1. CİLT

Hadis Tarihi, Bazı Hadis Meseleleri, Hz. Peygamber'in İlmi Yayma Tedbirleri

2. CİLT

Kur'ân ve Sünnete Sarılma, İtikaf', İhyâ'u'l-Mevat, Îlâ, İsim ve Künye, Kaplar, Ecel ve Emel, Ebeveyne İyilik

3. CİLT

Bey(Alım Satım),Cimrilik,Bina, Tefsir

4. CİLT

Kur'an'ın Tilaveti ve Kıraatı,Tevbe,Rüya, İflâs

5.CİLT

Ölümü Temenni, Teşekkür, Cihad, Cidal ve Mirâ, Hacc ve Umre

6. CİLT

Hidane,Hased, Hırs, Haya, Hulk(Huy), Korku, Alemin Yaradılışı, Hilafet ve İmamet, Hul, Dua

7. CİLT

Diyetler, Borç ve Ödeme Âdabı, Zebâih (Kesimler),Dünyanın ve Yeryüzündeki Bazı Yerlerin Zemmedilmesi,Rahmet, Rıfk, Rehin, Riya, Zekât,Zinet

8. CİLT

Sehavet ve Kerem, Sefer (Yolculuk) Âdâbı, Müsâbaka ve Atıcılık, Sual, Sihir ve Kehanet, İçecekler,Şirket, Şiir,Namaz,

9. CİLT

Oruç, Sabır

10. CİLT

Sıdk (Doğruluk), Sadaka ve Nafaka, Sıla-i Rahm, Sohbet, Mehir, Av, Allah'ın Sıfatları, Misafirlik (Ziyafet), , Taharet

11. CİLT

Yiyecekler, Tıb ve Rukye, Talâk (Boşanma), Zıhâr, İlim, Af ve Mağfiret, Âzad Etme

12. CİLT

İddet ve İstibra, Ariyet, Umrâ ve Rukba, Gazveler,Kıskançlık,Gadab (Öfke), Gasb,Gıybet ve Nemine,Musiki ve Eğlence, Gadr (Vefasızlık), Fezâil

13. CİLT

Feraiz ve Mevaris (Miraslar), Fitneler Hevalar ve İhtilaflar, Kader

14. CİLT

, Kaza (Dava) ve Hüküm, Katl, Kısas, Kasâme, Mudarabe, Kıssalar, Kıyamet, Kesb (Kazanç), Yalan

15. CİLT

Kebair, Libas (Giyecekler), Lukata (Bulutular), Lian, Lakît, Oyun ve Eğlence, Lanetleme ve Sövme, Mev'izeler, Muzaraa (Ziraî Ortaklık), Medh, Mizah ve Şakalaşma, Ölüm, Mescidler, Peygamberlik, Nikah

16. CİLT

Nikah, Nezr (Adak, Niyet ve İhlas, Nasîhat ve Meşveret, Nifak, Yıldızlar, Hicretler, Hediye, Hibe, Vasiyet, Vaad, Vekâlet, Vakıf, Yemin, İlaveler, Taharet, Namaz, Ezan

17. CİLT

Bu cild İbn Mace’nin Sünenine aittir. Mescidler ve Cemaatler, Namazı Eda ve Namazın Sünnetleri, Cenaze, Oruç, Zekat, Nikah (Evlenme), Talak, Kefaretler, Ticaretler, Ahkâm, Hibeler, Sadakalar, Rehinler, Şuf'a, Lukata (Buluntular), Köle Azad

    Hadis Ansiklopedisi | 17. CİLT

REHİNLER BÖLÜMÜ

* HZ. PEYGAMBERİN ZIRHI REHİNE İDİ

ـ760 ـ6747 ـ2438 -حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ. ثَنَا وَكِيعٌ عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ بَهْرَامَ، عَنْ شَهْرِ ابْنِ حَوْشَبٍ؛ عَنْ أسْمَاءَ بِنْتِ يَزِيدَ؛ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تُوُفِّيَّ وَدِرْعُهُ مَرْهُونَةٌ عِنْدَ يَهُودِيٍّ بِطَعَامٍ.فِي الزوائد: فِي إسناده شهر بن حوشب، وثقه أحمد و ابْنِ معين وغيرهما. وضعفه شعبة و أَبُو حاتم والنسائي وعبد الحميد بن بهرام وثقه أحمد و ابن معين و ابن المدينىّ و أَبُو دَاوُد وغيرهم .

760. (2438) (6747)- Esma Bintu Yezid radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, zırhını bir yahudinin yanında, bir miktar zahire mukabili rehine bırakılmış olarak vefat etti."

