ziyafet hazırladık, üzerine tatlı su içtik. Sonra üzerine elbise takılıp, su kabı asılacak bir ağaç parçasını getirip odanın bir kenarına koyduk. Biz, Hz. Fatıma radıyallahu anhâ'nın düğününden daha güzel bir düğün görmedik."

AÇIKLAMA:

İslâm'ın iki yüce büyüğünün evlenmeleri vesilesiyle icra edilen düğünün sadeliği ne kadar ibretamizdir! Bu meseleye temas eden başka rivayetler, bir kısım teferruat daha ilave ederse de hepsinde bu ibretli sadelik sabit kalır. Bazı rivayetler düğünde kuru hurmadan başka zeytin ve hatta hays denen kurutulmuş hurma da ikram edildiğini belirtir.

Bu evlilik hicretin birinci yılında, Recep ayında vuku bulmuştur. Ramazan, hatta Zilhicce ayında olduğunu söyleyen rivayetler de vardır. Taberî ise Hicretin ikinci yılı Sefer ayında nikahlarının kıyıldığını, Zilhicce ayında da zifaf yapıldığını kaydeder. Şu halde rivâyetlerden her birinin evlenme ile ilgili farklı merasimleri aksettirme ihtimali mevcuttur.

* DAVETE İCABET

ـ605 ـ6592 ـ1915 -حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبَادَةَ الْوَاسِطِيُّ. ثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ. ثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ حُسَيْنٍ أَبُو مَالِكٍ النَّخَعِيُّ، عَنْ مَنْصُورٍ عَنْ أَبِي حَازِمٍ عَنْ أَبِي  هُرَيْرَةَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الْوَلِيمَةُ أوَّلَ يَوْمٍ حَقٌّ. وَالثَّانِي مَعْرُوفٌ. وَالثَّالِثُ رِيَاءٌ وَسُمْعَةٌ.فِي الزوائد: فِي إسناده أَبُو مالك النخعيّ. وهو ممن اتفقوا عَلَى ضعفه. وقد رواه الترمذي فِي جامعه من حديث عَبْدُ اللَّه بن مسعود .

605. (1915) (6592)- Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Düğün yemeği ilk gün haktır, ikinci gün meşrudur, üçüncü gün riya ve gösteriştir."

AÇIKLAMA:

İslâm dini, düğün merasimine ziyadesiyle ehemmiyet vermiştir. Bu, evlenme hadisesinin ilânını sağladığı, alâniyet kazandırdığı için gereklidir. Ancak düğünün hikmeti sadece bu değildir. İçtimaî kaynaşma vesilesidir de. Ayrıca, İslâm'ın, insanlara, ferdi eğlenceyi çok dar kayıtlarla tecviz etmiş olması sebebiyle, düğünler aynı zamanda eğlence ihtiyacının meşru bir karşılanma vesilesi de olmaktadır. Bu sebeple Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, davete icabeti vecibe kılmıştır.

Alimlerden bazısı "İlk günkü davete icabet vacibtir, ikinci günküne icabet müstehab, üçüncü günkü yemeğe icabet mekruh" demiştir.

Düğün ve davetlerle ilgili açıklamalar daha önce geçti.

* CİMA ESNASINDA TESETTÜR

ـ606 ـ6593 ـ1921 -حَدَّثَنَا إسْحَاقُ بْنُ وَهْبٍ الْوَاسِطِيُّ ثَنَا الْوَليدُ بْنُ الْقَاسِمِ الْهَمْدَانِيُّ. ثَنَاا‘حْوَصُ ابْنُ حَكِيمٍ، عَنء أبِيهِ وَرَاشِدُ بْنُ سَعْدٍ وَعَبْدُ ا‘ عْلَى بْنُ عَدِيٍّ عَنْ عُتْبَةَ بْنُ عَبْدٍ السُّلَمِيِّ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا أتَى أَحَدُكُمْ أهْلَهُ فَلْيَسْتَتِرْ وََ يَتَجَرَّدَ الْعَيْرَيْنِ.فِي الزوائد: إسناده ضعيف لجهالة تابعيه .

606. (1921) (6593)- Utbe İbnu Abdi's-Sülemî radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Biriniz hanımına temas edeceği vakit örtünsün, eşekler gibi çırılçıplak soyunmasın."

AÇIKLAMA:

Bu hususta başka hadisler de gelmiştir. Kadın ve erkek, birleşme sırasında, odada yalnız oldukları taktirde örtüsüz olmaları haram sayılmamıştır. Başkasının görme durumunda örtüsüz olmaları haramdır. Birbirlerinin suret mahallerine bakmaları da haram sayılmamıştır.