ـ761 ـ6748 ـ2439 -حَدَّثَنَا عَبْدُاللَّهِ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْجُمَحِيُّ. ثَنَا ثَابِتُ بْنُ يَزِيدَ. ثَنَا هَِلُ بْنُ خَبَّابٍ عِكْرَمَةَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ؛ أَنَّ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَاتَ وَدِرْعُهُ رَهْنٌ عِنْدَ يَهُودِيٍ بِثَثِينَ صَاعاً مِنْ شَعِيرٍ.فِي الزوائد: إسناده صحيح ورجاله ثقات .

761. (2439) (6748)- İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm vefat ettiği zaman, zırhı, otuz sa' arpa mukabili bir yahudiye rehin bırakılmıştı."

* REHİN GERİ ALINIR

ـ762 ـ6749 ـ2441 -حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حُمَيْدٍ. ثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُخْتاَرِ عَنْ إسْحَاقَ بْنِ راشِدٍ عَنِ الزَّهْرِيِّ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ عَنْ أَبِي  هُرَيْرَةَ؛ أَنَّ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: َ يَغْلَقُ الرَّهْنُ .فِي الزوائد: فِي إسناده مُحَمَّد بن حميد الرازي، وإن وثقه ابْنِ معين فِي الرواية فقد ضعفه فِي أخرى وضعفه أحمد والنسائي والجوز جاني. و قَالَ ابْنِ حبان: يروى عن الثقات، المقلوبات. و قَالَ ابْنِ معين: كَذَاب .

762. (2441) (6749)- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Rehin, (borcun ödenmesiyle) geri alınabilir."

AÇIKLAMA:

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bu hadislerinde bir cahiliye geleneğini kaldırmaktadır: Zira o devirde, rehin bırakılan bir mal, vadesi içerisinde borç ödenmediği taktirde, borç verenin mülkü olurdu. İslâm, rehin malın, vadesi içerisinde ödenmeyen borca mukabil temellük edilemeyeceğini teşri etmiştir.

* İŞÇİNİN ÜCRETİ

ـ763 ـ6750 ـ2443 -حَدَّثَنَا الْعَباَّسُ بْنُ الْوَليِدِ الدِّمَشْقِيُّ. ثَنَا  وَهْبُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عَطِيَّةَ السَّلَمِيُّ. ثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ زَيْدِ بْنِ أسْلَمَ عَنْ أبِيهِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أعْطُوا ا‘جِيرَ أجْرَهُ، قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ.فِي الزوائد: أصله فِي صحيح البخاري وغيره من حديث أَبِي  هُرَيْرَةَ. لكن إسناد المصف ضعيف. وهب بن سَعِيدِ و عَبْدُ الرَّحْمَنِ بن زيد ضعيفان .

763. (2443) (6750)- Abdullah İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İşçiye ücretini, teri kurumadan önce veriniz."

* KARIN TOKLUĞUNA ÜCRET

ـ764 ـ6751 ـ2444 -حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ. ثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ. عَنْ مَسْلَمَةَ بْنِ عَليٍّ عَنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي أيُّوبَ عَنِ الْحَارِثِ بْنِ يَزِيدَ عَنْ عَلِيِّ بْنِ رَبَاحٍ؛ قَالَ: سَمِعْتُ عُتَبَةَ بْنَ النُّذَّرِ يَقُولُ: كُنَّا عِنْدَ رَسُولِ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَرأ طَسم. حَتَّى إِذَا بَلَغَ قِصَّةَ مُوسَى قَالَ: إنَّ مُوسَى صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أجَرَ نَفْسَهُ ثَمَانِيَ سِنِينَ، أوْ عَشْراً عَلَى عِفَّةِ فَرْجِهِ وَطَعَامِ بَطْنِهِ.فِي الزوائد: إسناده ضعيف ‘ن فِيهِ يقية، وهو مدلّس. وليس لبقية هَذَا عند ابْنِ ماجة سوي هَذَا الحديث. وليس له شئ فِي بقية الكتب الخمسة .

764. (2444) (6751)- Utbe İbnu'n-Nüder anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında idik. Ta-sin-mim suresini okudu. Hz. Musa aleyhisselâm'ın kıssasına gelince: "Hz. Musa, fercinin iffeti (Hz. Şuayb'ın kızıyla evlenme) ve karnının doyurulması mukabilinde sekiz veya on yıl işçi olarak çalışmayı kabullendi" buyurdu."

AÇIKLAMA:

Bu rivayet, Kasas suresinin 27-28. ayetlerini açıklamaktadır. Mezkur ayetler mealen şöyledir: "Kadınların babası "Bana sekiz yıl çalışmana mukabil bu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan o senden bir ikram olur. Ama sana güçlük vermek istemem. İnşaallah beni iyi kimselerden bulacaksın" dedi..."

ـ765 ـ6752 ـ2445 -حَدَّثَنَا أَبُو عُمَرَ حَفْصُ بْنُ عَمْرٍو. ثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ. ثَنَا سَلِيمُ بْنُ حَيَّانَ. سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ: سَمِعْتُ أبَا  هُرَيْرَةَ يَقُولُ: نَشَأتُ يَتِيماً، وَهَاجَرْتُ مِسْكِيناً، وَكُنْتُ أجِيراً ِبْنِةِ غَزْوَانَ بِطَعَامِ بَطْنِي وَعُقْبَةِ رَجْلِي. أحْطِبْ لَهُمْ إِذَا نَزَلُوا. وَأحْدُو لَهُمْ إِذَا رَكِبُوا فَالْحَمْدُ اللَّهِ الَّذِي جَعَلَ الدِّيِنَ قِوَاماً، وَجَعَلَ أبَا  هُرَيْرَةَ اِمَاماً.فِي الزوائد: إسناده صحيح موقوف. ‘ن حيان بن بسطام، ذكره ابْنِ حبان فِي الثقات. ووثقه الدارقطنيّ والذهبي وغيرهم. وباقي رِجَال ا“سناد أثبات .

765. (2445) (6752)- Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Yetim olarak büyüdüm, fakir olarak hicret ettim. Karnımı doyurma ve (yolculuk) sırasında bazan binerek ayağımı dinlendirme nöbeti karşılığında İbnetu Gazvân'â işçi oldum. Konakladıkları vakit onlara odun topluyordum. Bindikleri zaman da develerini yürütmek için ezgi söylerdim. İslâm dinini bir nizam, Ebu Hureyre'yi de imam (idareci) kılan Allah'a hamdolsun."

* BİR KOVA SU BİR HURMAYA

ـ766 ـ6753 ـ2446 -حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ ا‘عْلي الصَّنْعَانِيّ. ثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ عَنْ أبِيهِ عَنْ حَنَشٍ عَنْ عِكْرِمَةَ عِنِ ابْنِ عَبَّاسٍ؛ قَالَ: أصَابَ نَبِيَّ اللَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَصَاصَةٌ. فَبَلَغَ ذلِكَ عَلِيّاً. فَخَرَجَ يَلْتَمِسُ عَمًَ يُصِيبُ فِيهِ شَيْئاً لِيُقِيتَ بِهِ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُعَلَيْهِ وَسَلَّمَ. فَأتَى بُسْتَاناً لِرَجُلٍ مِنَ الْيَهُودِ. فَاسْتَقىَ لَهُ سَبْعَةَ عَشَرَ دَلْواً. وَكُلُّ دَلْوٍ بِتَمْرَةٍ. فَخَيَّرَهُ الْيَهُودِيُّ مِنْ تَمْرِهِ، سَبْعَ عَشَرَةَ عَجْوَةً. فَجَاءَ بِهَا إِلَى النَّبِيّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.فِي الزوائد: فِي إسناده حنش، واسمه حسين بن قيس ضعفه أحمد وغيره .

766. (2446) (6753)- İbnu Abbâs radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a (bir ara) maddi darlık isabet etti. Bu duruma Ali muttali oldu. Hemen çıkıp, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın ihtiyacını görecek bir gelir temini için iş aradı. Derken bir yahudiye ait bir bahçeye uğradı. Adama her kovası yüz kuru hurmaya onyedi kova su çıkarıverdi. Yahudi de hurmasından onun için onyedi tane acve (denilen iyi hurma) seçip verdi. Ali radıyallahu anh bunları Resûlullah'a getirdi."

ـ767 ـ6754 ـ2447 -حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ. ثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ. ثَنَا سُفْيَانُ عَنْ أَبِي إسْحَاقَ، عَنْ أَبُو حَيَّةَ عَنْ عَلِيٍّ؛ قَالَ: كُنْتُ أدْلُو الدَّلْوَ بِتَمْرَةٍ. وَأشْتَرِطُ أنَّهَا جَلِدَةٌ.فِي الزوائد: رِجَالُهُ إسناده ثقات والحديث موقوف. و أَبُو إسحاق اسمه عمرو بن عَبْدُ اللَّه السبيعيّ، اختلط بأخرة، و كَانَ يدلّس وقد رواه بالعنعنة .