* DÜBÜRDEN TEMAS HARAMDIR

ـ607 ـ6594 ـ1923 -حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ. ثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ عَنْ سُهَيْلٍ بْنِ أَبِي صَالِحٍ عَنِ الْحَارِثِ بْنِ مُخَلَّدٍ عَنْ أَبِي  هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيّ؛ قَالَ: َ يَنْظُرُ اللَّهُ إِلَى رَجُلٍ جَامَعَ امْرَأتَهُ فِي دُبِرِهَا.فِي الزوائد: إسناده صحيح. ‘ن الحارث بن مخلد ذكره ابْنِ حبان فِي الثقات. وباقي رِجَالُ ا“سناد ثقات. قَالَ السندي: والحديث قد رواه أَبُو دَاوُد والترمذي بلفظ قريب من هَذَا .

607. ( 1923) (6594)- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah, hanımına dübüründen temas eden kimseye rahmet nazarıyla bakmayacaktır."

ـ608 ـ6595 ـ1924 -حَدَّثَنَا أحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ. أنْبَأنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ عَنْ حَجَّاجِ  بْنِ أرْطَاةَ، عَن عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ هَرَمِيٍّ عَنْ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إنَّ اللَّهَ َ يَسْتَحْيِ مِنَ الْحَقِّ ثَثَ مَرَّاتٍ َ تَأتُوا النَّسَاءِ فِي أدْبَارِهِنَّ.فِي الزوائد: فِي إسناده حجاج بن أرطاة. وهو مدلس. والحديث منكر  يصح من وجه، كما ذكرن غير واحد. ورواه والترمذي من حديث على بن طلق .

608. (1924) (6595)- Huzeyme İbnu Sâbit radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Allah, hakkı beyanda haya talep etmez." Bunu üç kere tekrarladı, sonra şöyle devam etti: "Kadınlara dübürlerinden temas etmeyin!"

AÇIKLAMA:

1- İstihya: Utanma mânasına geldiği gibi istif'al babından olması sebebiyle "utanma talebi" manası da mevcuttur. Dinin gerçeklerini öğrenme sırasında "utanma tavrı" gerekmez demektir. Aksi halde bilinmesi gereken bir kısım meseleler sorulamaz veya sorulsa da açıklanamaz. İslâm dini

إنّ اللَّهَ َ يَسْتَحْيِ مِنَ الْحَقّ

düsturunu vazederek, utanmayı celbeden meselelerin ta'lim ve taallümünü garanti altına almıştır.

Bu bahis genişçe açıklandı.

2- Kadınlara ekime elverişli olan cihetlerinden temas edileceği Kur'ân tarafından (Bakara 223) ele alınmış bir mevzudur. Mak'ad veya dübür de denilen arka cihetinden temas kesinlikle haram kılınmıştır. Lûtiliğin bir eşidir.

* AZL

ـ609 ـ6596 ـ1928 -حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخََّلُ. ثَنَا إسْحَاقُ بْنُ عِيسَى. ثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ. حَدّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ رَبِيعَةَ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَرِّزِ بْنِ أَبِي  هُرَيْرَةَ، عَنْ أبِيهِ عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ؛ قَالَ: نَهَى رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أنْ يُعْزَلَ عَنِ الْحُرَّةِ إَّ بِإذْنِهَا.فِي الزوائد: فِي إسناده ابْنِ لهيعة وهو ضعيف .

609. (1928) (6596)- Hz. Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hür kadının izni olmadan ona azil yapmayı yasakladı."

NOT: Azil, temasta meniyi rahme değil, dışarı atmaktır. Bu bahis daha önce açıklandı.

* KIZ, HALA VEYA TEYZESİ ÜZERİNE NİKÂHLANMAZ

 

 ـ610 ـ6597 ـ1930 -حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ. ثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إسْحَاقَ عَنْ يَعْقُوبَ ابْنِ عُتْبَةَ عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ؛ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَنْهى عَنْ نِكَاحَيْنِ. أنْ يَجْمَعَ الرَّجُلُ بَيْنَ الْمَرْأةِ وَعَمَّتِهَا وَبَيْنَ الْمَرْأةِ

 

وَخَالَتِهَا.فِي الزوائد: فِي إسناده مُحَمَّد بن إسحاق، مدلس وقد عنعنه .