767. (2447) (6754)- Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor. "Ben bir hurma mukabilinde bir kova su çıkarırdım ve hurmanın iyi, kuru olmasını şart koşardım."

ـ768 ـ6755 ـ2448 -حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ. ثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فَضَيْلٍ. ثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ جَدِّهِ عَنْ أَبِي  هُرَيْرَةَ؛ قَالَ: جَاءَ رَجُلٌ مِنَ ا‘نْصَارِ فَقَالَ: يَا رَسُولَ للَّهِ! مَالِي أرَى لَوْنَكَ مُنْكَفِئاً؟ قَالَ: الْخَمْصُ فَانْطَلَقَ ا‘نْصَارِيُّ إِلَى رَحْلِهِ. فَلَمْ يَجِدْ فِي رَحْلِهِ شَيْئًا فَخَرَجَ يَطْلُبُ. فَإِذَ هُوَ بِيَهُودِيٍّ يَسْقِي نَخًْ. فَقَالَ  ا‘نْصَارِيُّ لِلْيَهُودِيُّ: أسْقِي نَخْلَكَ؟ قَالَ: نَعَمْ. قَالَ: كُلُّ دَلْوٍ بِتَمْرَةٍ. وَاشْتَرَطَ ا‘نْصَارِيُّ أنْ َ يَأخُذَ خَدِرَةً وََ تَارِزَةً وََ حَشَفةً. وََ يَأخُذَ إَّ جَلِدَةً. فَاسْتَقىَ بِنَحْوٍ مِنْ صَاعَيْنِ. فَجَاءَ  بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ.فِي الزوائد: فِي إسناده عَبْدُ اللَّه بن سَعِيدِ بن كيسان ضعفه أحمد و ابْنِ معين وغيرهما .

768. (2448) (6755)- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Ensardan bir zat gelip: "Ey Allah'ın Resûlü! (Bugün) renginizi niye değişmiş görüyorum?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Açlıktan" buyurdular. Ensarî hemen evine döndü. Ama evinde (ikram edecek) bir şey bulamadı. Yiyecek aramaya çıktı. Derken hurmalık sulayan bir yahudiye rastladı: Yahudiye: "Hurmalığını ben sulayayım ne dersin?"dedi. O da: "Pekâla!" dedi. Ensari: "Her kovaya bir hurma!" dedi ve hurmanın içi kararmış, sertleşmiş ve adileşmiş olmamasını şart koştu, iyi hurmadan alacağını söyledi. Sonra iki sa' hurma yapacak miktarda su çıkardı ve aldığı hurmayı Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a getirdi."

* ÜÇTE BİRE, DÖRTTE BİRE MUZÂRA'A

ـ769 ـ6756 ـ2463 -حَدَّثَنَا أحْمَدُ بْنُ ثَابِتٍ الْجَحْدَرِيُّ. ثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ عَنْ خَالِدٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ عَنْ طَاوُسٍ؛ أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ أكْرَى ا‘رْضَ عَلى عَهْدِ رَسُولِ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَ أَنِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَ عُثْمَانَ، عَلى الثُّلُثِ وَالرُّبِعِ فَهُوَ يُعْمَلُ بِهِ إِلَى يَوْمِكَ هَذَا.فِي الزوائد: إسناده صحيح و رِجَالُهُ موثقون. ‘ن أحمد بن ثابت، قَالَ فِيهِ ابْنِ حبان فِي الثقات: مستقيم ا‘مر. قلت: وبافي رجال ا“سناد يحتج بهم فِي الصحيح .

769. (2463) (6756)- Tâvus'un anlattığına göre: "Muaz İbnu Cebel radıyallahu anh, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Ebu Bekr, Hz. Ömer ve Hz. Osman zamanlarında araziyi, (mahsulünü) üçte bir, dörtte bir karşılığında kiraya vermiştir. Bu kiralama işi, (o zamandan) şu günümüze kadar tatbik edile gelmiştir."

* HURMA VE ÜZÜM ORTAKLIĞI

ـ770 ـ6757 ـ2468 -حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ  تَوْبَةَ. ثَنَا هُشَيْمٌ عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ عُتَيْبَةَ عَنْ مِقْسَمٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ؛ أَنَّ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أعْطَى خَيْبَرَ أهْلَهَا عَلى النِّصْفِ. نَخْلُهَا وَأرْضُهَا.فِي الزوائد: فِي إسناده الحكم بن عتيبة، قَالَ شعبة: لم يسمع من مقسم إ أربعة أحاديث. و ابْنِ أَبِي ليلى هَذَا هو مُحَمَّد بن عَبْدُ الرَّحْمَنِ ضعيف .

770. (2468) (6757)- İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hayber arazisini, hurmalıklarıyla, tarlalarıyla mahsulün yarısı mukabilinde eski ahalisine (yahudilere müzâraa usulüyle) verdi."

ـ771 ـ6758 ـ2469 -حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ. ثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ عَنْ مُسْلِمٍ ا‘عْوَرِ عَنْ أنَسِ بْنِ مَالِكِ؛ قَالَ: لَمَّا افْتَتَحَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَيْبَرَ أعْطَاهَا عَلى النِّصْفِ.فِي الزوائد: فِي إسناده مسلم بن كيسان ضعفه أحمد و ابْنِ معين وغيرهما .

771. (2469) (6758)- Hz. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hayber'i fethedince orayı yarıya ortağa verdi."

NOT: Bu bahis daha önce yeterince açıklanmıştır, tekrar etmeyeceğiz.

* MÜSLAMANLAR ÜÇ ŞEYDE ORTAK

ـ772 ـ6759 ـ2472 -حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ.ثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ خِرَاشِ بْنِ حَوْشَبٍ الشَّيْبَانِيُّ عَنِ الْعَوَّامِ بْنِ حَوْشَبٍ عَنْ مُجَاهِدٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الْمُسْلِمُونَ شُرَكَاءُ فِي ثََثٍ: فِي الْمَاءِ وَالْكَ“ وَالنَّارِ. وَثَمَنُهُ حَرَامٌ.قَالَ أَبُو سَعِيدٍ: يَعْنِى الْمَاءَ الْجَارِيَ.فِي الزوائد: عَبْدُ اللَّه بن خراش. قد ضعفه أَبُو زرعة والبخاريّ وغيرهما. و قَالَ و محمد بن عمار الموصلي: كذاب .

772. (2472) (6759)- Hz. İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Suda, otta, ateşte. Bunlardan alınacak bedel de haramdır."

Ebu Saîd dedi ki: "(Sudan maksad) akarsudur."

ـ773 ـ6760 ـ2473 -حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِاللَّهِ بْنِ يَزِيدَ. ثَنَا سُفْيَانُ عَنْ أَبِي الزِّنَادِ عَنِ ا‘عْرَجِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ؛ أَنَّ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: ثََثٌ َ يُمْنَعْنَ: الْمَاءُ وَالْكَ‘ُ وَالنَّارُ.فِي الزوائد: هَذَا إسناد صحيح. و رِجَالُهُ موثقون. ‘ن مُحَمَّد بن عَبْدُ اللَّه بن يزيد أبا يَحْيَى المكي، وثقه النسائي و ابْنِ أَبِي حاتم وغيرهما. وباقي رِجَال ا“سناد عَلَى شرط الشيخين .

773. (2473) (6760)- Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Üç şey vardır ki (istenince) vermemezlik edilmez: Su, ot ve ateş."

ـ774 ـ6761 ـ2474 -حَدَّثَنَا عَمَّارُ بْنُ خَالِدٍ الْوَاسِطِيُّ. ثَنَا عَلِيُّ بْنُ غُرَابٍ، عَنْ زُهَيْرِ بْنِ مَرْزُوقٍ عَنْ عَلِيِّ بْنُ زَيْدِ بْنِ جَدْعَانَ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيِّبِ عَنْ عَائِشَةَ أنَّهَا قَالَتْ: يَا رَسُولَ للَّهِ! مَا الشَّيْءُ الَّذِي َ يَحِلُّ مَنْعُهُ؟ قَالَ: الْمَاءُ َوالْمِلْحُ وَالنَّارُ قَالَتُ: يَا رَسُولَ اللَّه! هذَا الْمَاءُ قَدْ عَرَفْنَاهُ. فَمَا بَالُ الْمِلْحِ وَالنَّارِ؟ قَالَ يَا حُمَيْرَاءُ! مَنْ أعْطَى نَاراً، فَكَأنَّمَا تَصَدَّقَ بِجَمِيعِ مَا أنْضَجَتْ تِلْكَ النَّارُ. وَمَنْ أعْطَي مِلْحاً فَكَأنَّمَا تَصَدَّقَ بِجَمِيعِ مَا طَيَّبَ ذلِكَ الْمِلْحُ. وَمَنْ سَقَى مُسْلِماً شَرْبَةً مِنْ مَاءٍ، حَيْثُ يُوجَدُ الْمَاءُ فَكَأنَّمَا أعْتَقَ رَقَبَةً. وَمَنْ سَقىَ مُسْلِماً شَرْبَةً مِنْ مَاءٍ حَيْثُ َ يُوجَدُ الْمَاءُ فَكَأنَّمَا أحْيَاهَا.فِي الزوائد: هَذَا إسناد ضعيف، لضعف عليّ بن زيد بن جدعان .