610. (1930) (6597)- Ebu Sa'îdi'l-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim, şu iki nikahı yasaklamıştı: "Kişinin, kadınla kadının halasını, veya kadınla kadının teyzesini bir nikâhta birleştirmesi."

 

ـ611 ـ6598 ـ1931 -حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ. ثَنَا أَبُو بَكْرٍ النَّهْشَلِيُّ. حَدَّثَنِى أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي مُوسَى عَنْ أبِيهِ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: َ تُنْكَحُ الْمَرْأةُ عَلى عَمَّتِهَا وََ خَالَتِهَا.فِي الزوائد: فِي إسناده جبارة بن المغلس .

611. (1931) (6598)- Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kadın, halası veya teyzesi üzerine nikâhlanamaz."

AÇIKLAMA:

Bir erkek, bizzat Kur'ân-ı Kerim'in tanıdığı ruhsatla (Nisa 3) iki, üç hatta dört kadını aynı anda nikâhı altına alabilir. Fakat bu kadınlar arasındaki akrabalık hala-yeğen veya teyze-yeğen şeklinde olmamalıdır. Alimler daha da açarak, kadının erkek kardeşinin veya kız kardeşinin kızını da erkeğin nikâhlayamayacağını belirtmiştir. Bu tahrim, sünnette gelen bir tahrimdir. Kur'ân'da iki kız kardeşin aynı erkek tarafından birlikte nikâhlanması yasaklanmıştır (Nisa 23). Bu yasak aynı andaki nikâhlama ile ilgilidir. Birinin ölümüyle diğeri nikâhlanabilir.

* HÜLLECİYE LÂNET

 

ـ612 ـ6599 ـ1934 -حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ. ثَنَا أَبُو بَكْرٍ النَّهْشَلِيُّ. حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي مُوسَى عَنْ أبِيهِ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: َ تُنْكَحُ الْمَرْأةُ عَلَى عَمَّتِهَا وََ خَالَتِهَا.فِي الزوائد: فِي إسناده جبارة بن المغلس .

612. (1934) (6599)- Hz. İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hulle yapana da yaptırana da lanet etti."

 

 

ـ613 ـ6600 ـ1936 -حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عُثْمَانَ بْنِ صَالِحٍ الْمِصْرِيُّ. ثَنَا أَبِي. قَالَ: سَمِعْتُ اللَّيْثَ بْنَ سَعْدٍ يَقُولُ: قَالَ لِي أَبُو مُسْعَبٍ مِشْرَحُ بْنُ هَاعَانَ قَالَ عُقْبَةُ بْنُ عَامِرٍ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَ أُخْبِرُكُمْ بِالتَّيْسِ الْمُسْتَعَارِ؟ قَالُوا: بَلي يَا رَسُولَ للَّهِ. قَالَ هُوَ الْمُحَلِّلُ. لَعَنَ اللَّهُ الْمُحَلِّلَ وَالْمُحَلَّلَ لَهُ.فِي الزوائد: فِي إسناده مشرح بن هاعان. ذكره ابْنِ حبان فِي الثقات. و قَالَ: يخطئ ويخالف. وذكره فِي الضعفاء و قَالَ: يروي عن عقبة بن عامر مناكير  يتابع عليها. والصواب ترك ما انفرد به. و قَالَ ابْنِ يونس: كَانَ فِي جيش الحجاج الَّذِين رموا الكعبة بالمنجنيق. و قَالَ أحمد: معروف. و قَالَ ابْنِ معين والذهبي: ثقة. و يَحْيَى بن عُثْمَانَ بن صالح، قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بن أَبِي حاتم: تكلموا فِيهِ و قَالَ أبو يونس: كَانَ خافظا للحديث وحدّث بما لم يكن يوجد عند غيره .

613. (1936) (6600)- Ukbe İbnu Âmir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): "Sizlere kiralık döl hayvanını haber vermiyeyim mi?" buyurdular. (Yanında bulunanlar:) "Evet ey Allah'ın Resulü! Haber verin!" dediler. "O hülle yapandır. Allah hülle yapana da hülle yaptırana da lânet etsin!" buyurdular."

AÇIKLAMA:

Hülle yapan diye tercüme ettiğimiz muhallil, başkasının üç talâkla boşamış olduğu karının tekrar eski kocasına helal olmasını ve onunla yeniden evlenmesini sağlamak maksadıyla, bu boşanmış kadınla cinsî temasta bulunduktan sonra boşamak üzere nikâhlayan adama denir. Bu fiili Resûlullah yasaklamıştır. Çünkü nikâh ebedî bir müddette yapılır. Üç günlük, beş günlük, bir yıllık, bir temaslık gibi bir müddetle nikâh İslâm'da haramdır. Bu çeşit nikâh zinayı andırır ve nikâh müessesesini yıpratır.