774. (2474) (6761)- Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü!" dedim, verilmemesi caiz olmayan şey nedir?"

"Su, tuz ve ateş!" buyurdular. Ben tekrar: "Ey Allah'ın Resûlü dedim. Evet suyu anladık öyledir, ama tuz ve ateş niye öyledir?" dedim. Şu cevabı verdi:

"Ey Humeyrâ! Kim (isteyene) ateş verirse, bu ateşin pişirdiği her şeyi tasadduk etmiş gibi sevap kazanır! Kim de tuz verirse, o da bu tuzun tatlandırdığı her şeyi tasadduk etmiş gibi olur. Kim su bulunan yerde bir Müslümana bir içimlik su içirirse sanki bir köle azad etmiş gibi olur, suyun bulunmadığı yerde içirirse, onu ihya etmiş gibi olur."

* OTA MANİ OLMAK İÇİN SUYA MANİ OLUNMAZ

ـ775 ـ6762 ـ2479 -حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ. عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ عَنْ حَارِثَةَ عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ؛ قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: َ يُمْنَعُ فَضْلُ الْمَاءِ، وََ يُمْنَعُ نَقْعُ الْبِئْرِ.فِي الزوائد: فِي إسناده حارثة بن أَبِي الرَّجُلُ، ضعفه أحمد وغيره. ورواه ابْنِ حبان فِي صحيحه بسند فِيهِ ابْنِ إسحاق وهو مدلس .

775. (2479) (6762)- Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Suyun fazlası esirgenmez. Kuyunun (ihtiyaçtan) artan kısmı da esirgenmez."

* AKAR SUYUN KULLANIMINDA SIRA

ـ776 ـ6763 ـ2481 -حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ. ثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ مَنْظُورِ بْنِ ثَعْلَبَةَ بْنِ أَبِي مَالِكٍ. حَدَّثَنِى مُحَمَّدُ بْنُ عُقْبَةَ بْنِ أَبِي مَالِكٍ، عَنْ عَمَّهِ ثَعْلَبَةَ بْنِ أَبِي مَالِكٍ؛ قَالَ: قَضىَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَيْلِ مَهْزُورٍ، ا‘عْلىَ فَوْقَ ا‘سْفَلِ، يَسْقِي ا‘عْليَ إِلَى الْكَعْبَيْنِ، ثُمّ يُرْسِلُ إِلَى مَنْ هُوَ أسْفَلُ مِنْهُ.فِي الزوائد: انفرد ابْنِ ماجة بِهَذَا الحديث عن ثعلبة. وليس له شئ فِي بقية الستة. وفي سنده زكريا بن منظور المدنيّ القاضي، ضعفه أحمد و ابن معين وغيرهما .

776. (2481) (6763)- Sâlebe İbnu Ebî Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mehzur (isimli derenin) suyu (ile arazilerin sulanması sırası) hususunda şu hükmü verdi:

"(Arazisi) yukarıda olan kimse (arazisi) aşağıda olan kimsenin üstündedir (yani önce o sular). Yukarıdaki kimse (arazisini), su, ayak topuklarına varıncaya kadar sular, sonra suyu kendisinden aşağıda olana salıverir.''

ـ777 ـ6764 ـ2483 -حَدَّثَنَا أَبُو الْمُغَلِّسِ. ثَنَا فُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ. ثَنَا مُوسىَ بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ إسْحَاقَ اِبْنِ  يَحْيَى بْنُ الْوَلِيدِ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ؛ أَنَّ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَضىَ، فِي شُرْبِ النَّخْلِ مِنَ السَّيْلِ أَنَّ ا‘عْلَى فَا‘عْلَي يَشْرَبُ قَبْلَ ا‘سْفَلِ، وَيُتْرَكُ الْمَاءُ إِلَى الْكَعْبَيْنِ، ثُمَّ يُرْسَلُ الْمَاءُ إِلَى ا‘سْفَلِ الَّذِي يَلِيهِ، وكَذَلِكَ حَتَّى تَنْقَضِىَ الْحَوَائِطُ أوْ يَفْنَى الْمَاءُ.فِي الزوائد: فِي إسناده إسحاق بن يَحْيَى قَالَ ابْنِ عديّ: يروى عن عبادة ولم يدركه. و كَذَا قال غيره .

777. (2483) (6764)- Ubâde İbnu's-Sâmit radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, hurmalıkların akar su ile sulanmaları hususunda şöyle hükmetti: "Suyun başından itibaren önce üsttekiler aşağıdakilerden önce sular. Su ökçeye (çıkacak kadar akmaya) bırakılır. Sonra su bitişikteki aşağıya bırakılır. Bahçeler bitinceye veya su tükeninceye kadar böyle yapılır."

NOT: Bu bahsi daha önce geçti.

* SUYUN TAKSİMİ

ـ778 ـ6765 ـ2484 -حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ. أنْبَأنَا أَبُو الْجَعْدِ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّه. عَنْ كَثِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ الْمُزَنِيِّ عَنْ أبِيهِ عَنْ جَدِّهِ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يُبَدَّأُ بِالْخَيْلِ يَوْمَ وِرِدْهَا.فِي الزوائد: فِي إسناده عمرو بن عوف، ضعيف. وفيه حفيده كثير بن عَبْدُ اللَّه قَالَ الشافعي: ركن من أر كَانَ الكذب. و قَالَ أَبُو دَاوُد: كَذَاب. و قَالَ ابن حبان: روى عن أبيه عن جده نسخة موضوعة  يحل ذكرها فِي الكتب. و الرواية عنه إ عَلَى جهة التعجب .

778. (2484) (6765)- Kesir İbnu Abdillah İbni Avf el-Müzeni'nin dedesi (Amr İbnu Avf) radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sulama gününde önce atlardan başlanmalıdır."

* KUYUNUN HARÎMİ

ـ779 ـ6766 ـ2486 -حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سُكَيْنٍ. ثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ  بْنِ الْمُثَنَّى. ح وَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الصَّبَّاحِ؛ ثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَطَاءٍ قَاَ: ثَنَا إِسْمَاعِيلُ الْمَكِّيُّ عَنِ الْحَسَنِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ؛ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: مَنْ حَفَرَ بِئْراً فَلَهُ أرْبَعُونَ ذِرَاعاً عَطَناً لِمَا شِيَتِهِ.فِي الزوائد: مدار الحديث فِي ا“سنادين عَلَى إِسْمَاعِيلَ بن مسلم المكي تركه يَحْيَى القطان و ابْنِ مهدي وغيرهما .

779. (2486) (6766)- Abdullah İbnu Muğaffel radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim (sahipsiz bir arazide) bir kuyu kazarsa, kendi hayvanlarına yatak olmak üzere kırk zirâlık mesafe onun olur."

AÇIKLAMA:

İhtiyaç sebebiyle sahipsiz arazide kuyu kazan kimsenin onu rahat tasarruf edebilmesi için muayyen belli bir sahaya hak sahibi olması gerekir. Sadedinde olduğumuz hadis, bunu kırk zirâ olarak belirler. Bu saha içinde başkası onun izni olmadan tasarrufta bulunamaz. Mesela gelip yeni bir kuyu açamaz, bahçe yapamaz. Kuyuyu kendi arazisi içinde açmışsa böyle bir yatak sahası mevzubahis olamaz, zaten kendisinindir. Kırk zirâlık saha her cihettendir. Ebu Hanîfe'nin fetvası da buna uygundur. Ebu Yusuf ve Muhammed, kuyu suyu deve gücüyle çekilirse bunun harîmi altmış zirâdır. Şâfi'î mezhebine göre, kuyunun sahipsiz arazideki harîmi, kuyudan su çeken kimsenin duracağı yer, suyun döküleceği yer, biriktirileceği havuz, sulamaya gelecek hayvan sürülerinin su civarında bekletileceği yerler gibi, kuyudan istifade edebilmek için ihtiyaç duyulacak yerlerin tamamıdır. Ancak ihtiyaç duyulan bu yerler başkasının mülkü ise harîm olamaz.

* AĞACIN HARÎMİ

ـ780 ـ6767 ـ2488 -حَدَّثَنَا عَبْدُ رَبِّهِ بْنُ خَالِدٍ النُّمَيْرِيُّ، أَبُو الْمُغَلَّسِ. ثَنَا الْفُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ. ثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ. أخْبَرَنِي إسْحَاقُ بْنُ يَحْيَى بْنِ الْوَلِيدِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ؛ أَنَّ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَضَى فِي النَّخْلَةِ وَالنَّخْلَتَيْنِ وَالثََّثَةِ للرَّجُلِ فِي النَّخْلِ. فَيَخْتَلِفُونَ فِي حُقُوقِ ذَلِكَ. فَقَضىَ أَنَّ لِكُلِ نَخْلَةٍ مِنْ أولئِكَ مِنْ ا‘سْفَلِ مَبْلَغُ جَرِيدِهَا حَرِيمٌ لَهَا.فِي الزوائد: إسناده منقطع. ضعيف، ‘ن إسحاق بن يَحْيَى يروى عن عبادة، ولم يدركه .