Hülle yaptıran diye tercüme ettiğimiz muhallel-leh, karısını üç talâkla boşadıktan sonra tekrar ona dönmek isteyen erkektir. Resûlullah böylesi haysiyetsizlere de lanet etmektedir.

Bu bahis de daha önce işlendiği için bu kadarcık hülasa bilgi ile yetiniyoruz.

* SÜT KARDEŞLİĞİ

ـ614 ـ6601 ـ1946 -حَدَّثَنَا خَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى. ثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ. أخْبَرَنِي ابْنُ لَهِيعَةَ عَنْ أَبِي ا‘سْوَدِ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ؛ أَنَّ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: َرَضَاعَ إَّ مَا فَتَقَ ا‘مْعَاءَ.فِي الزوائد: فِي إسناده ابْنِ لهيعة، وهو ضعيف. والحديث رواه الترمذي من حديث أم سلمة و قَالَ: حسن صحيح .

614. (1946) (6601)- Abdullah İbnu'z-Zübeyr radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Barsakları birbirinden ayıran miktarda süt emilmedikçe evlenme yasağı hâsıl olan emme vukû bulmaz."

* CARİYESİNİ ÂZÂD EDİP NİKÂHLAYAN

ـ615 ـ6602 ـ1958 -حَدَّثَنَا حُبَيْشِ بْنُ مُبَشِّرٍ. ثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ. ثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أُيُّوبَ عَنْ عِكْرَمَةَ عَنْ عَائِشَةَ؛ أَنَّ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أعْتَقَ صَفِيَّةَ وَجَعَلَ عِتْقَهَا صَدَاقَهَا وَتَزَوَّجَهَا.الحديث فِي الزوائد: إسناده صحيح. إِذَا كَانَ عكرمة مولى ابْنِ عَبَّاسٍ سمع من عَائِشَةَ. فقد تناقض فِيهِ قول ابْنِ حاتم. فَقَالَ فِي المراسيل: لم يسمع من عَائِشَةَ. و قَالَ فِي الجرح والتعديل: سمع منها. ورجح سماعه منها أن روايته عنها فِي صحيح البخاري. و قَالَ ابْنِ المدني:  أعلمه سمع من أحد من أزواج النَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: والحديث من رواية أنس فِي الصحيحين وغيرهما .

615. (1958) (6602)- Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Safiyye radıyallahu anhâ'yı âzâd etti ve azadlığını onun mehri kıldı ve onunla (hürre olarak) evlendi."

ـ616 ـ6603 ـ1959 -حَدَّثَنَا أزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ. ثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ. ثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا تَزَوَّجَ الْعَبْدُ بَغَيْرِ إذْنِ سَيِّدِهِ كَانَ عَاهِراً.فِي الزوائد: هذا إسناده حسن. والحديث رواه أَبُو دَاوُد والترمذي من حديث جَابِر .

616. (1959) (6603)- İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Köle, efendisinin izni olmadan evlenirse, zâni sayılır."

AÇIKLAMA:

Hadis, kölenin evlenmesinin sahih sayılmasını efendisinin iznine bağlamaktadır. Öyleyse efendisinin izni olmadan kölenin akdedeceği nikâh batıldır.

 

* MUT'A NİKÂHI HARAMDIR

ـ617 ـ6604 ـ1963 -حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقََنِيُّ. ثَنَا الْفِرْيَابِيُّ عَنْ أبَانَ أَبِي حَازِمٍ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ حَفْصٍ عِنِ ابْنِ عُمَرَ؛ قَالَ: لَمَّا وَلِيَ عُمَرْ بْنُ الْخَطَّابِ خَطَبَ النَّاسَ فَقَالَ: إنَّ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أذِنَ لَنَا فِي الْمُتْعَةِ ثَثًا، ثُمَّ حَرَّمَهَا. وَاللَّهِ! َ أعْلَمُ أحَداً يَتَمَتَّعُ وَهُوَ مُحْصَنٌ إَّ رَجَمْتَهُ بِالْحِجَارَةِ. إَّ أنْ يَأتِيَنِى بِأرْبَعَةٍ يَشْهَدُونَ أَنَّ رَسُولَ للَّهِ أحَلَّهَا بَعْدَ إذْ حَرَّمَهَا.فِي الزوائد: فِي إسناده أَبُو بَكْرٍ بن حفص. اسمه إِسْمَاعِيلَ ا“بأبيّ. ذكره ابْنِ حبان فِي الثقات. و قَالَ بان أَبِي حاتم عن أبيه: كتب عنه وعن أبيه. و كَانَ أَبُو يكذب. قلت: بأس به. قَالَ ابْنِ أَبِي حاتم: وثقه أحمد و ابْنِ معين والعجلي و ابْنِ نمير وغيرهم. وأخرج له ابْنِ خزيمة فِي صحيحه، والحاكم فِي المستدرك .