780. (2488) (6767)- Ubade İbnu's-Sâmit radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bir hurma bahçesinde, bir adama ait bir, iki, üç hurma ağacı hususunda hüküm verdi. Bahçe sahibi ile bu birkaç ağacın sahipleri, bahçedeki hakları hususunda ihtilaf etmişlerdi. Aleyhissalâtu vesselâm, bu münferid ağaçlardan her biri için, dipten itibaren dalının uzandığı yere kadar ağacın harîmi sayılacağına hükmetti."

ـ781 ـ6768 ـ2489 -حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبُو الصُّغْدِيِّ. ثَنَا مَنْصُورُ أيُّ مُقَيْرٍ ثَنَا ثَابِتُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْعَبْدِيُّ عَنْ ابْنِ عُمَرَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: حَرِيمُ النَّخْلَةِ مَدُّ جَرِيدِهَا.فِي الزوائد: إسناده ضعيف .

781. (2489) (6768)- İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Hurma ağacının harîmi onun dallarının uzunluğu kadardır."

* AKARINI SATAN, PARASINI MİSLİNE YATIRSIN

ـ782 ـ6769 ـ2490 -حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ. ثَنَا وَكِيعٌ. ثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُهَاجِرٍ، عَنْ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ حُرَيْثٍ؛ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ للَّهِ صَلَّي اللَّهُعَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: مَنْ بَاعَ دَاراً أوْ عَقَاراً فَلَمْ يَجْعَلْ ثَمَنَهُ فِي مِثْلِهِ كَانَ قَمِناً أنْ َ يُبَارَكَ فِيهِ.حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ. ثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ. حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُهَاجِرٍ عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ عَنْ عَمْرِو بْنِ حَرَيْثٍ عَنْ أخِيهِ سَعِيدِ بْنِ حُرَيْثٍ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِثْلَهُ.فِي الزوائد: ليس لسعيد بن حديث فِي الكتب الخمسة فئ، و للمصنف سوى هَذَا الحديث .

782. (2490) (6769)- Sa'îd İbnu Hureys radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim bir ev veya akâr satıp elde ettiği parayı aynı cins (bir mülk)e yatırmazsa, bu kimse, aldığı bedelin hakkında mübarek kılınmamasına müstehak olur."

ـ783 ـ6770 ـ2491 -حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ وَعَمْرُو بْنُ رَافِعٍ قَاَ: ثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ. ثَنَا أَبُو مَالِكٍ النَّخَعِيُّ عَنْ يُوسُفَ بْنِ مَيْمُونٍ عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ حُذَيْفَةَ عَنْ أبِيهِ حُذَيْفَةَ بْنِ الْيَمَانِ؛ قَالَ:قَالَ رَسُولُ للَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ بَاعَ دَاراً وَلَمْ يَجْعَلْ ثَمَنَهَا فِي مِثْلِهَا، لَمْ يُبَارَكْ لَهُ فِيهَا.فِي الزوائد: فِي إسناده يوسف بن ميمون. ضعفه أحمد وغيره .

783. (2491) (6770)- Huzeyfe İbnu'l-Yemân radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kim bir ev satar da aldığı parayı emsaline yatırmazsa, o para, kendisine mübarek kılınmaz."

AÇIKLAMA:

Dinimiz gayr-ı menkul emvali satıp menkul emvalde harcamayı teşvik etmemiştir. Gayr-i menkul satıldığı taktirde yine gayr-ı menkule yatırılmalıdır. Bu mallar daha emniyetli, daha garantilidir. Zira çalınmaz, gasbedilmez, israfla istihlak edilip tez elden tüketilmez.


Önceki Başlık: SADAKALAR BÖLÜMÜ
Sonraki Başlık: ŞUF'A BÖLÜMÜ

Kütüb-i Sitte eseri AKÇAĞ BASIM YAYIM PAZARLAMA A.Ş. izniyle sitemize eklenmiştir. Kopyalama yapılamaz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Not:Arapça yazılarda, Lam elifler, lam ve elif şeklinde ayrı ayrı olarak görünüyor. Ayrıca başka hatalar da olabilir. Bu açıdan okuyucularımızın bunu dikkate almalarını istirham ederiz.