617. (1963) (6604)- İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Ömer İbnu'l-Hattâb halife olunca halka hitap etti ve dedi ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm mut'â nikâhını bize üç kere helal kılmıştı, sonra onu haram kıldı. Vallahi, mut'a nikâhı yapan evli bir kimseyi duyarsam onu taşla recmederim. Böyle birisi, recm olmaktan kendini kurtarabilmek için, bana, Resûlullah'ın, onu haram kıldıktan sonra tekrar helal kıldığına dair dört şahid getirmelidir."

NOT: Mut'a bahsi genişçe izah edildi; ehl-i sünnet ulemâsı bunun haramlığında icma etmiştir.

* DENKLİK

 

ـ618 ـ6605 ـ1968 -حَدَّثَنَا عَبْدُاللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ. ثَنَا الْحَارِثُ بْنُ عِمْرَانُ الْجَعْفَرِيُّ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ عَنْ أبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ؛ قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: تَخَيَّرُوا لِنُطْفِكُمْ وَانْكِحُوا ا‘َكْفَاءَ وَأنْكِحُوا إلَيْهِمْ.فِي الزوائد: فِي إسناده الحدرث بن عمران المدينيّ. قَالَ فِيهِ ابو حاتم: ليس بالعوي. والحديث الَّذِي رواه  أصل له، يعني هَذَا الحديث، عن الثقات. و قَالَ الدار قطني: متروك .

618. (1968) (6605)- Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Nutfeleriniz için (kadının) hayırlısını tercih edin. Kendinize denk olanlarla evlenin, denklerinizin kızını isteyin."

AÇIKLAMA:

Pek çok rivayette, çocuğun anne tarafına çekeceği belirtilerek, evlenilecek kadının aslına bakılması, hayırlı olanın tercih edilmesi belirtilmiştir. Kur'ân-ı Kerim'de olsun, hadislerde olsun hayırlı kadının dindar kadın olacağı belirtilmiştir. Sırf maddi mülahazalarla tercih dinen yanlıştır.

Kadında aranması gereken diğer bir husus kadının erkeğe denk olmasıdır. Denklik mutlaktır, diyanette, içtimai şartlarda, zenginlikte ve hatta yaşta bile aranabilir. Cumhûr-u ulemâ denkliği dört şeyde aramıştır: Din, hürriyet, neseb ve san'at (meslek).

Denklik daha çok erkeklerle ilgili bir meseledir, kadınlarda denklik aranmaz. Çünkü hadisler "erkeğin kadına denk olması"ndan bahseder. Alimler bu sebeple müslüman bir kadının, gayr-ı müslim erkekle evlenemeyeceğini hükme bağlarken, müslüman bir erkeğin ehl-i kitaptan bir kadınla evlenebileceğini belirtirler. Keza dindar bir kadının fâsık bir erkekle, hür bir kadının köle bir erkekle, asaletli bir aile kızının soyu sopu tanınmayan bir erkekle, sarraflık gibi üstün bir mesleği olan bir aileye mensup kızın, adi sayılan bir meslek sahibi erkekle evlendirilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Buna rağmen, kız ve ailesi rıza gösterdikçe, bu sayılan şartlan haiz olmayan müslüman bir erkekle evlenmesi şer'an haram değildir, caizdir.

Mâlikiler, denkliği sadece diyanette ararlar.


Önceki Başlık: NİKAH (EVLENME) BÖLÜMÜ - 1
Sonraki Başlık: NİKAH (EVLENME) BÖLÜMÜ - 3

Kütüb-i Sitte eseri AKÇAĞ BASIM YAYIM PAZARLAMA A.Ş. izniyle sitemize eklenmiştir. Kopyalama yapılamaz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Not:Arapça yazılarda, Lam elifler, lam ve elif şeklinde ayrı ayrı olarak görünüyor. Ayrıca başka hatalar da olabilir. Bu açıdan okuyucularımızın bunu dikkate almalarını istirham ederiz.